Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
Güneş, devasa malikanenin pencerelerinden süzülürken İlay, lüks ama bir o kadar da kasvetli odadaki geniş yatakta gözlerini açtı. Üzerindeki fıstık yeşili elbise buruş buruş olmuştu. Tam yataktan kalkıp kapıya doğru yönelecekti ki, kapı iki kere çalınıp yavaşça açıldı.
İçeriye Aras’ın korumalarından biri, Mert girdi. Gayet resmi, ciddi ama İlay’ın dünkü şovundan sonra biraz da çekingen bir tavırla boğazını temizledi.
"İlay Hanım, hayırlı sabahlar," dedi Mert, gözlerini oda sınırlarında tutmaya çalışarak. "Aras Bey sizi aşağıda, kahvaltı masasında bekliyor."
İlay yataktan fırlayıp üzerindeki elbiseyi düzeltti. "Mert’çiğim, günaydın canım. Ayrıca beni sabahın köründe niye uyandırıyorsunuz, ben kaçırılmış bir mağdurum, uyku hakkım var!"
"İlay Hanım, lütfen..." dedi Mert ezilip büzülerek. "Aras Bey bekleletilmeyi hiç sevmez. İnelim, yoksa faturası bize kesiliyor."
İlay derin bir iç çekip gözlerini devirdi. "Aman iyi tamam, patronunuzun tansiyonu düşmesin şimdi. Yürüyün bakalım."
Sarmaşıklarla kaplı geniş bahçeye bakan devasa kahvaltı masasında Aras Koral oturuyordu. Üzerinde siyah gömleği, elinde gazetesi ve önünde taptaze kahvaltılıklarla son derece karizmatik ve tehlikeli görünüyordu. İlay gürültülü bir şekilde sandalyeyi çekip tam Aras'ın karşısına oturdu. Masadaki zeytin tabağını kendine doğru çekip bir tanesini ağzına attı.
"Günaydın patron," dedi ağzı doluyken.
Aras İlay'a baktı. İlay’ın üzerindeki buruşmuş fıstık yeşili elbiseye, dağılmış saçlarına ve sıfır korku barındıran gözlerine baktı.
"Sana da günaydın İlay," dedi soğuk bir sesle. "Görüyorum ki çenen sabahın ilk ışıklarıyla birlikte mesaiye başlamış."
İlay çatalını çay bardağına vurarak tıkırdatmaya başladı. "Lafı dolandırmayalım Koral Bey. Ben bu fıstık yeşili elbiseyle daha ne kadar oturacağım bu masada? Beni ne zaman salacaksınız? İşim var, gücüm var, evde çiçeğim var sulanacak!"
Aras çayından bir yudum aldı, bardağı tabağına sessizce bıraktı ve öne doğru eğilip doğrudan İlay'ın gözlerinin içine baktı.
"Hiçbir zaman."
İlay’ın elindeki çatal havada kaldı. "Ha?"
"Hiçbir zaman," diye tekrarladı Aras, tane tane konuşarak. "Buradasın. Sana güvenmiyorum. Çenen inanılmaz düşük, dışarı adımını attığın an ilk gördüğün simitçiye bile benim adımı verip hikayeni anlatırsın. O yüzden bir yere gitmiyorsun."
İlay sinirle çatalı masaya bıraktı. "Neyimi güvenmiyorsun be?! Ben sır tutmasını çok iyi bilirim bir kere! Ayrıca ne demek gidemiyorsun? Ben burada hapis mi kalacağım ömrümün sonuna kadar?"
"bütün eşyalarını aldıracağım," dedi Aras gayet rahat bir tavırla. "Mert bugün senin evine gidecek, neyin varsa toplayıp getirecek. Artık burada yaşıyorsun."
"Hayır!" diye bağırdı İlay sandalyeden fırlayarak. "Hayır, saçmalama! Kimse benim evime giremez, hele o koca koca adamlar benim özel eşyalarıma asla dokunamaz! Sal beni diyorum sana Koral!"
"Kes sesini!" diye gürledi Aras. Masadaki atmosfer bir anda buz kesti. Aras’ın gözlerindeki o tehlikeli şimşekleri gören korumalar bile kıpırdamadan durdu. Aras derin bir nefes alıp ayağa kalktı, masanın etrafından dolanıp İlay’ın tam tepesinde durdu. "Sesinin tonuna dikkat et. Ben ne dersem o olacak. Eşyaların gelecek ve sen bu evden çıkmayacaksın."
Bu bölümün ilk 19 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
İlayy aşırı ikonik bayıldımmm
Mü-kem-mellll👌
Eline kalemine yüreğine sağlık yazarım çok güzel 💖
BAYILDIIMMMM
Devamı devamı devamii
❤️❤️❤️❤️
Yorum
Yorum bulunamadı.