Merhabaa, bu benim ilk kitabım bi kaç eksiklikler olabilir mazur görün, bu kitap uzun soluklu ve sürükleyici bi kitap olucak, umarım beğenirsiniz beklemede kalınn. 🌸
"Kader cesurlara boyun eğer, korkakları ise sürükler"
"Evet arkadaşlar 2025-2026 yeni eğitim öğretim yılında..." "yine başladı yine başladı... abi bi dur ya bi insan hiç mi değişmez her yıl okulun ilk günü aynı sıkıcı ses tonuyla, aynı cümleleri nasıl kurabiliyorsun" kendi kendine müdürün klasik konuşması hakkında söylenen Emre'ye baktım.
Derin bir nefes verip bıkkınlıkla yakınarak, "Oğlum sussana duyucak şimdi, zor dayanıyorum zaten" dedim.
"Dedi hocaların gözdesi Helin hanım" diyen Emre'ye dönüp "ya sus puan versinler diye yapıyorum zaten" dedim susucağını umarak. "Hıhı tabi tabi kesinlikle sevdiğinden değil. Kızım sen sekiz yıllık arkadaşını mı kandırıyosun?" ve Emre her zamanki gibi yine şaşırtmadı.
Emre'ye muzip bir bakış atarak "Biraz daha susmazsan platonik aşığı olduğun Meltem'e gidip her şeyi anlatırım valla" demem ile Emre'nin çaresizlikle sustuğunu görünce keyifle önüme döndüm.
" İşte bugün, sizlerin de bildiği üzere geçen seneden öğretilen bilgilerin akıllarınızda ne kadarının kaldığını, ölçmek adına Genel Değerlendirme Tarama Sınavının olucağını sizlere hatırlatmak isterim. Sınav 5. Ders saatinde her zaman olduğu üzere kelebek sistemiyle olacaktır. Hepinize başarılar diliyorum. " Müdürümüz Selçuk Hoca son bilgilendirmesini bitirince Emre'nin omzumun üzerinden kulağıma fısıldamasıyla İrkilip dinlemeye başladım.
"Bakalım müdürün biricik oğlu Deniz bey bu seferki sınavda ne yapacak." demesiyle yüzümü ekşitip "Şu şuursuzun adını hiç anma ya, zaten yine sınav sorularını çalacaktır, babasının oğlu tabi kendini aklamak en iyi bildiği şey değil mi?" diyerek omuz silktim.
Deniz'e olan nefretimle bi kez daha karşılaşan Emre, "klasik Deniz yani" diyerek konuyu kapattı.
Zilin çalmasıyla öğrenciler içeriye girmeye başladı.
Ben her zamanki gibi ilk önce tuvalete uğradım, rüzgar saçlarımı tek celsede bozduğu için yeniden yapmak zorunda kaldım.
Saçlarımla işim bitince üst kata 11-A sınıfıma doğru çıktım Emre yüzündeki pis sırıtışla bana doğru geldi.
"Senin ki bugün yok galiba" dedi göz kırparak. "Yine ne saçmalıyorsun ya Emre hadi daha derse gireceğiz" dedim.
Bunun üzerine Emre, "denizi diyorum, bugün gelmemiş diyorum" diyerek omuz silkti. "Deniz denen o şuursuz zerre umrumda değil biliyor musun?" dedim ve önüme döndüm.
Emre garip bir ciddiyete bürünerek " kızım aklını evde mi bıraktın sen? Deniz şu anda seni rakibi olarak görüyor ki sen geçen sene herkesin belalı diye korktuğu Deniz psikopatının kafasına, içinde çamaşır suyu olan kovayı döktün ya hani, üstelik okul temsilciliğinde rakip olarak haftaya karşı karşıya gekeceksiniz. Nasıl bu kadar rahat olabiliyorsun? "
Dediği şeylerle sinirle ona dönüp, "Birincisi o gerizekalı ona rakip oldum diye fizik projemi mahvetmeseydi, çamaşır suyu dolu olan kovayı üstüne dökmezdim.
