Yurdun bahçesi öğleden sonra her zamankinden daha kalabalıktı. Kızlar odasında kalan Defne ve Eylül, biraz hava almak için bahçeye çıkmışlardı.
Eylül elindeki topu Defne'ye attı.
“Tut!”
Defne gülerek topu yakaladı. “Biraz düzgün atsana!”
Tam o sırada bahçenin diğer tarafında Demir ve Aras basketbol oynuyordu.
Aras topu Demir'e pasladı.
“Demir, dikkatli at!”
Demir topu potaya doğru gönderdi ama top potaya çarparak yön değiştirdi.
“Eyvah!”
Top hızla Defne'ye doğru geldi.
Tak!
Defne'nin başına çarpan top yere düştü.
“AH!” diye bağırdı Defne, başını tutarak.
Eylül hemen yanına koştu. “Defne! İyi misin?”
Demir ve Aras da yanlarına geldi.
Demir biraz şaşkın bir şekilde, “İyi misin? Gerçekten özür dilerim, istemeden oldu,” dedi.
Defne ona bakıp kaşlarını çattı.
“İstemeden olduğunu biliyorum ama biraz dikkatli olabilirsin!”
Demir ellerini kaldırdı. “Tamam, tamam. Özür diledim ya.”
“Bir de üstüne kızıyorsun!”
“Ben kızmıyorum.”
“Ses tonun kızıyor!”
Aras gülmemek için kendini zor tutuyordu.
Eylül ona dönüp, “Sen niye gülüyorsun?” dedi.
Aras hemen ciddileşti. “Ben mi? Hiç gülmüyorum.”
Defne yerdeki topu alıp Demir'e uzattı.
“Al topunu.”
Demir topu aldı.
“Bir daha sana doğru atmam.”
Defne hafifçe gülümsedi.
“İyi olur.”
İki kız yurda doğru yürürken Eylül, Defne'nin kulağına eğildi.
“Bence senden korktu.”
Defne güldü.
“Hiç sanmıyorum.”
Arkalarından bakan Demir ise Aras'a döndü.
“Bu kız hep böyle mi?”
Aras omuz silkti.
“Daha ilk günden başına top attın. Bence bunu öğrenmenin daha iyi bir yolu yok.”
Demir gözlerini devirdi.
“Harika. Yurttaki ilk günümde başıma bela aldım.”
Ama ikisinin de bilmediği bir şey vardı:
Bu, sadece ilk karşılaşmaydı.
Bölüm Yorumları