Bu hafta nedense aşırı derecede kötü hissediyorum. Nedenlerini biliyorsunuz açıklama yapmama gerek yok sanırım. Peki bu sevgili rolünü benimle kim yapacak. Lan ben yirmi iki yaşındayım. Evlenmek neyime? Yok annemin birkaç tahtası eksik desem yok değil. Son zamanlarda kafasını bir yere mi çarptı acaba? Her neyse şimdi buluşma için hazırlık yapıyordum. Planım basitti. Her kimse umrumda bile değildi. "Ben evlenmeyeceğim." Demek çok kolay gelecekti. Siyah renkli kollu bir elbise giydim. Elbise bacaklarımın yarısını kapatıyordu. Sağ tarafında bir yırtmacı vardı. Kumral tenime hiç uymuyordu. Saçlarımı tepeden bir topuz yaptım ve artık hazırdım. Altı kırmızı olan bir topuklu tercih ettim. Çanta almadım. Gerek yoktu zaten. Arabama bindim ve çalıştırdım. Bugün çok harika geçsin lütfen. Diye geçirdim içimden. Lütfen be! Akşam saat altıya geliyordu. Arabayı durdurdum ve arabadan indim. İçeri girdim.
Her yer sarı led lambalarla çevrelenmişti. Daire şeklinde kahverengi masalar. Birbiriyle flört eden çiftler. Genç kızlar bir arada toplanıp gülüşerek sohbet ediyorlardı. Kocaman bir bar köşesi yapılmıştı. Asla uğramayacağım bir köşe. Esmer tenli bir çocuk elini havaya kaldırdı. Zerre tanımıyordum ama yanına gittim. Kahverengi gözleri vardı. Beyaz bir takım elbise giymişti tamamen bana zıttı. Karşısına oturdum. "Selam." Dedi alnından soğuk terler dökülüyordu. Oldukça saf bir kişiliği vardı. "Selam. Birkaç şey söyleyip gideceğim." Başını salladı. "Ne söyleyeceğini biliyorum," dedi yavaşça. "Sevgilim var," dedim sakince. Başımı yavaşça salladı. "Benimde bir sevgilim var." Gülümsedim. "Sevindim. Sana mutluluklar." Ayağa kalktı ve hızlı adımlarla dışarı çıktı. "Bay bay," dedim alaycı bir tavırla. Duyması biraz değişik olurdu. Ayağa kalktım ve bende dışarı çıktım. Her zamanki gibi yağmur yağıyordu. Arabama bindim ve çalıştırdım. Bitti bu kadar. Şimdi sıra ikinci aşamada. Sevgili bulmak. Yani kendine bir eş seçmek. Arabayı hızlıca sürdüm ve herhangi bir yerde durdurdum. Burası herhangi bir yer değil Baran'ın dün bana arabamı verdiği yer. Arabadan indim ve banklardan birine oturdum. Belki gelir, diye geçirdim içimden. Belki...
Yanıma biri gelip oturdu. "Bu soğukta burada ne işin var prenses?" Baran'ın sesi! Gülümsedim. Ve ayağa kalktım. "Nasıl diyeceğim bilmiyorum ama... Evlen benimle." Ağzı yarım karış açık kaldı. "Nasıl yani?"
"Seni seviyorum falan değil! Tamamen bir sahte evlilik planı." Düşündü. Düşündü. Düşündü. "Of tamam. Zorlamadım seni. Çok düşündün!"
"Tamam tamam kabul." Gülümsedim. "Ben ilk annem evleneceksin dediğinde öleceğim zalnettim."
"Benim gibi karizmatik bir erkek senin teklifini kabul etti işte. Fena mı?" Göz devirdim. "Fena. Mecbur kaldım. Çok erkek arkadaşım yok. Hatta hiç olmadı. Ve ben seni sende beni hak etmiyorsun. Hak etmiyoruz." Gözlerimi yere diktim. "Bu yağmurda öylece bekleyecek miyiz?" Arabamın kapısını açtım. "Gir." Sürücü koltuğuna geçti. "Hoşt köpek! Kalk oradan" burun buruna geldik. "Karıcığım. Sen yarım yamalak sürüyorsun arabayı." Kaşlarımı çattım. "Off bir kerede hatırlatma." Kolumdan tuttu. Bırak lütfen. Kolunu ittirdim ve yan koltuğa geçtim. "Sür ben tarif ederim sana." Başını salladı. "Sen iyi misin?" Kahkaha attım. "İyi gibi mi görünüyorum? Söyle çok mu kötüyüm yoksa?" Gözlerimden akan yaşları yok saydım. "Sadece altı ay sadece olmazsa bir bahane bulup boşanırız. Sadece bana güven lütfen." Umut dolu gözlerle ona baktım. "Tamam. Sen nasıl istersen." Ellerim titriyordu. Rahat bir nefes alabilmiştim artık. "İyide neden ben?" dedi direksiyona vurarak. "Ben... Bu konuyu sonra konuşalım." Başını salladı. Gözlerimi kapadım. "Hey gitme istersen. Yolu tarif edeceksin daha." Yerimde kıpırdandım. "Tamam dur zaten burası." Arabayı durdurdu ve arabadan indi kapımı açtı. Hafifçe sırıttım ve arabadan indim. Anahtarımı çıkardım ve kapıyı açtım. "Hazır mısın?" Gözlerini kapatıp açtı. Kapıyı açtım ve içeri girdim. Annem beni kapıda karşıladı. Daha nasıl geçti demeden gözü Baran'a kaydı. "Anne sana bahsettiğim kişi sevgilim." Annem bir anda gülümsedi. "İsmin?" Yüzündeki tebessümü korumaya devam etti. Aferin sana. "Baran." Elini tuttum. "Evlenmek istiyoruz," dedim seslice. Öyle ki odasından zor çıkan mağara kadını ablam dışarı çıktı. "İçeri geçip konuşalım isterseniz." Dedi annem. "Sakin ol," dedim fısıldayarak. İçeri geçtim ve koltuğa oturdum. Babam ağzı açık bir şekilde bizi izliyordu. Dudağımı birbirine bastırdım. Ve başımı omzuna yasladım. "Uzun zamandır tanışıyoruz," diye bilmem kaçıncı yalanımı söyledim. Özür dilerim anne. Diye geçirdim içimden. Kolunu omzuma attı. "Ne kadar tatlı?" Dedi annem babama bakarak. Sırıttı. "Yarın annen ve babanla tanışmak isteriz." Dedi babam. Baran başını öne eğdi. "Babam hayatta değil." Elini daha sıkı tuttum. Bu sakin ol yada baban için üzüldüm demekti. Soluklarım hızlandı. "Yarın." Diye tekrarladım. "Aşkım." Dedim tatlı bir ses tonuyla. "Ben seni geçireyim." Başını salladı ve ayağa kalktı. Kapıya kadar gittikten sonra durdurdum ve telefonumu uzattım. "Numaranı yaz. Lazım olacaksın." Telefonu aldı ve saniye geçmeden bana uzattı. "Nasıl kayıt edeceksin beni?" Ters ters baktım. "Absürt." Kapıyı açtı ve dışarı çıktı. "Görüşmek üzere karıcığım."
Bölüm Yorumları