Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
Kahvaltı masasındaki o gerilimli ama bir o kadar da absürt atışmanın ardından Aras, çayından son yudumu alıp peçeteyle dudaklarını kuruladı. Bakışlarını, masanın kenarında hâlâ zeytin çekirdekleriyle kule yapmaya çalışan İlay’a çevirdi.
"Mert!" diye seslendi Aras, sesi bahçede yankılandı.
Mert anında hazırola geçip masanın yanına belirdi. "Buyurun Aras Bey?"
"İlay Hanım’ın adresini al. Yanına iki kişi daha alıp evine gidin. Neyi var neyi yoksa toplayın getirin. Giysileri, kişisel eşyaları... Ne gerekiyorsa."
İlay elindeki zeytin çekirdeğini tabağa bıraktı. Sandalyesini gürültüyle geriye doğru itip ayağa fırladı.
"Hop! Orada bir dur bakalım Koral Bey!" dedi ellerini beline koyarak. "Ne demek 'neyi var neyi yoksa toplayın'? Mert’çiğim sen bir adım geri çekil bakayım."
Mert arada kalmanın verdiği çaresizlikle bir Aras’a bir İlay’a baktı, en sonunda gözlerini yere sabitledi.
"İlay, sabrımı zorlama," dedi Aras, sesi tehlikeli bir şekilde alçalarak. "Otur oturduğun yere. Mert gidip getirecek dediysem getirecek."
"Olmaz!" diye bağırdı İlay çenesini dikleştirerek. "Asla olmaz! Namus meselesi bu be! Benim çekmecelerimde ne var, özel eşyalarım neler... Elin adamı girip benim evimi mi karıştıracak? Asla izin vermem! Beni de götüreceksiniz!"
Aras oturduğu sandalyede öne doğru eğildi. Gözleri tehlikeli bir şekilde kısıldı. "Sen bu evden dışarı adımını atamazsın demedim mi ben sana?"
"Ben de sana benim özel eşyalarıma elin adamı dokunamaz dedim!" dedi İlay, geri adım atmaya hiç niyeti yoktu. "Madem beni burada rehin tutacaksın, eşyalarımı da kendi ellerimle toplarım! Ha, çok korkuyorsan kaçarım diye, takarsın koluma beş tane adamını, başında beklerler! Ama o eve ben de geleceğim."
Aras derin bir nefes aldı. Şakaklarındaki damar yine belirginleşmişti. Oturduğu yerden yavaşça ayağa kalktı. Boy farkının verdiği üstünlükle İlay’ın tam tepesine dikildi, gölgesi kadının üzerine düştü. Masadaki korumalar ve hizmetliler nefeslerini tutmuştu; Aras Koral’a daha önce kimse bu tonla konuşmamış, emir vermeye kalkışmamıştı.
"Sen gerçekten çıldırmışsın," dedi Aras, sesi bu kez neredeyse bir fısıltı kadar karanlıktı. Yüzünü İlay’ın yüzüne yaklaştırdı, gözlerinin içine dik dik baktı. "Bana bak kadın... Ben bu şehirde tek bir sözüyle insanları tir tir titreten adamım. İnsanlar benim adımı duyunca yollarını değiştiriyor. Sen nasıl oluyor da... nasıl oluyor da benden hiç korkmuyorsun?"
İlay bir an Aras’ın o kapkaranlık gözlerine, çatık kaşlarına ve keskin yüz hatlarına baktı. Yüzünde en ufak bir panik ya da korku belirtisi oluşmadı. Aksine, Aras’ı baştan aşağı şöyle bir süzdü, sonra dudaklarını büzüp hafifçe alaycı bir gülümseme yerleştirdi yüzüne.
"Ay... neren korkutucu senin be?" dedi İlay rahat bir tavırla. "Tamam, boy pos var, kaşlar çatık, siyah gömlek falan... Konsept güzel, karizma falan yemeyelim şimdi hakkını. Ama neticede yanlış kadını kaçıran bir ekibin başısın Koral Beyciğim! Navigasyon kullanmayı bilmeyen adamlardan mı korkacağım ben? Hem korksam ne olacak? Korkudan bayılayım mı şuraya, memnun mu olacaksın?"
Bu bölümün ilk 15 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Ayyy çok iyiiiii
Mükemmel bir bölümdü bebişş. 🌸🌸🌸💖💖💖💖💖💖
Harika olmuşşşşş bebişim
😘❤️ Müq mü kem mel
Yorum
Yorum bulunamadı.