~Giriş~
Ahmeray rüyasında yanıyordu gökyüzü çatlıyor ve yıldızlar kayıyordu ve bir ses Ahmeray´ı çağırıyordu´´Uyan gölge seni çağırıyor"Ahmeray uyandığı zaman lirya pencereden Ay'ı izliyordu" Yine mi kabus dedi" Ahmeray başını salladı "Ama bu rüya farklıydı.Gölge beni çağırıyordu Kanlı Ay vardı " Lirya hemen eski parşomenleri karıştırmaya başladı çünkü ikiside biliyordu Kanlı Ay sadece efsanelerde geçerdi. Ama Noctis Vadisinde efsaneler gerçek olmaya meyilliydi.Odayı bir sessizlik kapladı.Lirya başını hafifçe parşomenden kaldırdı "Sen Ay´ın varisi olarak seçilmişsin" Ahmeray ayağa kalktı ve dışarıya baktı."Hayır bu sadece bir rüya" Lirya Ahmeray´a döndü "Bugün Kanlı Ay tutlması var" Ahmeray hafifçe gülümsedi sesi bir fısıltı kadar hafifti "Ben gölge değilim ben dönüşümün" Ve Ahmeray gölgeye hükmetti.Ahmeray gölgeye hükmettiğinde odanın içi ağır bir sessizlikle doldu. Lirya parşomeni kapattı, kalemi eline aldı. Sessizce bir mektup yazdı; kelimeler titreyen ellerinden dökülüyordu.
“Kanlı Ay doğdu. Gölge Ahmeray’ı çağırdı. O, Ay’ın varisi olarak seçildi. Bu sır ağırdır, ama bilinmelidir.”
Mektubu mühürledi, konseyin elçisine verdi. Elçi sessizce odadan çıkarken Lirya derin bir nefes aldı, gözlerini Ahmeray’a çevirdi.
Ahmeray: "Doğru yaptın. Ama bazen düşünüyorum… bu yük bana fazla mı ağır?”
Lirya: “Sen Ay’ın varisisin. Ağır olacak, ama yalnız değilsin.”
Ahmeray: “Ben gölge değilim… ben dönüşümün.”
Ay ışığı kılıcın üzerinde parladı. Ahmeray gözlerini kapadı, derin bir nefes aldı. Odanın sessizliği artık korkudan değil, bekleyişten ibaretti.
Odanın ağır sessizliği içinde gölge yeniden belirdi. Fısıltılar duvarlardan sızıyor, Ahmeray’ın zihnine dokunuyordu.
Gölge (1. fısıltı): “Varis…”
Gölge (2. fısıltı): “Varis…”
Gölge (3. fısıltı): “Varis…”
Ahmeray gözlerini açtı, nefesini derin aldı. Kılıcını sıkıca kavradı, sesi kararlıydı:
Ahmeray: “Sus! Sen benimle var olacaksın, ben seninle değil.”
Kılıcını yere indirdi, taş zemine sert bir çizgi çekti. O çizgi, gölgeyle arasına konmuş bir sınır gibiydi. Ay ışığı çizginin üzerinde parladı, gölge ilk kez geri çekildi.
Lirya sessizce Ahmeray’a baktı, gözlerinde hem korku hem de güven vardı. O an ikisi de biliyordu: Kanlı Ay’ın gölgesi artık sadece bir efsane değil, onların kaderiydi.
Konsey salonunda ağır bir sessizlik vardı. Lirya’nın gönderdiği mektup masanın ortasında açıldı, mühür kırıldı. Satırlar bir bir okundu, kelimeler taş duvarlarda yankılandı.
“Kanlı Ay doğdu. Gölge Ahmeray’ı çağırdı. O, Ay’ın varisi olarak seçildi.”
Üyeler birbirine baktı. Fısıltılar yükseldi, kimisi inanmadı, kimisi korktu. Çünkü gölge hiçbir zaman krallıktan bir varis seçmemişti. Bu, tarihte ilk kez oluyordu.
Valerius: “Efsaneler gerçek oluyor. Lirya’nın sözüne güvenilir.”
Cassian: “Hayal! Gölge hiçbir zaman varis seçmez. Bu bir yanılsama.”
