Lâl Erensoy.
Notu okuduğumdan beri kanım çekilmiş gibi hissediyordum. Tufan Komiser bu halimi farketti "Şimdi olay yerine gideceğiz ama sen istersen gelme" Bakışlarımı ona çevirdim "Hayır kesinlikle geleceğim komiserim" Demir bana baktı. Adrından Komiser'e döndü. "Siz merak etmeyin onu ben götürürüm" Demir yürümeye başladığında arkasından gittim. Arabaya geldiğimizde benim için ön kapıyı açtı. Bir şey demeden bindim. O da arabaya bindiğinde arabayı hemen çalıştırmadı. Karşı yola bakmayı sürdürdü.
"İyi misin Küçük Hanım?" Camdan dışarı bakmaya devam ettim. "İyiyim" "Bana bakıp söyle" Başımı ona çevirdim. "İyiyim" Gözlerimi tekrar cama çevirdim. "O kâğıtta adımı görmek…garipti." Bir an duraksadım "Bu biraz korkutucuydu"
Demir arabayı çalıştırmadan önce bana baktı. "O zaman bundan sonra yalnız değilsin." Ona baktım. "Bunu neden söylüyorsun?" "Çünkü ortağımın başına bir şey gelmesini istemiyorum."
Sessiz kalmayı tercih ettim. Bir süre sonra olay yerine vardığımızı anladım. Etrafta polis şeritleri, ölen kişi için ağlayan kişiler vardı. Arabadan inip olay yerine girdik. Demir son bir kez bana baktı.
Oradaki polislere döndü "Olay tam olarak nasıl gerçekleşmiş?" Polis biraz düşünceli bir tavır takındı. "Olay 18.17'de gerçekleşmiş. Katilin yüzü elimizde yok. Kurban Ege Vardar. Hayatı sevmeyen bir adamdı ama ölmek istediğini duyan olmamıştı. Elimizde tek bir kanıt var. Katilin yazış şekli" Elimize karakolda gördüğümüz kağıdı verdi. Zaten oradaki kopyaydı belliydi.
Ama by gerçekti. Polis en altta benim elimi gösterdi. "Burada sizin adınız yazıyor. Benim düşüncem önce üstü çizilmiş kişiler ölecek. Sonrasında ise siz. Ama buna izin vermeden onu yakalayacağız"
Derin bir nefes aldım. Etrafa baktım. Herkes kendi halindeydi. Bir kişi hariç.
Demir.
O bana bakıyordu. Göz göze geldiğimizde beklemeden konuştu. "Burada yeterinden fazla durduk. Gerekli kanıtları alıp karakola gidelim Küçük Hanım" Başımı aşağı yukarı salladım. Polisin elindeki kağıdı aldık. Ardından kanın yerdeki şekillerinin fotoğrafını çektik. Birkaç dosyayı da aldıktan sonra tekrar arabaya bindik.
Demir arabayı sürmeye başladı. Ama hız giderek artıyordu.
Bağırdım "BAY UKALA HEMEN BU ARABAYI YAVAŞLAT O KATILI BULAMADAN OLEMEM!" Demir başını bana döndürdü ama gözleri hala yoldaydı. Araba biraz olsun yavaşlamıştı.
"Bana bak Küçük Hanım. Hemen karakola varıyoruz ve tüm ipuçlarını çözüyoruz. Polisin ne dediğini duydun mu?! En son sen ölecekmişsin" Ardından bir kahkaha attı. "Sen ölecekmişsin. Lan katil seni görse senden korkar öldürmekten vazgeçer"
Göz devirdim "Abartma, o kadar korkunç değilim" Demir'in dudaklarının kenarları yukarı çıktı. Öyle normal bir gülüş değildi. Her şeyi bilen bir gülüştü.
Karakola vardığımızda içeride neredeyse kimse yoktu. Birkaç gece nöbeti tutan gardiyan ve mesai yapan polisler vardı. Her zamanki çalışma masamıza gittik.
Oturduktan sonra kağıdı incelemeye başladık. Öyle her yerde görülen bir kağıt değildi. Dokusu farklıydı. Rengi ise krem tonlarındaydı. Yazan kişi yazıyı biraz daha sola eğik yazmıştı. "Baksana Bay Ukala. Yazı sola doğru yazılmış."
Demir aklımdan geçeni anladı. "Yani solak biri. O zaman şüpheliler azalıyor demek"
"Aynı zamanda kağıt çok görülen bir kağıt değil. Belirli bir yerden alınmış"
Demir başını aşağı yukarı salladı. Kağıdı incelemeye devam ettim. Biraz daha yaklaştırdığımda burnuma bir koku doldu.
Kiraz Çiçeği Kokusu
Demir notu kokladığımı farketti. "Noldu?" Kağıdı ona uzattım. "Şunu bi' koklasana" Demir kağıdı burnuna yaklaştırdı. "Kiraz Çiçeği değil mi bu? Kağıtta ne işi var?"
Kaşlarımı kaldırdım. "Kiraz Çiçeği benim en sevdiğim koku" Demir bir an düşündü. "Küçük Hanım? Bunu kim biliyor?"
"Kimse bilmiyordu"
Evet kimse bilmiyordu. Kimseye söylememiştim. Ya katil beni çok yakından tanıyan biriydi ya da tamamen bir tesadüftü. İlk ihtimal daha yüksekti.
Kağıdı tekrar elime aldım ve ismimin yazdığı yere baktım. Diğer isimler daha karmaşık bir haldeyken benim ismim özenle yazılmıştı. Ben her zaman düzeni severdim.
O an aklımdan tek bir düşünce geçti.
Katil beni sandığımızdan daha iyi tanıyordu.
Bölüm Yorumları