Rüzgar birkaç saniye sessiz kaldı. Derya'nın gözlerinin içine bakıyordu.
“Bu tekliften sonra bana kızabilirsin.”
Derya kaşlarını çattı.
“Zaten senden hoşlandığım söylenemez. Söyle bakalım.”
Rüzgar, Sinan'a döndü.
“Babanın borcu çok büyük. Üç gün içinde ödenmesi mümkün değil.”
Derya başını öne eğdi.
“Biliyorum.”
“Ben de senden parayı istemiyorum.”
Derya şaşkınlıkla baktı.
“Az önce borcun tamamını istiyordun.”
“Fikrimi değiştirdim.”
“Niye?”
Rüzgar birkaç saniye sustu.
“Çünkü senin çalışarak bu borcu kapatmaya çalışacağını biliyorum. Ama bu şekilde yıllarca uğraşırsın.”
Derya kollarını bağladı.
“Eee?”
Derya bir anda saate baktı.
“Bekle baba, ben işe gidiyorum.”
Sinan kızına baktı.
“Rüzgar Ağa ne dedi?”
Derya çantasını omzuna taktı.
“Şimdi konuşacağım onunla.”
Sinan başını salladı.
“Tamam.”
Derya kapıya yöneldi. Tam çıkacakken Rüzgar'a döndü.
“Adın Rüzgar demek.”
Rüzgar kaşını kaldırdı.
“Yeni mi öğrendin?”
“Evet.”
Derya kısa bir süre duraksadı.
“Şey… Dediğin teklifi arabada konuşsak? Beni de işe bıraksan iyi olur. Geç kalacağım çünkü.”
Rüzgar birkaç saniye ona baktı.
“Tamam.”
Derya önden çıktı. Rüzgar da peşinden geldi.
Kısa süre sonra ikisi arabaya bindi.
Arabanın direksiyonuna Rüzgar'ın adamı Mustafa geçti.
Mustafa dikiz aynasından Derya'ya kısa bir bakış attı, ardından arabayı çalıştırdı.
Derya koltuğuna yaslandı.
“Evet, teklif ne?”
Rüzgar hiç dolandırmadan konuştu.
“Benimle evlen.”
Derya'nın yüzündeki ifade bir anda değişti.
“Hayır.”
Rüzgar ona baktı.
“Düşünmeden cevap verdin.”
“Çünkü düşünmeye gerek yok.”
Rüzgar'ın sesi sertleşti.
“Borç üç gün içinde ödenemezse babanı öldürürüm.”
Derya'nın yüzündeki şaşkınlık birkaç saniye sürdü. Sonra sakinleşmeye çalıştı.
“Geldik.”
Rüzgar kaşlarını çattı.
Derya kapıyı açmadan önce ona döndü.
“Üç gün sonra konuşuruz. Evlenme işini aklından çıkar, ağam.”
Kapıyı açıp arabadan indi.
Rüzgar onun arkasından baktı.
Derya hastanenin kapısından içeri girdi.
Birkaç adım sonra Naz'la karşılaştı.
Naz hemen yanına geldi.
“Kızım, o arabadaki adam kim?”
Derya bir an durdu.
“Sonra anlatırım.”
Naz'ın şaşkın bakışları arasında Derya odasına geçti.
---
Mustafa arabayı çalıştırmadan önce Rüzgar'a baktı.
“Ağam…”
Rüzgar gözlerini hastanenin kapısından ayırmadı.
“Ne?”
“Bu kız diğerlerinden farklı gerçekten.”
Rüzgar cevap vermedi.
Mustafa devam etti.
“Gerçekten evlenecek misiniz?”
Rüzgar birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra bakışlarını Mustafa'ya çevirdi.
“Ne olursa olsun alacağım o kızı.”
Mustafa sustu.
Rüzgar yeniden hastanenin kapısına baktı.
“Bu kez geri adım atmayacağım.”
Araba hastanenin önünden uzaklaşırken Rüzgar'ın aklında tek bir şey vardı.
Üç gün.
Derya'nın vereceği cevap için yalnızca üç gün kalmıştı.
Derya odasına girer girmez masasının başına geçti.
Henüz çantasını bile bırakmamıştı ki Naz kapıyı açıp içeri girdi.
“Seninle sonra anlatırım demiştin.”
Derya iç çekti.
“Naz, daha nöbetim yeni başladı.”
“Umurumda değil. O adam kim?”
Derya birkaç saniye sustu.
“Babamın borcu var.”
