Ertesi sabah uyandığımda aklımdaki ilk şey okul değildi.
Ege'ydi.
Bunun normal olmadığını düşünüyordum.
Sonuçta onu sadece bir kez görmüştüm.
Bir saat bile doğru düzgün konuşmamıştık.
Ama nedense dün akşamdan beri aklımın bir köşesinde duruyordu.
Yatağımdan kalkıp aynanın karşısına geçtim.
"Saçmalama Lara."
Kendi kendime söylenip saçlarımı topladım.
Bir insanı sadece bir kez gördüğüm için bu kadar düşünmemeliydim.
Hem belki dün sahilde söyledikleri sadece laftı.
Belki bugün onu bir daha hiç görmeyecektim.
Bu düşünceye neden üzüldüğümü ise anlamıyordum.
Okula vardığımda koridorda Mina'yı gördüm.
Beni görür görmez yanıma geldi.
"Sen dün neredeydin?"
"Sahilde."
"Tek başına?"
"Evet."
Mina gözlerini kıstı.
"Bir şey olmuş."
"Ne olmuş?"
"Yüzünden belli."
"Yüzümde ne var?"
"Aptal gibi gülümsüyorsun."
Elimi yüzüme götürdüm.
"Gülümsemiyorum."
"Gülümsüyorsun."
"Hayır."
"Evet."
"Mina."
"Lara."
İkimiz de birkaç saniye birbirimize baktık.
Sonunda dayanamayıp güldüm.
Mina koluma girdi.
"Anlat."
"Anlatacak bir şey yok."
"Bu cümleyi söyleyen herkesin anlatacak çok şeyi olur."
"Sadece biriyle tanıştım."
Mina bir anda durdu.
"Biri?"
"Evet."
"Erkek mi?"
"Hayır, penguen."
Mina'nın gözleri büyüdü.
"ERKEK!"
"Bağırma!"
Koridordaki birkaç kişi bize baktı.
Mina hemen sesini alçalttı.
"Adı ne?"
"Ege."
"Yakışıklı mı?"
"Bilmem."
"Lara."
"Tamam, yakışıklı."
Mina sırıttı.
"Devam."
"Devam edecek bir şey yok. Sahilde karşılaştık. Konuştuk. Sonra gitti."
"Numarasını aldın mı?"
"Hayır."
"Sosyal medyası?"
"Hayır."
"Soyadı?"
"Hayır."
Mina birkaç saniye sustu.
"Yani hiçbir şey yok."
"Hayır."
"Ve sen hâlâ onu düşünüyorsun."
Cevap vermedim.
Çünkü haklıydı.
Tam o sırada zil çaldı.
"Derse gidelim."
Mina koluma tekrar girdi.
"Bu konu kapanmadı."
"Kapandı."
"Kesinlikle kapanmadı."
Sınıfa girdiğimizde herkes yerlerine geçmeye başladı.
Ben de çantamı sırama bıraktım.
Ders boyunca öğretmenin anlattıklarını dinlemeye çalıştım.
Ama aklım sürekli sahile gidiyordu.
Yarın yine burada olacak mısın?
Ege'nin dün söylediği cümle aklımda dönüp duruyordu.
Ben ona "belki" demiştim.
O ise hiç düşünmeden:
Ben olacağım.
demişti.
Ders bittiğinde defterimi kapattım.
Son sayfasını açtım.
Dün yazdığım kelimeler hâlâ oradaydı.
Gün batımı.
Tesadüf.
Ege.
Bir süre onlara baktım.
Sonra kalemimi elime aldım.
"Ege" kelimesinin yanına küçük bir soru işareti koydum.
Nedenini bilmiyordum.
Belki de kendime bir soru soruyordum.
Gerçekten tesadüf müydü?
---
Okul çıkışı eve gitmek yerine sahile doğru yürüdüm.
Aslında gitmek istemiyordum.
En azından kendime öyle söylüyordum.
Sadece hava almak için gidiyordum.
Sadece yürüyüş yapmak için.
Kesinlikle Ege'yi görmek için değildi.
Sahile vardığımda önce etrafa baktım.
Boştu.
İçimden garip bir hayal kırıklığı geçti.
"Ne bekliyordun ki?"
Kendi kendime söylendim.
Tam geri dönecekken arkamdan bir ses geldi.
"Geç kaldın."
Olduğum yerde durdum.
Yavaşça arkamı döndüm.
Ege oradaydı.
Elinde yine aynı kitap vardı.
Gülümsüyordu.
"Sen gerçekten geldin."
"Ben sana geleceğimi söylemiştim."
"Ben de belki demiştim."
"Belkiler bazen evet anlamına gelir."
Gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım.
"Sen hep böyle konuşuyor musun?"
"Nasıl?"
"Her şeyi cümlelerin arasında saklayarak."
Ege bir an sustu.
Sonra omuz silkti.
"Belki."
Yanına oturdum.
Bu kez aramızdaki sessizlik daha farklıydı.
Dün birbirimizi tanımıyorduk.
Bugün ise...
Sanki dünün devamını yaşıyorduk.
Ege kitabını bana uzattı.
"Bak."
Kitabın arasından küçük, kurumuş bir çiçek çıktı.
"Bu ne?"
"Kitabın arasında buldum."
"Sen mi koydun?"
"Hayır."
"Kim koymuş?"
"Bilmiyorum."
Çiçeği dikkatlice elime aldım.
"Belki bir tesadüftür."
Ege bana baktı.
"Belki."
Gülümsedim.
Çiçeği kitabın arasına geri koydum.
Sonra birlikte denizi izlemeye başladık.
O gün uzun uzun konuştuk.
Çocukluğumuzdan, sevdiğimiz filmlerden, okuldan, hayallerimizden...
Ege'nin en büyük hayalinin dünyayı gezmek olduğunu öğrendim.
Benimkini sorduğunda ise cevap veremedim.
Çünkü uzun zamandır bir hayalim yoktu.
Belki de bazı şeyleri istemeyi bırakmıştım.
Güneş batmaya başladığında Ege ayağa kalktı.
"Yarın?"
Bu kez düşünmedim.
"Yarın."
Gülümsedi.
Ben de gülümsedim.
Ve o akşam eve dönerken ilk kez şunu düşündüm:
Belki bazı tesadüflerin tekrar etmesinin bir nedeni vardır.
Belki de bazı hikâyeler...
İki insanın birbirini bulmasıyla başlar.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
나는 그것을 아주 잘 썼다.
Yorum
Yorum bulunamadı.