Unutmak zaman alır, hatırlamak bir an"
Ertesi gün sabah Emre'nin aramasıyla sıçrayarak uyandım. Saçım başım dağılmış yorgunluktan bitap düşmüş halim hala geçmemiş, içtiğim ilaçlar yan etki yapmış olmalıydı ki başım zonkluyordu.
Önüme gelen saçlarımı elimle hızla kulağımın arkasına attım ve pikeyi kaldırıp oturuşumu dikleştirdim. Titreşimde olan telefonum hala çalıyordu kapanmasına ramak kala elime alabildim.
"Alo Emre, ne oldu sabah sabah?" diye mırıldandım. Emre ise "HELİN NİYE AÇMIYORSUN İKİ SAATTİR?" emrenin bağırışıyla telefonu kulağımdan uzaklaştırdım üç saniye sonra kulağıma geri koydum azarlayan bi ses tonuyla "ne bağırıyosun zangır zangır ya noldu yine?" dedim.
Emre birden bağırdığının farkında olmamışçasına sesini düzelterek devam etti. "Özür dilerim helin ya panik yaptım" dedi. " E peki ne oldu söyleyecek misin artık?" Dedim. Emre derin nefes alıp "ders programını değiştirmişler.." Dedi. Bende "ne? e ne var bunda? " dedim.
Emre artık dayanamayarak her şeyi tek nefeste söylemeye başladı. "Helin, ders programının değişmesinin sebebi yeni hoca geleceği içinmiş." Emrenin ciddi sesiyle kaşlarım çatıldı Emre devam etti. "Öyle dediler yani.
"Dinle beni helin, eğer erken gitmezsek bizim proje grubu dağılacak yeni hoca çok katı olabilirmiş, üstelik aylardır üzerinde çalıştığımız gap projesi sekteye uğrarsa bizim için hiç iyi olmaz bunu en iyi sen biliyorsun" Emre' nin dediklerinde gözlerim büyüdü.
Emre' ye dönüp "ney nasıl ya of bak şimdi şu an saat altıya çeyrek var öyle değil mi? Vaktimiz var her şeyi hallediceğiz ben bi yolunu bulacağım" Emre derin bi nefes verdi.
"Helin, acele etmemiz lazım bir şekilde herkesten önce okula varıp GAP projesinde ki dosyaları toparlamamız lazım üstelik imza meselesi var"
Emre' nin bu dediklerinde stres olup alnıma ovmaya başladım odada bir ileri bi geri depar atıyorken aklıma bir fikir geldi. "Emre, şimdi diyeceklerimi belki reddeceksin ama başka çaremiz yok" Dedim. Konuşmaya devam ettim. "Bak, ben okula gireceğim sende proje odasına girip dosyaları alacaksın kapıda seni bekleyeceğim biri gelirse haber vereceğim."
Derin bi nefes aldım. " Bu görev başarılı olursa ikinci hamle olarak yeni hocayı ikna etmek bana kalacak " Emre dediklerimi harfiyen dinledi ve yaklaşık yarım saat sonra okulda buluşma yerimize gittim. Emre' yi beklerken etrafı gözetliyordum. Evden çıkmadan üzerime ince bir hırka almıştım, emreyi beklerken önümü kapattım ve bu ayaz da beni bekleten Emre bundan asla şikayetçi olmazdı ne de olsa çileyi helin çekiyor zaten. On dakika sonra Emre geldi.
"Nerdesin sen ya dondum?"
"Kusura bakma canısı beş yıldızlı otelimdeki 403 numaralı odamda uyurken ansızın bir ihbarla gelmiş bulunuyorum"
Boş bakışlarla baktım
"Ben de insanım anca gelebildim diyorum, espiriden de anlamıyorsun artık he"
"Espri çekecek halim var mı sence Emre? " yine sabır taşımı çatlatmıştı.
"Neyse ne bak ben ne getirdim? "
"Neymiş o? "
Siyah fular canım, bi amerikan filminde izlemiştim ajanlar gizli bir yere girerken yüzlerinin yarısı kapanacak ve sadece gözleri gözükecek şekilde fular bağlıyorlardı ordan aklıma geldi. Hem senin gözlerinde çok güzel sana çok yakışıcak emin ol"
İstemsizce gözüme çok tatlı geldiği için gülmemek için başımı çevirdim.
Ya Emre koyun can derdinde kasap et derdinde lafının karşılığısın yemin ederim.
"Niye ya noldu?"
"Olan şu canım, niye zehir gibi kafan olduğu halde sürekli salağa yatıyorsun benim güzel arkadaşım? "
Emrenin dudakları kıvrıldı gülerken gözlerime bakıp aniden ciddileşti.
"Hiç bi şey göründüğü gibi değildir Helin ayrıca iltifatın için teşekkür ederim" Dedi.
Yaptığı şeyi fark edince ağzım açık kaldı.
"oha tam bi yerli Christian Bale gibi oldun."
"Neyse helin şimdi benim imzalamadığım o nağlet sayfayı dosyalardan bulup imzalamam gerekiyor bunun için ilk ben giriceğim bulamazsam sen gireceksin "
"Keşke zamanında beni dinleseydin de imzalasaydın"
"Hayır anlamıyorum ki beni niye grup başkanı seçtiniz siz yani"
"Söylenme de tak şu fuları"
Dedikten sonra simsiyah giyinmiş Emre'nin uzun boyundan dolayı ceketini düzeltmeye çalışsamda ilk denemede beceremedim daha sonra fularını taktım arkasından bağladım.
Emre alttan gülüyordu bana gülme desemde gıdık alıyordu neyse sonra bitirince Emre tam bir Christian Bale gibi oldu.