Naz'ın yüzündeki ifade değişti.
“Ne borcu?”
“Bilmiyorum. Daha doğrusu… çok fazla.”
“Peki o adam?”
“Rüzgar.”
“Rüzgar kim?”
Derya sandalyesine oturdu.
“Bilmiyorum.”
Naz şaşkınlıkla baktı.
“Adını biliyorsun ama kim olduğunu bilmiyorsun?”
“Evet.”
“Derya, bu hiç normal değil.”
Derya cevap vermedi.
Çünkü Rüzgar'ın arabada söyledikleri hâlâ aklındaydı.
Benimle evlen.
Derya başını iki yana salladı.
“Saçmalık.”
Naz kaşlarını çattı.
“Ne saçmalık?”
“Hiç.”
Tam o sırada kapı açıldı.
Hemşirelerden biri içeri girdi.
“Derya, acilde hasta var.”
Derya hemen ayağa kalktı.
“Geliyorum.”
Naz kapının önünden çekildi.
“Akşam anlatacaksın.”
Derya yürürken ona baktı.
“Tamam.”
---
Aynı saatlerde Rüzgar konağa dönmüştü.
Mustafa arabayı durdurdu.
Rüzgar araçtan indi ve doğruca konağın içine girdi.
Merdivenlerden yukarı çıkarken annesi Asiye onu karşıladı.
“Hoş geldin oğlum.”
Rüzgar annesine baktı.
“Ana, üç gün içinde size gelin getireceğim.”
Asiye şaşkınlıkla oğluna baktı.
“Gelin mi?”
“Evet.”
Asiye birkaç saniye sustu.
“Babanla konuştun mu?”
“Akşam yemekte babama da söylerim.”
Asiye oğlunun yüzüne dikkatlice baktı.
“Kim bu kız?”
Rüzgar kısa bir süre sustu.
“Şimdi anlatamam.”
Asiye başını salladı.
“Peki oğlum. Ama böyle önemli bir şeyi babandan saklama.”
“Akşam söylerim.”
Rüzgar saatine baktı.
“Benim şimdi gitmem lazım.”
Asiye oğlunun koluna hafifçe dokundu.
“Nereye gidiyorsun?”
“Bir işim var.”
Asiye endişeli gözlerle oğluna baktı.
“Dikkatli ol oğlum.”
Rüzgar başını salladı.
“Olurum ana.”
Arkasını dönüp merdivenlerden aşağı indi.
Asiye oğlunun arkasından bakarken kendi kendine mırıldandı.
“Üç gün içinde gelin…”
Rüzgar'ın bu kadar kısa sürede evlenmeye karar vermesi, Asiye'nin aklına takılmıştı.
Ama oğlunun yüzündeki kararlılığı görünce daha fazla soru sormadı.
Akşam olduğunda Derya'nın nöbeti bitmişti.
Hastanenin çıkışında Naz onu bekliyordu.
“Şimdi anlatıyorsun.”
Derya yorgun gözlerle ona baktı.
“Ne anlatacağım?”
“Rüzgar'ı.”
Derya iç çekti.
“Babamın borcu varmış. O da borcun karşılığında benimle evlenmek istiyor.”
Naz birkaç saniye konuşamadı.
“Ne?”
“Ben de hayır dedim.”
“Tabii ki hayır dedin!”
Derya başını salladı.
“Ama üç gün sonra tekrar konuşacağız.”
Naz'ın yüzü ciddileşti.
“Derya, bu adam tehlikeli olabilir.”
“Biliyorum.”
“Peki neden hâlâ bu işin içindesin?”
Derya gözlerini yere indirdi.
“Çünkü babam yüzünden.”
Naz onun koluna hafifçe dokundu.
“Sen her şeyi tek başına çözmek zorunda değilsin.”
Derya cevap vermedi.
Birkaç saniye sessizlik oldu.
Sonra Derya saate baktı.
“Naz, benim kaç saat nöbetim kaldı?”
Naz şaşkınlıkla ona baktı.
“Bekle, bir bakayım.”
Telefonunu çıkarıp nöbet çizelgesine baktı.
Sonra Derya'ya döndü.
“Bak kuzum, sabah saat onda çıkıyorsun.”
Derya'nın yüzüne küçük bir gülümseme yayıldı.
“Oh, az kalmış.”
Naz güldü.
“Az mı? Daha geceyi burada geçireceksin.”
Derya iç çekti.
“Yirmi dört saat nöbetin son saatleri daha zor oluyor.”
“Sen de biraz dinlen bari.”
