Toplantı odasındaki hava bir anda ağırlaşmış, sanki odadaki tüm oksijen çekilmişti. Alaz, elini sıkan bu adamın avucunun içindeki sıcaklığa ve gözlerindeki o alaycı, meydan okuyan ifadeye odaklanmamaya çalışarak elini hızla geri çekti.
"Memnun oldum, Karan Bey," dedi, sesine olabildiğince profesyonel ve soğuk bir ton katmaya çalışarak. "Projeye son dakika ortakları dahil edilmesinden pek hoşlanmam ama umarım ayak bağı olmazsınız."
Karan, bu sert çıkış karşısında geri adım atmak yerine, masanın başındaki deri koltuğuna rahat bir tavırla yerleşti. Ceketinin önünü açarken gözlerini bir an bile Alaz’dan ayırmıyordu. "Ayak bağı mı?" diye mırıldandı, sesi pürüzsüz ve tehlikeli derecede derindi. "Sizi temin ederim Alaz Hanım, ben hiçbir zaman arkamda temizlenmesi gereken izler bırakmam. Aksine, başladığım işi her zaman tam olarak kendi istediğim şekilde bitiririm."
Odadaki diğer ekip arkadaşları Gediz ve Arel, aralarındaki bu ani ve yüksek elektrikten rahatsız olmuş gibi birbirlerine baktılar. Lorin ise masanın altından Alaz’ın dizine hafifçe vurarak ona sakin olmasını işaret ediyordu. Ama Alaz’ın damarlarındaki kan çoktan kaynamaya başlamıştı. Bu adamın aurası, duruşu ve o ukala tavrı, onun tahammül sınırlarını zorluyordu.
"O zaman hemen sadede gelelim," diyerek tableti masanın ortasına doğru kaydırdı Alaz. "Şehrin merkezindeki bu yeni lüks penthouse projesinin çizimlerini ben hazırladım. Sizin bu konsepte katacağınız şey ne olacak, Karan Bey? Çünkü ben projemde hiçbir hataya ya da... fazlalığa yer vermem."
Karan hafifçe öne doğru eğildi. Masanın üzerinden Alaz’a doğru yaklaştığında, erkeksi, odunsu ve pahalı parfümünün kokusu Alaz’ın burnuna doldu. Bu koku, tuhaf bir şekilde Alaz’ın dün gece yatağında telefon ekranına bakarken hayal ettiği o erkeksi silüeti anımsatmıştı.
"Ben fazlalıklarla ilgilenmem, Alaz Hanım," dedi Karan, gözlerini Alaz’ın dudaklarına indirip ardından tekrar gözlerine çıkararak. "Ben sadece... gizli kalmış detayları ortaya çıkarmayı severim. Mesela bu çizimdeki yatak odası ve teras konsepti... Fazlasıyla korunaklı, fazlasıyla duvarlarla çevrili. Tıpkı sizin gibi. Ama unutmayın, bazen en güzel manzara, o duvarları tamamen yıktığınızda ortaya çıkar."
Alaz, Karan’ın gözlerinde çakan o karanlık parıltıyı gördüğünde yutkunmak zorunda kaldı. Bu adam, bilmeden, dün gece uygulamada ona meydan okuyan "Gece Yarısı"nın kelimelerini kullanıyordu. Kalbi hızla çarparken, Karan’ın masanın üzerindeki eline odaklandı. Uzun, damarlı parmakları ve güçlü bilekleri... Telefonun ekranında cüretkar cümleler yazan parmaklar bunlara ne kadar da benziyordu.
Toplantı boyunca aralarındaki bu sözlü düello ve göz hapsi hiç bitmedi. Ne zaman Alaz bir fikir sunsa, Karan onu daha cüretkar ve sınırları zorlayan bir öneriyle köşeye sıkıştırıyordu. Gündüzün bu parlak ışıkları altında, profesyonel kıyafetlerin içinde birbirlerine resmen savaş ilan etmişlerdi.
Saatler sonra toplantı bittiğinde Alaz kendini odasına zor attı. Ceketinin düğmesini açtı, pencereyi açıp derin bir nefes aldı. İçindeki bu tuhaf, adını koyamadığı fiziksel gerilim onu delirtmek üzereydi. Karan, onun kimyasını tamamen altüst etmişti.
Tam o sırada masanın üzerindeki telefonu titredi.
Gelen bildirim, o gizli uygulamadandı. Gece Yarısı’ndan yeni bir mesaj vardı.
Alaz titreyen parmaklarıyla ekranı açtı:
“Bugün seni çok yormuşlar gibi görünüyor, güzelim... O dik başlı duruşunun, birinin karşısında pes ederken nasıl görüneceğini hayal etmek bile tenimi ateşliyor. Söyle bana, bugün seni delirten o adamın karşısında duvarlarını koruyabildin mi, yoksa şimdiden çatlamaya başladılar mı?”
Alaz’ın nefesi boğazında düğümlendi. Karan’ın şirketteki o keskin gözleri ve bu mesajın cüretkarlığı beyninde birbirine karışırken, arkasına yaslanıp çarpan kalbini sakinleştirmeye çalıştı.
Bölüm Yorumları