Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
Onlar Özel Kuvvetler askeriydi. Bordo berelilerdi. Yoktan var olurlardı. Onları göremezdin. Eğer bir bordo bereliyi gördüysen, ya o bunu istediği içindir ya da sen, onun ellerinde son nefesini vermek üzeresindir.
Onlar her yerdeydiler…
Havada.
Karada.
Denizde.
Her zaman ve her yerde olurlardı.
Onlar korkusuzlardı… Korkmazlardı. Vatanları ve bayrakları için korkuyu her zaman ikinci plana atarlardı.
İsimleri geçmezdi haberlerde. İhtişamlı cenaze törenleriyle uğurlanmaz, kahramanlıkları uzun uzun anlatılmazdı. Otuz saniye… Belki daha az konuşulurdu onlar hakkında. Bir spiker anlatırdı. Bazen o bile anlatamazdı. Koca bir ömür, birkaç kelimelik bir altyazıya sığdırılırdı. Onlar görünmez olmayı öğrenmiş, görünmez yaşarlardı. İsimleri belli değildi. Yaşları belli değildi. Nerede doğduklarını, hangi şarkıyı sevdiklerini, en çok hangi yemeği özlediklerini kimse bilmezdi. Geride ise yalnızca bir Türk bayrağı kalırdı.
Kırmızı ve beyaz…
İki asil rengin buluştuğu o bayrak, bir tabutun üzerine serilirdi.
Kırmızısı, vatan uğruna toprağa düşenlerin kanından; beyazı ise geride bıraktıkları tertemiz yüreklerdenmiş gibi gelirdi insana.
Ve ardından tek bir cümle söylenirdi.
Vatan sağ olsun.
Zaten başka ne denirdi? Hangi kelime, hangi teselli böyle bir acıyı dindirebilirdi? Zordu… Hem de çok zordu. Çünkü bir ocağa ateş düştüğünde geri dönüşü olmazdı. İnsanlar unuturdu. Unutulurdu. Acı ama gerçekti bunlar. Kim hatırlardı? Hangimiz durup haberin tamamını izlemiştik? İnsanlar birkaç dakika boyunca ekranın karşısında sessizce oturur, üzülür, iç geçirir ve sonra hayatlarına devam ederlerdi. Kanal değişirdi. O kanal haber bitmeden kapatılırdı.
Kimse bir annenin acı feryatlarını, bir babanın akıttığı gözyaşlarını, çocuklarının ise ağlayarak Al bayraklı tabuta sarılmasına bakamazlardı...
Haber biterdi. Ama o evde bitmezdi. Ocağa düşen ateş, haber bülteni sona erdiğinde sönmezdi.
Ateş sadece düştüğü yeri değil, o ateşin değdiği her şeyi küle çevirerek yakıyordu.
Bir anne, oğlunun odasının kapısını her açtığında onu arardı gözleri.
Bir baba, telefonuna gelen her bildirimde yüreğinin sıkışmasına engel olamazdı.
Bir eş, geceleri yatağın boş tarafına bakardı.
Bir çocuk ise büyüdüğünde babasının sesini hatırlamak için eski videolara sarılırdı.
Bir yılda kaç şehit vermiştik?
On?
Otuz?
Elli?
Kim saymıştı? Peki kaçının adını ezbere biliyorduk? Kaçının hikâyesini biliyorduk? Kaçının sevdiği bir şarkı, yarım bıraktığı bir cümle, dönmek için söz verdiği bir ev vardı? Onların da arkalarında bıraktıkları olurdu.
Kızı.
Oğlu.
Kundaktaki bebeği.
Bu bölümün ilk 30 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Ayayayayay muk askimmm
Yorum
Yorum bulunamadı.