Fuların verdiği boğuk bi sesle konuştu. "Yalnız ben başkan olduğumda o Melis denen süslü kız bana nasıl kurulmuştu ama" diye söylendi. Bende "Emreceğim umarım bir gün o kız seni kendi kuklası yapmaz canım" dedim.
Emre "hiç bi şey yapamaz o merak etmesin" diyerek siyah kavşonunu kafasına geçirdi.
Emre'ye dönüp " Bak 15 dakikalık vaktimizin bitmesine 5 dakika kaldı bu yüzden bu kadar gevşemene izin verdim biliyorsun. Hem unutma bak içeri gideceksin dosyayı sağ salim alıcaksın sonra sağ salim gideceğiz kimseye görünmeden tamam mı?" dediklerimi harfiyen dinleyip her dediğime kafa salladığı için ciddi ol Emre diye ikaz ettim.
Emre hazırlandı tam içeri girecekken Emre sesini fuların altından ağlamaklı bir tona bürerek elini göğsüne koyup sanki cepheye gidiyor ve geri gelmiyormuşçasına triple bana döndü. "Olurda tam vaktinde gelmezsem beni bekleme.. git seni her zaman seveceğim.. " dedi. Kaşlarım çatıldı "noluyor ya" dedim kendimce. Emre büründüğü rolden aniden çıktı "Aman sende hiç mi romantik dram izlemiyorsun ya azıcık aşk, azıcık dram vee mutlu sonn"
Ellerini göğsüne koymuş içli içli hala gözleri kapalı olan rolden çıkamamış Emre'ye dönüp "içeri gir artık EMREE" diye seslendim.
Emre azıcık bağırdığım için korkmuş olsada bu onun içeri girmesine vesile oldu. 20 dakika içinde gelmezse bu ikimizin sonu olmadan içeri benim girmem gerekecek maalesef.
Yazar'dan.
Emre içeri girdi. Uzun boyu ve giydiği kapşonlu siyah ceketiyle kamufule olan Emre girişteki bodruma inen merdivenleri kullanmaya başladı. Yaklaşık 5 dakika içersinde arşiv odasını bulunca gözleri parladı ve elindeki fenerin patlayan ışığıyla etraf aydınlandı. Yavaş adımlarla içeri giren Emre'nin adımları gördüğü şey ile yavaşladı.
İçerisi tozlu raflarda süslü bi labirenti andırıyordu Emre karanlıktaki sisli duvarların ardında oluşuyla yavaşça adımlar atmaya başladı. Emre'nin adımlarını yerde duran çerçeve durdurdu. Emre 'ye duvardan yere düştüğünü düşündüren bu çerçeveli eski ve tozdan görünmüyordu.
Emre yavaşca yaklaşıp yerden aldığında fotoğrafa hiç bakmadan yerine koydu ve fısıldayarak şöyle söylendi.
"Kel müdürün yapabileceği maximum hizmet bu kadar işte etraf toz içinde kalmış zaten bende kan ter içinde kalmış olucağım. Hayır senin iki tel saçın var mikroskopla görünüyor ama sen gel okul koridorlarında bin tane saç bulundur. Gerçi seni sürseler en çok biz rahatlayacaktık da neyse ."
Adımları tekrar normal hızına dönen Emre arşivin kitaplıktan oluşan ve çevirmeli kapı koluyla açılan kapısına doğru yol tuttu. Kapıya yaklaşınca kolunu çevirdi ve şöyle fısıldayarak söylendi "Allah'tan burayı bir ben ve helin biliyoruz da projenin tasarımını yapıyoruz. "
Kapı açılınca içeriye olan adımlarını hızlandırdı ve elini cebine attı . Cebinde buruşmuş olan helinin ona dosya numarasının yazılı olduğu kağıdı çıkardı ve fısıldayarak okudu.
"5306"
İki reyon arasında yürümeye başladı ve dosya numaralarını tek tek eline alıp olabildiğince hızlı davranarak takip etti. Aradan yaklaşık 13 dakika geçmişti ve Emre aradığı dosyayı halen bulamamıştı.
"Aaa Nerde bu dosya" Diyerek söylenerek arayan Emre dosyaları karıştırırken birini yere düşürdü. Ve yine pes edercesine "Helin boşuna demiyor dünyaya yine gelsen yine sakar olursun sen diye kız haklı abi" sitem etti. Aradan 4 dakika geçince Emre'nin sessizde olan telefonu titredi. Emre telefonu hızla açtı fısıldar gibi ses tonuyla "Ne var helinn?" dedi.
"Emre o tarafa güvenlik geliyor çabuk arka kapıdan bi şekilde çık çabuk" diyen Helinin telaşlı sesiyle Emre hızla anahtarı alıp arka kapının olduğu yere çıkan soldan ikinci merdivenden aşağı inmeye başladı.
Yaklaşık iki dakika sonra bahçeye çıkan Emre hızla telefonunu çıkarıp gelini aramaya başladı.
"Aç şunu Helin ya " Helin ilerdeki ağacın arkasından küçük bi taşı Emre'ye doğru fırlattı.
Emre ne olduğunu anlamadı ve taşı atanın Helin olduğunu görünce fısıldayarak "abi şeytan mı taşlıyorsun bi taşlanmadığım kalmıştı bugünleri de mi görücektik birde arkadaşımsın yazıklaarr- "
Emre'nin ağzını kapatan Helin " biraz daha konuşursan güvenlik topuğumuza sıkacak haberin olsun" dedi. Bunun üzerine Helin Emre' yi çekiştirip okulun bahçesinden çıktı. Yaklaşık bir saat sonra her zaman gittikleri parkta buluştular.
Yorumlarda bölümü nasıl bulduğunuzu belirtin lütfenn.
Hoşçakalınn
🩶
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Çok güzel gidiyoruzzz
Yorum
Yorum bulunamadı.