Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
3.Bölüm: Tam Bağımsız Türkiye
Haziran 1978/ İstanbul
Mezun olmuştum.
Geçici Mezuniyet Belgesini rektörlük binasının o kasvetli yüksek tavanlı koridorundaki Öğrenci İşleri memurunun küçük odasından teslim aldığım gün, içimde beklediğim o çocuksu heyecan bütün bedenimi kaplamıştı. Kampüse çıkana kadar belgede yazan yazıyı belki de on ikinci kez okuyordum.
“Fotoğrafı yukarıda tasdik edilmiş olan Güneş Arslan, Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim programına tabi tutulmuş ve gerekli sınavlarda başarı göstererek 14/06/1997 tarihinde -İYİ- derece ile mezun olmuştur.
Lisans diploması hazırlanmakta olduğundan, sonradan aslı ile değiştirilmek üzere işbu geçici belge kendisine verilmiştir.”
Kampüste heyecanla yürürken adımlarım bir an durmuştu, yanından geçmek üzere olduğum çınar ağacı içimdeki heyecanı bir anda söküp atmıştı. Birkaç ay önce dallarında sırayla infaz ettikleri o iki gencin ruhu, yaz sıcağının altında hâlâ dalında asılı duruyor gibiydi. Parmaklarımın ucunda her kelimesini teker teker okuduğum geçici mezuniyet belgesi aslında kurşunların havada uçuştuğu, her köşe başında bir pusu ihtimalinin ensesinde bir nefesle, sokaklarında kan kokan bir İstanbul’da mezun olmayı başarabilmenin tesciliydi.
Ertesi gün Ankara’daki Milli Eğitim Bakanlığı’na öğretmenlik atamaları için başvuruda bulunmuştum, evraklarımı eksiksiz bir şekilde göndermiştim. Artık öğretmen olacaktım.
Çocukluğumdan beri kurduğum bir hayal diyemezdim; çocukken bir ara hostes olacağımı söyleyip durmuştum, sonra aktris olmak istemiştim, daha sonra da diplomat olmaya karar vermiştim. Şimdi ise yirmi üç yaşındaydım ve ne hostes ne aktris ne de diplomat olmuştum. Lise yıllarımda sağın ya da solun kör düşüncelerine teslim olmadan, geleceğimize aydınlanmayı, bilimi ve hürriyeti anlatmak istemiştim.
Böylelikle son kararımı, öğretmen olmaktan yana vermiştim.
Fakat 1978’in son haziran günleri, kavurucu yaz sıcağından ziyade memleketimizin üzerine bir karabasan gibi çöken siyasi kriz de ciğerlerimizi yakıyordu. Her sabah gazete bayilerinin önünde biriken kalabalıklar, manşetlerdeki ölüm kayıtlarına bakıp derin bir iç çekişle son bularak dağılıyordu. Hangi kahvehanenin tarandığı, hangi sendikacının sokak ortasında vurulduğu, hangi ünivesiteli öğrencinin evinin önünde kurşunlandığı artık sıradan bir hava durumu gibi okunuyordu.
Bu boğucu günlerin birinde, Kasımpaşa’daki evimin kapısı telaşla yumruklandı. Gelen aynı fakülteden, aynı bölümden mezun olduğum sıra arkadaşım Gülseren’di. O sol kesimin düşüncesine körü körüne kabul edenlerdendi. “Hazırlan hadi, yürüyüşe gidiyoruz,” dedi nefes nefese.
Ellerindeki bildiriye çarptı gözüm, kaşlarımı çatmıştım. “Sağ-sol yürüyüşlerine katılmadığımı biliyorsun, ben gelmiyorum.”
“Güneş,” derken bildiride yazan yazıyı bana doğru çevirmişti. “Bu yürüyüş sağ-sol meselesi değil. Ülkenin emperyalist kuşatmasına karşı bir millet yürüyüşü. Bütün gençlik orada olacak. Bugün sesimizi çıkarmazsak yarın bu sokaklarda gezecek bir memleketimiz kalmayacak.”
Bildirinin en üstünde, kalın ve siyah harflerle yazılmış o slogan çarptı gözüme. “TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE İÇİN BEYAZIT’A!”
O sloganı okuduğum an kararımı vermiştim, yürüyüşe katılacaktım. Çünkü benim için tam bağımsızlık, Mustafa Kemal’in Samsun’a ayak bastığı andan itibaren milletimize bıraktığı en kutsal değerdi. Ne Batı’nın sömürgeci baskısını ne de Doğu’nun denetleyici diktatörlüğünü istiyordum. Bu vatanın kendi öz kaynaklarıyla, kendi hür iradesiyle, gençlerini sokak çatışmalarına kurban etmeden, kendi kaderini kendi elleriyle belirlemesini savunuyordum.
Bu bölümün ilk 16 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Yine o yıllarda gibi hissettim. Mükemmeldi eline sağlık gerçekten...
Harika bir bolumdu yineee
Yorum
Yorum bulunamadı.