“Dinlenmek mi? Acil izin verir mi sence?”
Naz güldü.
“Doğru.”
Derya birkaç saniye hastanenin koridorlarına baktı.
Sonra derin bir nefes aldı.
“Naz, ben bir dışarı çıkayım. Burası boğdu beni. Sen de burada otur, ben birazdan gelirim.”
Naz başını salladı.
“Tamam.”
Derya tam kapıya yönelmişti ki Naz arkasından seslendi.
“Derya!”
Derya durup arkasını döndü.
“Efendim?”
“Karşıdaki simitçi açıksa simit al da yiyelim.”
Derya gülümsedi.
“Tamam, bakarım.”
Derya eline kahvesini aldı ve hastanenin dışına çıktı.
Gece havası yüzüne vurunca derin bir nefes aldı.
Hastanenin önündeki banka doğru yürüdü ve oturdu.
Kahvesinden küçük bir yudum aldı.
Başını geriye yasladı.
“Sonunda biraz sessizlik…”
Birkaç dakika boyunca öylece oturdu.
Ama aklından yine Rüzgar'ın söyledikleri geçiyordu.
Benimle evlen.
Derya gözlerini kapattı.
“Üç gün sonra konuşuruz demiştim…”
Tam o sırada yanında bir araba yavaşça durdu.
Derya gözlerini açıp arabaya baktı.
Arabanın camı aşağı indi.
Rüzgar'ın sesi duyuldu.
“Doktor hanım.”
Derya'nın yüzü bir anda düştü.
“Sen yine mi?”
Rüzgar hafifçe gülümsedi.
“Tesadüf.”
Derya kahvesini eline aldı.
“Senin tesadüflerin fazla sıklaştı.”
Rüzgar arabadan indi.
“Belki de bazı karşılaşmalar tesadüf değildir.”
Derya gözlerini devirdi.
“Ben simit almaya çıkmıştım. Senin felsefeni dinlemeye değil.”
Rüzgar gülümsedi.
“İstersen simit de alırım.”
Derya şaşkınlıkla ona baktı.
“Sen?”
“Ben.”
“Bana simit mi alacaksın?”
“İstersen.”
Derya birkaç saniye düşündü.
“Çay da al.”
Rüzgar kaşını kaldırdı.
“Emir mi?”
Derya omuz silkti.
“Nasıl anlamak istersen.”
Rüzgar başını iki yana sallayıp simitçiye doğru yürüdü.
Derya arkasından bakarken istemsizce gülümsedi.
“Gerçekten garip bir adam…”
Rüzgar birkaç dakika sonra elinde iki simit ve iki bardak çayla geri döndü.
Derya şaşkınlıkla ayağa kalktı.
“Gerçekten aldın.”
Rüzgar simitlerden birini ona uzattı.
“Sen istedin.”
Derya simidi aldı.
“Teşekkür ederim.”
Rüzgar kaşını kaldırdı.
“Sonunda.”
Derya ona baktı.
“Abartma. Bir simit aldın diye teşekkür ettim.”
Rüzgar diğer simidi eline aldı.
“Bence önemli bir gelişme.”
Derya gözlerini devirdi.
“Senin egon gerçekten ayrı bir konu.”
Rüzgar bankın diğer ucuna oturdu.
“Egon olmasa da beni sevmeyecektin.”
Derya simidinden bir parça kopardı.
“Kesinlikle.”
Rüzgar hafifçe güldü.
Bir süre ikisi de sessizce simitlerini yedi.
Derya çayından bir yudum aldı.
“Sen niye buradasın?”
Rüzgar ona baktı.
“Bir işim vardı.”
“Tesadüfen hastanenin önünde mi?”
“Evet.”
Derya başını iki yana salladı.
“Hiç inandırıcı değilsin.”
Rüzgar cevap vermedi.
Derya birkaç saniye sonra tekrar konuştu.
“Üç gün demiştin.”
“Evet.”
“Üç gün içinde ne yapmayı planlıyorsun?”
“Senin kararını bekleyeceğim.”
Derya şaşırdı.
“Beni zorlamayacak mısın?”
Rüzgar'ın yüzü ciddileşti.
“Kararını kendin vereceksin.”
Derya ona dikkatlice baktı.
“Babamı öldürmekle tehdit ettin ama.”
Rüzgar birkaç saniye sessiz kaldı.
“Biliyorum.”
Derya'nın sesi daha ciddi çıktı.
“Gerçekten öldürecek misin?”
Rüzgar gözlerini Derya'dan ayırmadı.
