Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
Yavuz Komiser merdivenlerden inerken arkasından ters ters bakıp kapıyı Şaziye Teyzelerin yüzüne çat diye kapattım. Tabii kapının arkasından Mualla Teyze’nin "Gördün mü, nasıl da suçluluk psikolojisiyle kapıyı örttü!" fısıltısını duymamazlıktan gelmek imkânsızdı.
"Caner," dedim, arkama dönüp elindeki dedektörle salonun ortasında dikilen belama bakarak. "O elindekini yavaşça yere bırak ve bana parasını nereden aldığını itiraf ettiğin kumbaramın hesabını ver."
Caner dedektörü koltuğun üzerine bırakıp elini göğsüne koydu. "Abla, yatırım bu! Geleceğimize yatırım yaptım. Biliyorsun, Büyük İskender bu topraklardan geçti. Ya bizim salondaki parkenin altında bir çömlek altın varsa?"
Diyorum size gerizekalı bu
"Caner, biz dördüncü kattayız!" diye bağırdım. "Dördüncü kat! Parkeyi kazarsan altın değil, alt kattaki Şaziye Teyze’nin kanepesine düşersin!"
Gözlerini devirdi. "Dar vizyon... Hep bu dar vizyon yüzünden ailece kalkınamıyoruz."
Tam ona dersini vermek için terliğimi çıkarıyordum ki aşağıdan müthiş bir gürültü koptu
Ve ardından mahalle sakinlerinin aşina olduğu o acı feryat:
"AMİRİMMMM! ARABANIZI MAHFETTİLER AMİRİMMMM!"
Bu ses, Yavuz Komiser’in devriye devriye gezen ama her olayda nedense bizim binanın önünde biten polis memuru Poyrazın sesiydi .
Caner’le aynı anda balkona fırladık. Şaziye Teyze ile Mualla Teyze de kendi balkonlarından sarkmış, çekirdek çitliyorlardı bile.
Aşağıdaki manzara şuydu: Yavuz Komiser’in gözü gibi baktığı, her pazar bezle cilaladığı siyah arabasının üzerinde kocaman bir tahta parçası ve bir rulo tel duruyordu. Ve balkondan aşağı uzanan misina ipinin ucunda... Caner’in daha iki gün önceki hobisi olan "amatör olta takımı" asılıydı.
Caner yutkundu. "Abla... Ben dünkü oltayı balkonda kurutmaya bırakmıştım da... İğnesi rüzgârda Yavuz Komiser'in arabasının tentesine mi takılmış acaba?"
O sırada binanın kapısından Yavuz Komiser çıktı. Arabasına baktı, üzerindeki oltaya baktı, sonra başını yavaşça yukarı, bizim balkona doğru kaldırdı. O an göz göze geldik. Adamın gözlerinden alev çıkıyordu, yemin ederim.
"Gülhan" diye bağırdı. Yerimden sıçrayıp adama baktığımda sinirle bana bakıyordu.
Ne diyorduk
Sıçtık
Beş dakika sonra Yavuz Komiser yine bizim kapıdaydı. Ama bu sefer yalnız değildi; arkasında Poyraz Memur, ellerinde kâğıt kalemle bekleyen Şaziye Teyze ve merakla kapıya üşüşmüş diğer komşular vardı.
Kapıyı açtığımda Yavuz içeriye öyle bir hışımla baktı ki Caner anında buzdolabının arkasına saklandı.
"Gülhan Hanım," dedi Yavuz, sesi bu sefer tekinsiz bir şekilde sakindi. "Kardeşinizin bu binadaki varlığı doğrudan kamu malına ve şahsi mülkiyetime tehdittir. Geçen hafta ok ve yay, bugün dedektör ve olta... Yarın ne var? Mancınıkla mahalleyi mi kuşatacaksınız?"
"Komiserim," dedim, ellerimi iki yana açarak en masum yüz ifademi takındım. "Gerçekten rüzgârın suçu! Ben Caner’e defalarca söyledim, 'Oltayı balıkta bırak, balkona asma' diye..."
"Abla!" diye buzlucanın arkasından bağırdı Caner. "Yalan söyleme, 'Git o oltayı gözümün önünden çek' diyen sensin!"
Gözlerimi kapatıp derin bir sabır çektim. Bu çocuk kesinlikle evlatlıktı, başka açıklaması olamazdı.
Yavuz Komiser adımını içeri atıp tam bana doğru eğildi. Aramızda birkaç santim kaldığında o gıcık ama karizmatik bakışıyla gözlerimin içine baktı. "Gülhan, bak. Sana üç seçenek sunuyorum: Ya bu çocuğu bir hobi kursuna yazdırırsın, ya bu evdeki bütün teçhizata el koyarım, ya da..."
"Ya da ne?" dedim, geri adım atmayarak.
"Ya da seni bu mahalledeki huzuru bozmaya yataklık etmekten merkeze alırım. İfadenizi ben alırım. İnan bana, hiç tatlı konuşmam."
Şaziye Teyze aradan kafasını uzattı: "Ayyy, merkeze mi götüreceksiniz Gülhan’ı? Ay Naciye’yi arayayım, kızın başı yandı!"
"Teyze bir git Allah aşkına!" diye bağırdım. Sonra Yavuz’a döndüm. "Tamam! Tamam, anlaştık! Ben ona sabahtan akşama kadar oturacağı, kimseye zarar veremeyeceği bir hobi bulacağım."
"Söz mü?" dedi Yavuz, tek kaşını kaldırarak.
"Söz!"
Yavuz tatmin olmuş bir edayla arkasını döndü, tam gidecekken Caner buzdolabının arkasından çıktı ve elindeki yeni broşürü gösterdi:
"Abla! İnternetten buldum, 'Evde Amatör Kimya ve Patlayıcı Olmayan Deneysel Karışımlar Kitçik' sipariş ettim! Yarın kargoda!"
Yavuz Komiser anında durdu. Yavaşça bana doğru geri döndü ben hayatımda ilk defa Yavuz Komiser’in kelepçeyi çıkartıp elimde sallamasına razı olacak noktaya gelmiştim.
Bu bölümü beğendin mi?
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Çok komikti LDJDŞKSŞSJŞSJSŞKD
Caneeeeeeerrrrrrrrrr yeter, allah peygamber varyaaaaa 😭
Caner lütfen dur 🤗🤗
Yorum
Yorum bulunamadı.