Gözlerimi açmaya çalıştığım an, göz kapaklarım sanki tonlarca ağırlık taşıyormuş gibi hissediyordum. Zar zor araladığım gözlerim, tavandaki parlak beyaz ışığa takıldı. Gözlerim yandı. Refleks olarak tekrar kapattım.
Derin bir nefes almaya çalıştım. Burnuma ağır bir ilaç kokusu geldi. Her yer sessizdi. Sadece düzenli aralıklarla öten cihazların sesi duyuluyordu.
Tekrar gözlerimi açtım.
Bulunduğum yer yabancıydı. Beyaz duvarlar, büyük bir pencere, yatağımın yanında duran cihazlar... Burasının bir hastane odası olduğunu anlamak zor değildi.
"Ben..."
Sesim neredeyse hiç çıkmamıştı. Boğazım kupkuruydu.
Etrafıma bakındım.
Kimse yoktu.
Kalbim hızlanmaya başladı.
"Neredeyim ben?" diye seslendim.
Cevap veren olmadı.
Biraz daha yüksek sesle bağırdım.
"Burası neresi?"
Tam o sırada kapı açıldı.
İçeri iki kadın girdi. Üzerlerindeki beyaz önlüklerden doktor olduklarını anlamıştım. Birbirlerine dönüp bilmediğim bir dilde konuşmaya başladılar.
Söylediklerini anlamaya çalışıyordum ama kelimeler birbirine karışıyordu. Sadece birkaç tanesini seçebiliyordum. Konuştukları dili daha önce duymuş gibiydim ama tam olarak anlayamıyordum.
Kadınlardan biri bana döndü ve yavaş, tane tane konuşmaya başladı.
"Hibe Hanım... Beni duyabiliyor musunuz?"
Başımı hafifçe salladım.
"Evet..."
Kadın derin bir nefes verdi.
"Uyanmanıza gerçekten çok şaşırdık."
Kaşlarımı çattım.
"Neden?"
Bir an sustu. Sonra gözlerimin içine bakarak konuştu.
"Çünkü tam iki yıldır komadaydınız."
O an zaman durmuş gibiydi.
"İ... iki yıl mı?"
Sesim titriyordu.
Ne söylediğini anlamamış olmalıydım.
İki yıl...
Bu mümkün değildi.
"Peki... ben neredeyim?"
Kadın kısa bir sessizliğin ardından cevap verdi.
"Şu anda kendi ülkenizde değilsiniz. Kazadan sonra tedavinizin devam edebilmesi için sizi buraya getirdiler."
Farklı bir ülke...
Bu yüzden konuştukları dili anlamakta zorlanıyordum.
Başım dönmeye başladı.
Ne kazası?
Neden buradaydım?
Ve... son iki yılım nereye gitmişti?Doktorun söyledikleri zihnimde yankılanıp duruyordu. İki yıl...
Sanki biri benden kocaman bir parçayı almıştı ve ben bunun farkında bile değildim.
"Benim... ailem nerede?" diye sordum.
Sesim bu kez daha güçsüz çıkmıştı.
Doktor kısa bir süre sustu. Sanki söyleyeceği şeyi dikkatlice seçiyordu.
"Merak etmeyin, onlara haber verildi. Uyandığınızı öğrenince sizinle iletişime geçecekler."
Ailem...
Bu kelime bile bana garip gelmişti. Çünkü kafamın içinde o kadar çok boşluk vardı ki, bazı şeyleri hatırlamak için kendimi zorluyordum.
Ama olmuyordu.
Gözlerimi kapattım.
Bir görüntü yakalamaya çalıştım.
Bir ses...
Bir yüz...
Bir anı...
Fakat hiçbir şey gelmedi.
Sadece büyük bir boşluk vardı.
"Ben ne zaman kaza yaptım?" diye sordum.
Doktor bana baktı.
"Detayları yavaş yavaş anlatacağız, Hibe Hanım. Şu anda kendinizi fazla zorlamamanız gerekiyor."
Kendimi zorlamamam gerekiyordu.
Ama nasıl?
İki yılım kaybolmuştu. Üstelik nerede olduğumu bile bilmiyordum.
Odadaki sessizlik tekrar üzerime çöktü.
Bir süre sonra hemşire içeri girdi. Bana bazı kontroller yaptı.
Konuştukları dili anlamaya çalışıyordum. Bazı kelimeleri seçebiliyor, bazılarını ise tamamen kaybediyordum.
Kendimi bir yabancının hayatını yaşıyormuş gibi hissediyordum.
Günler geçtikçe bedenim toparlanmaya başladı. Doktorlar bana sürekli sorular soruyordu.
Adım.
Yaşım.
Geçmişim.
Ama en zor soru hep aynıydı.
"Hatırlıyor musunuz?"
Her seferinde sessiz kalıyordum.
Çünkü bazı şeyleri biliyordum ama bazı şeyler sanki zihnimden silinmişti.
Özellikle kazadan önceki dönem...
Orada büyük bir karanlık vardı.
Fakat içimde garip bir his vardı.
Sanki kaybettiğim sadece anılarım değildi.
Sanki geçmişimde bıraktığım bazı insanlar ve bazı sırlar da vardı.Aradan aylar geçmişti.
İlk uyandığım günkü o çaresizlik hissi artık yoktu. Hâlâ geçmişimi tamamen hatırlayamıyordum ama artık kendimi kaybolmuş gibi hissetmiyordum.
Doktorlar, bedenimin düşündüklerinden daha hızlı toparlandığını söylüyordu. Ama benim için asıl zor olan şey bedenim değildi.
Zihnimdi.
Unuttuğum şeylerin peşinden koşmak, hatırlamadığım bir hayatı yeniden anlamaya çalışmak her geçen gün daha yorucu hale geliyordu.
Buradaki insanlar bana çok iyi davranıyordu. Farklı bir ülkedeydim, farklı bir dil duyuyordum ama zamanla alışmaya başlamıştım.
Bana sabırla yardım eden doktorlar ve hemşireler sayesinde yeniden ayağa kalkmayı öğrendim.
Fakat kimsenin bilmediği bir şey vardı.
Ben eski Hibe değildim.
Kazadan önce kim olduğumu tam olarak hatırlamıyordum ama içimde hâlâ o eski gücün olduğunu hissediyordum.
Doktorlar geçmişimle ilgili bazı belgeleri incelediklerinde şaşırmışlardı.
Çünkü ben sıradan biri değildim.
Kazadan önce askerlik eğitimi almış, zorlu görevlerde bulunmuş biriydim.
Bunu öğrendiğimde uzun süre sessiz kaldım.
Nasıl biriydim?
Neler yaşamıştım?
Neden zihnim bana bunları göstermiyordu?
Bilmiyordum.
Ama yeniden öğrenmeye karar verdim.
Bana burada yeni bir başlangıç yapma fırsatı verdiler. Güvendikleri bir ekip oluşturdular. Artık yalnız değildim.
Zamanla kendimi yeniden bulmaya başladım.
Güçlendim.
Değiştim.
Ve sonunda yıllardır görmediğim insanlara dönme zamanı geldi.
Eski hayatıma...
Eski ülkeme...
Ve geçmişimde bıraktığım insanlara...
Geri dönüyordum.
Ama bilmiyordum ki, döndüğüm yerde sadece arkadaşlarımı değil, unuttuğum büyük sırları da bulacaktım.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
çok güzel olmuş emeğine sağlık
harika olmuss yaaa 🌸
Yorum
Yorum bulunamadı.