İkincisi, iyi ki yapmışım yine olsa yine yaparım, son olarak evet rakibiyim ama korkmuyorum savaşsa savaş. Herkesi oyuncağı gibi kullanan manyağa boyun eğecek değilim." dediklerimle Emre'nin yüzü şekilden şekle girdi ne diyeceğini unutmuş gibi bir ifadeyle kendine geldi.
"Vayy Helin Kara sahalara geri mi dönüyor noluyor ya" diyerek elini omzuma attı.
Sinirle gülüp "hadi hadi makaranın zamanı değil derse girelim" dedim. Emre ' de öyle olsun bakalım dedi ve önüne döndü.
İçeri geçtik, herzamanki cam kenarında 2. sıraya yerleştim, Emre'de yanıma geçti.
İlk ders felsefeydi, felsefe dersinden çıktığımızda Emre'ye seslendim.
Emre defterlerini toparlayıp yanıma geldi. "Noldu bi sorun mu var? " dedi merakla.
Derin bi iç çekerek sence alır mıyım bu okul temsilciliğini dedim Emre düşünmeden yanıtladı
"Alırsın tabi aslan ortağım benim. Yedirtmeyiz seni kimseye " dedi.
O böyle söyleyince stresten terleyen avuçlarım biraz rahatladı Gözlerimin dolmasıyla Emre'nin fark etmemesini umarak zorla tebessüm etmeye çalıştım.
" İyi ki varsın Emre " dedim gözlerim uzaklara daldı birden ve Emre'ye dönüp " O kazadan sonra eğer sen beni bulmasaydın, yanımda olmasaydın ben düştüğüm yerden kalkamazdım " dedim.
Emre gözlerimin dolduğunu fark etti sanırım elmacık kemiklerimden kulaklarıma kadar bi sıcaklık hissettim. zaten Emre'nin fark etmemesi imkansızdı o kadar iyi bi analist ki çok seviyorum onu.
Emre bana bakıp " ağlamak yok canısıı hadi gel bahçeye çıkalım oksijensiz yaşam mı olurmuş" diyip elini omzuma koyarak yürümeye başladı.
Beraber bahçeye çıkıp dolaşmaya başladık ama ben Emre'ye bakıyordum, o ise benim kafamı dağıtmak, beni güldürmek için yaşadığı absürt olayları anlatıyordu.
Biraz da olsa her zamanki gibi bana kendimi iyi hissettirmişti.
Yalnız hissetmekten yalnız kalmak aynı şey değilmiş gerçekten.
Çünkü insan yalnız kalınca bi şekilde üstesinden gelebiliyor ama söz konusu yalnız hissetmek olunca ne yaparsan yap bu hisle başa çıkamıyorsun çok çaresiz bir his, kendimden biliyorum.
Her şeye rağmen ne olursa olsun her düştüğümde yanımda olan olmaya çalışan, beni yalnız hissettirmemeye çalışan yumuşak kalpli bi dostum var.
Sana sesleniyorum çocukluk arkadaşım Emre, varsın dünya yansın yine de nefes almaya devam ettiğim sürece ben hep seninle olucam. Dostların en güzeline burdan bir not düşmek istedim.
Ufak çaplı overthinkleme seansım sonucu kendime gelince zilin çaldığını fark ettim Emre'yi dürtüp hadi gidelim dedim Emre' de bana ayak uydurup yürüdü. Sınav yapılacağı için hızla sınıfa gittik. Sınav orta seviyeydi. Sınavdan sonraki derslerde bitince üzerimizde ki ilk gün yorgunluğuyla evlere dağıldık.
Evett nasıll buldunuz ik bölümüü? İlk yazdığım kitabımm umarım beğenirsiniz yorumlarda bekliyorumm.
🖤
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Bayıldımmmm♥️
mukemmel olmusss
Yorum
Yorum bulunamadı.