Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
Şafak sökeli çok olmamıştı ama askeri alanın kapalı spor salonunda zamanın bir hükmü yoktu. Yüksek tavanlı, beton duvarlı salonun ortasında devasa bir minder alanı vardı.
Geniş pencerelerden içeri giren zayıf gün ışığı, salonun ortasında kollarını göğsünde birleştirmiş beni bekleyen Pamir Komutan’ı aydınlatıyordu. Üzerinde siyah bir askeri tişört ve rahat bir antrenman altı vardı. Her zamanki gibi heybetli, dik ve ulaşılamaz duruyordu.
Dün geceki fiziksel işkenceden sonra vücudumdaki her bir kas sızlıyordu. Avuç içlerimdeki bandajlar kanın dışarı sızmasını engellemek için sıkıca sarılmıştı. Yine de tam vaktinde, bir milim bile aksatmadan karşısındaydım.
"Dün bedenin sınırlarını gördün," dedi Pamir, adımlarını ağır ağır bana doğru atarak. Sesi salonda yankılanıyordu. "Bugün zihninin ve reflekslerinin sınırlarını göreceksin."
Mindere adımı attım. "Ne yapacağız bugün?"
"Yakın dövüş," dedi gözlerimin içine bakarak. "Sokakta sana saldıran adam seni silahla vurmayacak Sare. Önce üstüne çullanacak. Gücünü kullanacak. Senden üstün olduğunu hissettirmeye çalışacak."
Gözlerimin önüne o gecenin karanlığı geldi. Adamın bileğimi büktüğü an, o çaresizlik hissi... Göğsüm hızla kalkıp inmeye başladı. Pamir bunu fark etti ama acımadı. Tam karşımda durdu.
"Sana saldıran adama bakışlarınla zarar veremezsin," dedi soğuk bir sesle. "Bana hamle yap."
Duraksadım. "Ne?"
"Bana hamle yap dedim. Bütün gücünle vur. Nereye vurduğun umurumda değil."
Dişlerimi sıktım. Adımlarımı öne atıp sağ yumruğumu doğrudan çenesine doğru savurdum. Ancak hamlem daha hedefine ulaşamadan Pamir tek bir bilek hareketiyle kolumu havada yakaladı, diğer eliyle belimden kavrayıp beni saniyeler içinde yere savurdu.
Sırtım mindere çarptığında ciğerlerimdeki tüm hava boşaldı. Şokla nefes almaya çalıştım.
Pamir üzerime doğru eğildi, bakışlarında en ufak bir yumuşama yoktu. "Çok yavaşsın. Ve daha da önemlisi, öfkeyle hareket ediyorsun. Öfke kör eder. Sokakta öfkelenen ölür."
Gözlerimden bir damla hırs yaşı süzüldü ama hemen kolumun arkasıyla sildim. Dişlerimi sıkarak tekrar ayağa kalktım.
"Bir daha," dedim.
"Güzel," dedi Pamir, dudaklarının kenarında belli belirsiz, sert bir ifadeyle. "Tekrar."
İkinci hamlemde yine yere düştüm. Üçüncüsünde de. Dördüncüsünde kolumu arkama kıvırıp beni mindere sabitledi. Sıcak nefesi kulağımın hemen arkasındayken buz gibi bir tonla konuştu:
"Düşmanın ağırlığını kendi lehine çevireceksin. Benden daha güçlü değilsin, asla da olamayacaksın. Ama benden daha hızlı olabilirsin. Dengemi boz."
"Nasıl?" diye fısıldadım, nefes nefese. Tüm vücudum onun baskısı altındaydı.
"Zayıf noktaya odaklan. İnsan bedeni ne kadar güçlü olursa olsun, bazı yerler her zaman hassastır."
Bileğindeki baskıyı hafiflettiği an, dirseğimi geriye doğru savurup kaburgasına geçirdim. Pamir beklenmedik bu hamleyle hafifçe geriledi. O anı fırsat bilip üzerinden sıyrıldım ve hızla ayağa kalktım. Dövüş pozisyonu aldım.
Pamir kaburgasını tutmadı bile. Sadece durdu. İlk defa... evet, ilk defa gözlerinde alaycı olmayan, gerçek bir onaylama ifadesi gördüm.
Bu bölümün ilk 22 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Çok güzel bölüm eline kalemine yüreğine sağlık yazarım ♥️♥️♥️
Çok güzel yazmışsın yazar hanım ellerine sağlık ❤❤❤❤
Böyle güzel bir bölümden sonra acill yeni bölüm istiyoruzz
Aşkım mükemeeldiiiii her zaman ki gibi
Çok güzel bölümdü bayıldımmm🩷
Yorum
Yorum bulunamadı.