Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
2.Bölüm: Organize Gençlik Cinayetleri
Mayıs 1978/ İstanbul
Mezuniyetimize yalnızca birkaç hafta kalmıştı.
Ama buna rağmen üniversitenin yüksek tavanlı taş koridorlarında yürürken konuştuğumuz konular sınavlar, diplomalar ya da teslim etmemiz gereken tezler değildi. Bambaşkaydı. Hangi fakültenin önünde kimlerin beklediğini, hangi sokağa tek başımıza girmememiz gerektiğini, akşam saatlerinde hangi otobüse binmenin daha güvenli olduğunu konuşuyorduk.
Çünkü üniversiteye gelmek, derslere girmekten çok daha fazlası hâline gelmişti.
Her sabah üniversiteye geldiğimde çevreme bakınarak yürürdüm fakülteme: Kimler vardı, kimler yoktu? Yine gece yarısı hangi duvardaki yazının üstü kapatılıp yerine yeni bir slogan yazılmıştı? Hangi grubun kalabalığı diğerinden daha fazlaydı?
Yine o gün kampüste etrafıma bakınarak yürüdüğüm bir gündü, dünün sloganlarının üzeri kapatılmış ve yerine yeni sloganlar yazılmıştı.
Tanrı dağı kadar Türk, Hira dağı kadar Müslüman!
Türk milleti birdir, bölünmez!
Kızıl komünizme hayır!
Normalde o saatlerde birbirine slogan atan, broşür dağıtan öğrencilerle dolu olurdu fakat o sabah kurşun gibi ağır bir sessizlik vardı. Öğrenciler küçük kümeler hâlinde buz keserek durmuş, aynı yöne bakıyordu. Ben de bakışlarımı onların baktığı yere, çınar ağacına çevirdim. Zihnim ilk saniyelerde gördüğü manzarayı reddetti, gözlerimin bir yanılsaması sanmak istedi. Sanki gördüğüm şey tiyatro kulübünün sergilediği karanlık bir oyuna ait vitrin mankeniydi o dala asılan.
Fakat esen rüzgârda beden hafifçe döndü ve gerçek, zihnime bir bomba gibi düştü.
O an boğazımda midemin ekşi tadını hissettim damağımda. Kalbimden bir şeylerin koptuğunu hissediyordum ve bu mideme vuruyordu, kusmamak için kendimi tutmak adına dişlerimi birbirine bastırdım. Bu his daha çnce hiç tatmadığım, kemiklerden iliklerime kadar işleyen, soğuk ve karanlık bir üzüntüydü. Nefesim daraldı, nefesim daraldıkça ciğerlerime sık sık gönderdiğim soluklarda havada asılı kalan o ölümün tadını alıyordum.
Daha dün ders aralarında gölgesinde çay içip sigara yaktığımız o çınarın kalın dalından bir öğrencinin bedeni cansızca sarkıyordu. Zihnim, o bedenin artık nefes alamadığını idrak ettiği an sanki benim de nefes almamı istemiyor gibi boğazımı düğümlerken rüzgâr cesedin yüzünü bize doğru çeviriyor, boynuna iple astıkları pankartta yazan yazıları gözlerimizin önüne seriyordu. “Komünist hainlerden hesap soruldu! İlahi adalet!”
O boşlukta asılı kalan, sadece bir beden değildi. Geleceğe dair inancımdı. Gözlerimi o manzaradan ayıramıyordum, bir yandan bakmak canımı yakıyorken diğer yandan gördüğüm dehşeti hâlâ reddetmeye çalışıyordum.
Ama bu tiyatro kulübünün sergilediği karanlık bir oyuna ait vitrin mankeni değildi.
Bu üniversiteye ait bir erkek öğrencinin bedeniydi.
İnsanların yüzündeki o ifadeye baktım, bakışlarındaki öfkeye ve öfkenin ardına gizlenmiş intikam arayışına. Birileri onunla ilgili bir şeyler fısıldıyordu. “Sağcılar yapmış.”
Ben o öğrencinin adını bilmiyordum, bildiğim tek şey sol görüşlü bir öğrenci olduğu. Şu sıralar zaten birilerinin hakkında bildiğim tek şey de bundan ibaretti. Sağcı mı, solcu mu?
Bu bölümün ilk 19 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
O yıllarda gibi hissettim. Eline sağlık ♥️
Çok güzel olmuş yineeee❤️
Emeğine sağlık abla🥰
Yorum
Yorum bulunamadı.