“Sana iki seçenek sundum.”
Derya kaşlarını çattı.
“Ya iki seçeneği de sevmezsem?”
Rüzgar'ın sesi sakindi.
“İkisi de gerçekleşir.”
Derya birkaç saniye ona baktı.
“Sen gerçekten kimsin?”
Rüzgar çayından bir yudum aldı.
“Bunu öğrenmek istemezsin.”
“Belki istiyorum.”
“Öğrenirsen benden uzak durmaya çalışırsın.”
Derya hafifçe güldü.
“Zaten duruyorum.”
Rüzgar ona baktı.
“Pek sayılmaz.”
Derya cevap vermeden simidinden bir parça daha aldı.
Tam o sırada hastanenin kapısından Naz çıktı.
Derya'yı görünce önce rahatladı.
Sonra Rüzgar'ı fark etti.
“Derya!”
Derya ayağa kalktı.
“Efendim?”
Naz yanlarına geldi.
“Ben seni simit almaya gönderdim, sen adam bulmuşsun.”
Derya şaşkınlıkla baktı.
“Adam bulmadım. O geldi.”
Naz, Rüzgar'a baktı.
Rüzgar ayağa kalktı.
“Rüzgar.”
Naz birkaç saniye sustu.
“Ben Naz.”
Derya araya girdi.
“Tanıştınız, tamam. Şimdi ben içeri geçiyorum.”
Naz Derya'nın koluna girdi.
“Bir dakika. Bu gerçekten senin bahsettiğin Rüzgar mı?”
Derya başını salladı.
“Evet.”
Naz Rüzgar'a baktı.
“Borcun karşılığında evlenmek isteyen?”
Derya'nın gözleri büyüdü.
“Naz!”
Rüzgar'ın kaşı hafifçe kalktı.
“Demek benden bahsetmiş.”
Derya yüzünü kapattı.
“Ben gidiyorum.”
Naz gülmemek için kendini zor tuttu.
“Tamam, tamam.”
Derya hastaneye doğru yürümeye başladı.
Rüzgar arkasından baktı.
Naz ise Rüzgar'ın yanına döndü.
“Bak, açık konuşacağım.”
Rüzgar ona baktı.
“Dinliyorum.”
“Derya sevdiklerine zarar gelsin istemez. Bu yüzden kolay biri değildir.”
Rüzgar birkaç saniye Naz'a baktı.
“Biliyorum.”
“Ve onu üzersen karşında beni bulursun.”
Rüzgar'ın dudaklarında hafif bir gülümseme oluştu.
“Arkadaşını koruman güzel.”
Naz başını salladı.
“Koruyacağım.”
Tam o sırada hastanenin kapısından Derya'nın sesi geldi.
“Nazzzzzz! Gel artık!”
Naz başını hastaneye çevirdi.
“Ben gidiyorum, Bay Rüzgar.”
Rüzgar başını salladı.
“Git.”
Naz arkasını dönüp hastaneye girdi.
Rüzgar birkaç saniye olduğu yerde durdu.
Sonra kendi kendine mırıldandı.
“Tuhaf kız.”
Ardından arabasına doğru yürüdü.
Arabaya binip uzaklaştı.
---
Naz hastanenin kapısından içeri girdiğinde Derya onu bekliyordu.
“Ne konuştunuz?”
Naz gülümsedi.
“Hiç.”
Derya şüpheyle baktı.
“Naz.”
“Tamam, tamam. Biraz konuştuk.”
“Ne dedi?”
Naz omuz silkti.
“Senin düşündüğünden daha sakin biri.”
Derya şaşkınlıkla baktı.
“Sen Rüzgar'dan mı bahsediyorsun?”
“Evet.”
Derya başını iki yana salladı.
“Bence sen de yoruldun. Git biraz dinlen.”
Naz güldü.
“Tamam, doktor hanım.”
Derya odasına doğru yürürken bir kez daha arkasına baktı.
Rüzgar'ın arabası çoktan gözden kaybolmuştu.
Ama Derya'nın aklında hâlâ aynı soru vardı.
“Bu adam gerçekten kim?”
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Bukadar güzel beklemiodummm abiiiii
Teşekürler akşam gelir. 💕💕💕
Mükooo yeni bölümü bekliyorummm🩷
Teşekürler yeni bölüm akşam gelir.
Mükkkkkkkkk 💞 ama yeni bölümü nerede? 😭
Teşekkürler 💕💕
mükemmellll
Yorum
Yorum bulunamadı.