Elandor: “Hayır… kayıtlar açık. Tarih boyunca gölge krallıktan varis seçmemiştir. Bu ilk kez oluyor.”
Malrik: “O halde bu sır saklanmalı. Halk öğrenirse korku büyür.”
Thyrian: “Ama bu bir dönüm noktası olabilir. Belki de gölgeyi anlamamız gerekir.”
Orvian (sessizce): “Bu mesele sadece güç değil, strateji meselesi.”
Harkos ayağa kalktı. Uzun pelerini yere sürünüyordu, sesi ağır ve kararlıydı.
Harkos:“Bu mesele sıradan değil. Eğer Ahmeray gerçekten seçildiyse, krallığın kaderi değişiyor.
Şimdilik halk bu durumu bilmeyecek. Önce krallık içinde bir toplantı yapılacak. Ardından, doğru zaman geldiğinde halka açıklanacak. Bu mesele gizlilikle ve dikkatle yönetilmeli.”
Konsey üyeleri başlarını eğdi. Valerius derin bir nefes aldı, Cassian kaşlarını çattı, Malrik sessizce notlar tuttu. Thyrian merakla gözlerini Harkos’a dikti, Elandor ise tarihin yeni bir sayfasının açıldığını düşündü.
Toplantı ağır bir sessizlikle kapandı. Herkes biliyordu: Ahmeray’ın adı artık sadece bir genç savaşçı değil, gölgenin seçtiği varis olarak anılacaktı. Ama bu gerçek, şimdilik taş duvarların içinde kalacaktı.
Konsey üyeleri kararlarını verdikten sonra Harkos mektubu mühürledi. Krallığa gönderilecek bu mektup, halktan gizli tutulacak ama sarayda tartışılacaktı.
“Kanlı Ay doğdu. Gölge Ahmeray’ı çağırdı. O, Ay’ın varisi olarak seçildi. Bu mesele önce krallık içinde görüşülecek, ardından halka açıklanacaktır.”
Mektup elçiye teslim edildi. Taş salonun sessizliği, kararın ağırlığını taşıyordu.
-Kuzey Terası-
Konseyin ağır kararları saraya doğru yola çıkarken, kuzey terasında Kael ve Nyros yan yana durmuş, Ay’ın kızıl ışığını izliyordu. Taşların üzerinde gece serinliği vardı, gökyüzü sessizce çatlamış gibiydi.
Nyros derin bir nefes aldı, gözlerinde hem merak hem de endişe vardı.
Nyros: “Konsey krallığa mektup yollamış. Ahmeray’ın adı geçiyor.”
Kael başını hafifçe eğdi, dudaklarında içten bir tebessüm belirdi.
Kael: “Evet… ama halk henüz bilmiyor. Önce krallıkta konuşulacakmış.”
Nyros hafifçe gülümsedi, sesi alaycı değil, dostça bir sıcaklık taşıyordu.
Nyros: “Her şey gizli, her şey sessiz. Ama biz biliyoruz, değil mi? Ahmeray sıradan biri değil.”
Kael gözlerini gökyüzüne çevirdi, sesi yumuşak ama kararlıydı.
Kael: “Biliyoruz. Ama bu yük kolay değil. Gölge onu seçtiyse, bu kaderi değiştirecek.”
Nyros omzunu Kael’in omzuna hafifçe dokundurdu, dostça bir yakınlıkla.
Nyros: “Ben onun yanında olacağım. Sen de olacaksın. Bizim için mesele sır değil, bağdır.”
Kael tebessüm etti, gözlerinde güvenin ışığı vardı.
Kael: “Doğru. Ne olursa olsun, Ahmeray yalnız yürümeyecek.”
Ay ışığı ikisinin yüzüne vurdu. Sessizlik kısa bir süre kaldı, sonra Nyros kahkaha attı.
Nyros: “Ama yine de… bir gün kapıyı kırarak gireceğim. O zaman Ahmeray bana kızacak.”
Kael hafifçe güldü, sesi dostane bir sıcaklık taşıyordu.
Kael: “Kızsa da gülecek. Çünkü biz onun yükünü hafifletmek için buradayız.”
Bölüm Yorumları