-Konsey Kalesi-Lunarya-
Lunarya’da gece, ay taşlarıyla örülmüş kulelerin üzerinde sessizce parlıyordu. Konsey Kalesi gökyüzüne uzanan spiral yapısıyla hem büyüleyici hem de ürkütücüydü. Bugün Ahmeray ilk kez Ay toplantısına katılacaktı.
Ahmeray odasında gümüş detayları olan zarif elbisesini giydi ve konseyin kuvars basamaklarından sakin bir şekilde tırmanmaya başladı. Ay ışığı elbisesinin gümüş işlemelerinde parlıyor, her adımda gölge içinden kıpır kıpır yükseliyordu. Lirya onun arkasından geliyordu, parşomenleri hâlâ elinde.
Ayın Masası, spiral kulelerin en tepesinde yer alıyordu. On iki konsey üyesi, ay taşından oyulmuş yarım daire şeklindeki masanın etrafında toplanmıştı. Her biri farklı bir ay döngüsünü temsil ediyordu: Yeni Ay’dan Dolunay’a kadar. Kapılar açıldığında, konsey üyeleri başlarını kaldırdı. Bazıları şaşkın, bazıları öfkeli. Çünkü Ayın Sesi olarak bir prensesin gelmesi, geleneklere aykırıydı.
Başkonsey üyesi Elthar ayağa kalktı.
“Ahmeray… Ayın Sesi olarak seçildiğin söylentisi bize ulaştı. Ama sen bir kraliyet mensubusun. Ayın Sesi halktan doğar, tahtın gölgesinden değil.”
Ahmeray gözlerini Elthar’a dikti.
“Ben halktan değilim, doğru. Ama gölge beni çağırdı. Kanlı Ay’ın altında uyandım. Ay beni seçti, siz değil.”
Bir başka üye, Miren, parşomenleri göstererek konuştu:
“Kanlı Ay, efsanelerde felaketin habercisidir. Ayın Sesi değil, Ayın Laneti olabilir.”
Lirya öne çıktı.
“Hayır. Kanlı Ay, dönüşümün habercisidir. Ve Ahmeray hem şifayı hem zehri taşıyor. Ayın iki yüzü onunla konuştu.”
Konsey sessizliğe gömüldü. Ayın Masası’nın üzerindeki kristal hafifçe titredi. Bir fısıltı yayıldı:
“Ayın Sesi yankı buldu. Gölgeyle, ışıkla, onunla.”Elthar geri çekildi.
“Bu… imkânsız. Ayın gücü artık bizimle değil.”
Ahmeray masaya yaklaştı, elini kristalin üzerine koydu.
“Ben seçilmiş değilim. Ben dönüşümüm. Ay artık tek bir yüze sahip değil.”
Konsey üyeleri hâlâ Ahmeray’ın seçilişini tartışırken, spiral basamaklardan bir ayak sesi yankılandı. Gümüş işlemeli pelerin içinde, gözleri ay kristali kadar keskin, Prens Nyros salona girdi. Sessizlik, onun varlığıyla daha da derinleşti.
Elthar, hafifçe kaşlarını çattı.
“Prens Nyros, bu toplantı Ayın Sesi’ne ait. Kraliyet müdahalesi uygun değil.”
Nyros, gözlerini Elthar’a çevirmeden Ahmeray’ın yanına yürüdü. Gözleri onun gözlerine kilitlendi.
“Ben müdahale etmeye gelmedim. Ayın Sesi yankı bulduysa, biz sadece dinleriz.”
Miren öne çıktı.
“Peki ya gölge? Ayın Sesi ışıkla konuşur. Zehirle değil.”
Nyros, ilk kez konseye döndü. Sesi sakin ama keskin bir kararlılık taşıyordu.
“Ayın ışığı, karanlık olmadan parlamaz. Ahmeray hem şifayı hem zehri taşıyor. Bu onun zayıflığı değil, ayın tam sesi olmasıdır.”
Ahmeray, Nyros’un yanında durdu. Aralarındaki bağ artık sadece kan değil, kaderdi.
“Ben dönüşümüm,” dedi Ahmeray. “Ama yalnız değilim.”
Nyros, Ay Kristali’ne yaklaştı. Elini onun yanına koydu. Kristal bir kez daha titredi.
“Ayın fırtınası ve sesi artık birlikte yankılanıyor.”
Konsey üyeleri susmuştu. Ayın Masası’nda ilk kez iki kişi birlikte duruyordu. Ay Meclisi, bu birlikteliği reddedemezdi. Çünkü ayın gücü artık tek bir yüze değil, iki yüze sahipti.Konsey üyeleri birbirine baktı. Ama Elthar’ın sesi ağırdı:
“Nyros… Senin sözlerin keskin, kalbin cesur. Ama Ayın Sesi kraliyet kanından seçilemez. Bu Lunarya’nın en eski yasasıdır. Ayın gücü halkın içinden doğar, tahtın gölgesinden değil.”
Valerius başını salladı.
“Kristal seninle titremedi, Nyros. Sen Ayın fırtınasını taşıyorsun belki, ama Ayın sesi seninle konuşmadı. Bu yüzden seçilmiş değilsin.”
Nyros sessiz kaldı. Gözleri Ahmeray’ın gözlerinde kilitliydi. İçinde öfke yoktu, sadece kabul.
“Ben Ayın Sesi değilim,” dedi. “Ama onun yanında duracağım. Çünkü Ayın sesi yalnız yankılanmaz.”
Ahmeray derin bir nefes aldı.
“Ben dönüşümüm. Ama yalnız değilim.”
Harkos ayağa kalktı, sesi ağır ve kararlıydı.
“Karar verilmiştir. Ahmeray, Ayın Sesi olarak seçildi. Bu durum önce krallıkta duyurulacak, ardından halka açıklanacaktır. Halkın korkusu değil, halkın umudu olmalı.”
Meydan
Bir gece sonra Lunarya’nın büyük meydanı dolup taştı. Ay taşlarıyla örülmüş sütunların arasında halk toplanmıştı. Çocuklar babalarının omzuna çıkmış, yaşlılar bastonlarına yaslanmış, herkes nefesini tutmuştu.
Konsey üyeleri yüksek basamaklarda yerlerini aldı. Ortada Ay Kristali yükseliyordu; ışığı halkın yüzlerine vuruyor, gözlerde hem korku hem merak parlıyordu.
Ahmeray ağır adımlarla ortaya çıktı. Gümüş elbisesi ay ışığında parlıyordu. Halk sessizdi, nefesler tutulmuştu.
“Ben seçilmiş değilim,” dedi Ahmeray. Sesi hem yumuşak hem de keskin bir yankı taşıyordu.
“Ben dönüşümüm. Ayın sesi artık tek bir yüze değil, iki yüze sahip: ışık ve gölge. Ve ben ikisini de taşıyorum.”
Kristal bir kez daha titredi. Halkın arasında fısıltılar yükseldi. Önce korku vardı, sonra hayranlık. Çünkü ilk kez Ayın Sesi bir prenses olmuştu.
Bir çocuk annesinin elini sıktı.
“Anne… Ay bizimle konuşuyor.”
Yaşlı bir adam gözlerinden yaş süzülürken mırıldandı.
“Efsaneler gerçek oldu.”
Kalabalığın içinde umut kıvılcımları parladı.
Bölüm Yorumları