Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
(Pamir'in Anlatımıyla)
04.55.
Kronometrenin dijital ekranındaki sayılar karanlıkta yeşil bir ışıkla yanıp sönüyordu.
Sahanın ortasında, ayazın omuriliğime kadar işlediği o dondurucu sessizlikte dikiliyordum. Siyah kabanımın yakaları kalkıktı, ellerim cebimdeydi. Yüzümdeki tek bir kas bile kıpırdamıyordu ama zihnimdeki çarklar saatlerdir durmaksızın dönüyordu.
İki ihtimal vardı.
Ya o gururlu, dik kafalı kız çocukça bir inatla o kapıdan içeri girmeyecek, kendini ve ailesini o şerefsizin önüne yem olarak atacaktı... Ya da zihni, duygularının önüne geçecek ve bir asker gibi mantıklı olanı seçecekti.
İkinciyi seçmesini istiyordum. Çünkü o şerefsiz babasının dosyasını incelediğimde, adamın ne kadar gözü dönmüş bir pislik olduğunu görmüştüm. Sare’nin antrenmanlarda savurduğu o hırslı yumruklar henüz bir adamı devirecek seviyede değildi. Onu o sokakta yalnız bıraksaydım, iki gün sonra cesedini toplamak zorunda kalabilirdim.
Buna izin veremezdim. Benim sahamda çalışan, benim disiplinime giren kimsenin ezilmesine göz yummazdım.
Saate baktım. 04.59.
Saniyenin ibresi 12’ye doğru kayarken, nizamiyenin ağır demir kapısından bir gölge belirdi.
Gelmişti.
İçimdeki o katı, asker kökenli tarafta anlık bir onaylama belirdi. Aferin, diye düşündüm. İlk defa aklını kullandın Sare.
Kıvırcık saçları ıslaktı. Yağmur yüzüne vuruyor, üzerindeki siyah hırka bedenine yapışıyordu. Adımları yorgundu ama çenesi her zamanki gibi imkansız bir inatla yukarıdaydı. Bakışlarındaki o asi, pes etmeyen ateş halâ yanıyordu. Bana doğru yürürken bir milim bile geri adım atmadı.
Tam karşımda durdu. Boy farkından dolayı başını yukarı kaldırmak zorunda kaldı ama gözlerini gözlerimden bir saniye bile kaçırmadı.
"Saat 05.00," dedi. Sesi rüzgarda titremedi. "Kabul ediyorum Yüzbaşı. O imzayı atıyorum."
Yüzümdeki o çelik kalkanı bir an bile bozmadım. Ona zafer kazandığımı hissettirecek tek bir mimik bile vermedim. Bu bir zafer değil, askeri bir operasyonun başlangıcıydı.
Ona doğru bir adım attım. Gölgem tamamen üzerine çöktü.
"Güzel," dedim, sesimdeki o soğuk, emredici tonu koruyarak. "Oyun bitti Sare. Bundan sonra benim kurallarımla oynayacaksın."
Bana nefretle bakıyordu. Biliyordum. Benden nefret etmesi işime gelirdi; nefret, insanı uyanık tutardı. Duygusallık ise adamı öldürürdü.
"Duygularını o kapının dışında bırak," dedim, bakışlarımı yüzündeki yağmur damlalarından ayırmadan. "Bu evlilik bir sığınak değil, bir mevzidir. O soyadı aldığın an benim karımsın. Bu demektir ki senin attığın her adım, benim itibarım ve korumam altındadır. Baban olacak o adam bu şehre adım attığı an, karşısında seni değil, silahlı bir subayı bulacak."
Cebimdeki dosyayı çıkarıp ona doğru uzattım.
"Yarın 09.00'da nikah dairesindeyiz. Şahitleri ben ayarladım. Resmiyet tamamlandığı gün, kardeşini ve anneni benim lojmanıma taşıyoruz. Tek bir itiraz cümlesi duymayacağım."
Sare dosyayı hırsla elimden çekti. Parmakları parmaklarıma değdiğinde cildinin buz gibi olduğunu hissettim ama bozuntuya vermedim.
"Ben sizin malınız değilim Yüzbaşı," dedi dişlerinin arasından. "Sadece ailemi koruyorum."
Bu bölümün ilk 24 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Emeğine sağlık harika bir bölümdü yine💙
Eline kalemine yüreğine sağlık yazarım ♥️❤️❤️
Evevttt acilll yeni bölümmm lazımmmmm
acill bölüm lazım
Yorum
Yorum bulunamadı.