Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
Güneş henüz doğmamıştı. Gökyüzü lacivert ile siyahın arasında sıkışıp kalmış, sabahın ayazı insanın kemiklerini sızlatıyordu.
Saat tam 04.58’di.
Askeri eğitim sahasının demir nizamiye kapısının önünde duruyordum. Üzerimde kalın bir eşofman takımı ve eski spor ayakkabılarım vardı. Soğuktan soğuyan nefesim buhar olup havaya karışıyordu ama bacaklarımdaki titremenin sebebi soğuk değildi; içimdeki o tuhaf, geri dönüşü olmayan heyecandı.
Nizamiye kapısı gıcırtıyla açıldı. İçeriden çıkan tek bir nöbetçi asker bana baktı:
"Sare Hanım?"
"Evet, benim."
"Yüzbaşı sizi bekliyor. Benimle gelin."
İçeriye doğru attığım her adımda, dış dünyayı geride bıraktığımı hissediyordum. Burası yüksek duvarlarla çevrili, devasa engellerin, tırmanma duvarlarının ve koşu parkurlarının olduğu bambaşka bir evrendi.
Sahanın ortasında, tek bir adam duruyordu.
Pamir Yüzbaşı. Üzerinde askeri kamuflaj pantolonu, siyah botları ve vücudunu saran siyah bir termal üst vardı. Kollarını arkasında birleştirmiş, gözlerini sahanın girişine dikmişti. Dün geceki kabanlı adam gitmiş, yerine adeta çelikten dökülmüş bir komutan gelmişti.
Tam önünde durdum. Çenemi yukarı kaldırdım.
"Geldim," dedim.
Pamir saatine baktı. Saniyesi saniyesine tutuyordu. Yüzünde en ufak bir takdir ifadesi belrmedi; aksine gözlerindeki soğukluk daha da derinleşti.
"Görüyorum," dedi, sesi sabahın sessizliğini yırtarak. "Ama buraya gelmek işin en kolay kısmıydı."
***
"Beş tur koşuyla başlıyoruz. Parkur bittiğinde şınav pozisyonuna geçeceksin. Başla."
Hiçbir açıklama yapmadı. Isınma yoktu, yumuşak bir geçiş yoktu. Beni doğrudan ateşin ortasına atmıştı.
İlk iki turda sorun yoktu. Ancak üçüncü turda akciğerlerim yanmaya, bacak kaslarım kasılmaya başladı. Dün gece yaşadığım o korkunun, travmanın ve uykusuzluğun ağırlığı bir anda omuzlarıma çöktü. Dördüncü turun ortasında ayağım çamurlu zeminde kaydı ve sert bir şekilde yere kapaklandım.
Dizlerim ve avuç içlerim soğuk toprağa gömüldü. Sivri taşlar cildimi kesti, acı tüm vücuduma yayıldı.
Gözlerim doldu. Tam o an başımda beliren gölgeyi hissettim. Pamir tepemde durmuş, aşağıya bakıyordu. Elini uzatmadı. Yardım etmedi.
"Ne oldu?" dedi, sesi bir kırbaç gibi tepemde patladı. "Hani kendi hayatının muhafızı olacaktın? Küçük bir çamur birikintisi mi seni durdurdu?"
"Ben..." Nefesim yetmiyordu, öksürdüm.
"Düşman seni yere düşürdüğünde kalkmanı beklemez Sare! Seni orada ezer! Ağlayacaksan, sızlayacaksan bu nizamiyeden çık git! Bana zaman kaybettirme!"
O an içimdeki korku yok oldu. Yerini yakıcı bir öfkeye bıraktı. Pamir Yüzbaşı’ya, o geceki adama, adil olmayan bu hayata... Hepsine duyduğum öfke kanıma karıştı.
Avuçlarımı çamura bastırdım. Kanayan ellerimi umursamadan, dişlerimi sıkarak doğruldum. Çamurlu yüzümle gözlerinin tam içine baktım.
"Ağlamıyorum," dedim, sesim kısıktı ama bir o kadar sertti. "Devam ediyoruz."
Pamir’in bakışlarında anlık bir duraksama oldu. Buz tutmuş gözlerinin arkasından bir kıvılcım geçti ama bunu anında gizledi. Çenesini sıkıp arkasını döndü.
"Koşmaya devam et," dedi soğukça. "Bitince yandaki ağırlık torbalarına geçeceksin."
Bu bölümün ilk 28 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Ay aşkım her zaman ki gibi mükemmel yazmışsın ellerine sağlık💖
Müko olmuş💓💓
Çook güzel olmuş bölüm elinize sağlık Yazar Hanım
Harikayddıııı
Çok güzel bölümdü eline sağlık ♥️❤️
Ya bu Sareyle komutan Pamir sevgili olacak mı yoksa askeri olarak mı gidecek kurgu?
Çookk güzeldi yaa bayıldımmm🩷
Yorum
Yorum bulunamadı.