"Okuyuculara okumadan önce kadroya bakmalarını öneriririm.
İyi okumalar"
Lal Erensoy
Sıradan bir sabahtı. Her zamanki gibi karakola gitmiş polislere yardım ediyordum. Onlardan daha üstün olduğumdan değil. Uzun zamandır bir dosya almıyordum. Bu yüzden canım sıkkındı. Yanıma İnci geldiğinde ona baktım. İnci biraz daha koruyucu bir tonla konuştu.
"Merak etme Lâl. Yakın zamanda sen de bir dosya alırsın. Hem tek değilsin. Demir de aynı durumda"
Kaşlarımı çattım ve Demir'e baktım. Bana bakıyordu. Gözlerimi devirip İnci'ye döndüm. "O bay ukala. Umrumda bile değil. İsterse yıllarca dosya almasın"
Demir büyük ihtimal konuştuklarımızı duymuştu. Yürüyerek yanımıza geldi. "Ama bak kader diye bir şey var küçük hanım. Ben yıllarca almazsam sen de almazsın" Sesimi sadece onun duyabileceği kadar alçattım. "Kaderine sıçayım senin"
Demir ellerini kaldırarak geriye doğru 3 adım attı. "Sakin ol küçük hanım" Elime kahvemi aldım "Of senin yanında nefes almak bile zor" diyerek başka odaya geçtim.
Tufan Komiser oradaydı. Yanına oturduğumda direkt konuştu. "Lâl. Senin de içinde kötü bir his var mı?" Aslında vardı. Sanki bugün kötü bir şey olacak gibi hissediyordum. "Evet var komiserim" Tufan Komiser iç çekti. "Umarım bir şey olmaz" Mırıldanarak "Umarım" dedim. Tufan Komiser ayağa kalktı ve odadan çıktı.
Ben de boşken telefonumu çıkardım. Dilek'i görüntülü aradım ama o an beni biri daha görüntülü aradı. Aras.
Dilek telefonu açtıktan sonra Aras'ı da aramaya davet ettim.
İkisi de birbirini gördüğü an kıpkırmızı oldu. Bu hallerine gülmeye başladım. Ardından kapı açıldı ama o tarafa bile bakmadım. O kişi yanıma geldiğinde kameradan gördüm. Demir. Gülmeye devam ederken Demir neye güldüğümü gördü. Eliyle ağzımı kapattı ve başımı kenara çekti.
Dilek ve Aras'a "Arkadaşlar kusura bakmayın kendisi öyle biri ki çok konuşuyor" dedi.
Elini ısırdım ve Demir acıyla inleyerek elini çekti. "Ya ben mi çok konuşuyorum? Sen bana şükret. Ya sessiz bir kız olsaydım. Hem sen az konuşuyorsan ben napabilirim"
Telefondan Dilek'in kahkahası geldi "Lâl, Demir haklı" Ardından Aras'ın gururlu bir sesi geldi. "İşte benim brom"
Telefona uzandım ve ikisine de "Görüşürüz" diyerek telefonu kapattım. Demir'e döndüm. "Ya bay ukala. Her şeyi anladım da. Elinle niye ağzımı kapattın?" Dudağının sol tarafı yukarıya doğru kıvrıldı.
"Dilek ve Aras zaten utangaç. Senin gülmenle domatese dönerler küçük hanım. Tatmin oldun mu?"
Elimdeki boş kupayı ona atıyormuş gibi yaptım. "Bak bir daha küçük hanım dersen bu kupayı kafana geçiririm."
Hışımla ayağa kalktım ve elimdeki kupayı tehdit gibi sallamaya başladım. Lan sanki elimde bıçak vardı. Bu Demir niye böyle kaçıyordu? Odadan çıktığında ben de arkasından gittim. Çıktığım gibi kafamı sırtına vurdum.
"Ay kafam"
"Ya mal mısın çekilsene"
"Sırtında beton gibi ne diyeyim maşallah"
Söylene söylene yanına geçtim ama o an ben de durdum. "Lan kahveler" çoğu kahve kağıtlara dökülmüştü. Ama kimse umursamıyordu. Herkes oradan oraya gidiyordu. Bazıları karakoldan çıkmıştı. Elimle Demir'in kolunu tuttum. "Lan bay ukala. Ya deprem olduysa biz farketmediysek"
Demir önce bana sonra elimle tuttuğum koluna döndü. Ben ise hala karışıklığa bakıyordum.
"Kızım deli misin sen? Öyle olduysa Tufan Komiser niye telefonla konuşuyor? Arkama geç, bakalım"
Eliyle beni kenara çekti ve arkasına aldı. Aslında bunu istemezdim ama şaka maka korkuyordum. Tufan Komiser'in yanına gittiğimizde telefonu kapatmış bir kağıdı inceliyordu. Hemen bize baktı "Lâl ve Demir. İkinize de dosya çıktı. Ama çok dehşet verici. Bunları olay yerinde bulmuşlar"
Elime bir dosya verdi. Cinayet dosyası olduğu belliydi ama bir kağıt daha verdiğinde nefesim kesildi. Kağıdın önünde bir kaç isim vardı ancak üstleri çiziliydi. Bu isimlerin altında "Lâl Erensoy" yazıyordu. Direkt Demir'e döndüm.
Bana bakmadı bile. Elimdeki kağıdı aldı ve arkasına baktı. Sıradaki Kim? yazıyordu.
Sıradaki Kim?
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Güzel bölümdü ellerine sağlık 🌸
Yorum
Yorum bulunamadı.