Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
2.BÖLÜM
SAKLI SIRLAR Bora AKINCI
"Abi neden geldik buraya" dedim alaz sadece "anlat" dedi ve devam etti "geçmişinizde ne yaşandı da bizim topraklara sığındın söyle bakalım." dedi bende önce kararsız kaldım bunu
Geceye sormadan anlatmam doğru olur mu diye düşündüm ama alaza güvendiğim ve kimseye anlatmayacağını bildiğim için ona anlatmakta bir sakınca bulamadım ve anlatmaya başladım
GEÇMİŞ YIL 2017 AYLARDAN OCAK[hava soğuktu]
Ben 16 gece ve güneş 14 yaşındaydı ve biz her zaman olduğu gibi atlarla ormanda geziyorduk gecenin çizmesinde ki telefonu çalmaya başladığında üçümüzde atları durdurduk gece acaba bizim
yıllarca konuşmayacağımızı ve onların düşmanları ile yaşayacağımı bilse açar mıydı o telefonu "bir telefon sesi hayatımı altüst etmişti "gece telefonu açtı ve "tamam geliyoruz dayı" diyerek telefonu kapadı ve gecenin sesi tekrar açıldı "amcam bizi sizin malikaneye çağırıyor boracıııkla bir şey konuşacakmış derken her zaman olduğu gibi boracığın ı sını uzatmış ve cilveli bir sesle konuşmştu
Güneşle başımızı sallayarak dediğini onayladık ve dizginleri sıkıca tutup hızlı bir şekilde malikaneye doğru ieriedik malikanenin önüne geldiğimizde yarışı kazanmanın sevinci ile " hahahaha ezikler yine ben kazandım ağlamayın tamam mı bir dahakine daha yavaş oluruz" dedi. Bunu hep diyordu ama her seferinde daha da hızlanıyordu gecenin arkasından ona yetişirken güneş en son gelen olmuştu bizim sıramız bazen değişiyordu ama birinci hep aynıydı nasıl bu kadar hızlı gidiyordu anlayamıyordum ahırlara gidip atları bıraktıkıtan sonra eve girdik ve salon darma dağnıktı hatta ortada salon diye birşey kalmamıştı yerler kırık cam ve vazolarla doluydu , bunu kimin yaptığını anlaması zor değildi annem ve babam sürekli kavga ederdi babam benim onun çocuğu olduğuma hiç inanmamıştı sebebi ise annem tek gecelik bir ilişkide babamı aldatmıştı ve babam ısrarla onun çocuğu olmadığımı savunurdu küçük bir hatamda hemen bunu kavgasını başlatır ve ortalık tuzla buz oluyordu bugünkü kavga sıradan bir kavga değildi o an anlamıştım bunu çünkü babam annemin tam kalbine bir silah dayamıştı o an ki koruma iç güdüsü ile silahın önüne atladım ve babama "sen ne yaptığını zannediyorsun lan" dediğimde babam "sen nasıl benimle bu şekilde konuşmaya cüret edersin kimsin lan sen " diye kükredi ben daha 16 yaşında olmama rağmen yapılı ve güçlüydüm ama babamın vücudu daha uzun ve yapılıydı bana üstten öfke dolu bir bakış attığında bende bir an kızlara sonrada kapıya bakktım ve babam beni ensemden tuttuğu gibi havaya kaldırdı ve dışarı attı anem arkasından ne kadar "yapma cevhit dur oğlun o senin nolur dur" diye ağlayarak bize doğru koştu ve babama beni bırakması için yalvardı oysa annem bize hep kimsenin önünde eymmeyin başınızı kimseye yalvarmayın gururunuzu kırmayın derdi ama annem o gün ilk defa babama karşı boyun eymişti ve bunu silah ona doğrulttuğunda değil bana doğrulttuğunda
yapmıştı acıtan da buydu zaten babam tam tetiğe basmıştı ki annem bir anda önüme atladı sol göğsünden vurulduğu gibi yere yığıldığında "Kk-Kendine iyi bb bak oğlum seni seviyorum" dedi ve o an sanki dünya donmuştu bakışlarım soğuk ama hüzünlüydü , hüzünlü bakışlarım kızları bulduğunda Güneş korkudan babasına sarılmış Gece bana doğru koşuyordu yanıma geldi ve bana sarıldı sanki bir abla edasıyla okşadı dalgalı saçlarımı kehribar gözlerimden yanaklarıma doğru akan gözyaşlarıma öfkeyle baktı istemezdi ağlamamızı Gece hep bize ablalık yapmıştı hep destek olmuştu bize , en çok ondan dayak yerdim ama kimsenin saç telime dokunmasına izin vermezdi Gece beni sarıp sarmaladığı esnada babam kızgın ve öfkeli gözlerle bana bakıyordu ve bana "Sen annenin katilisin dedi." -ANNENİN KATİLİSİN- çok ağır gelmişti o sözler ben hiç bir şey diyemedim ama gece babama yani kendi dayısına adeta kükredi ilk defa bu kadar öfke sinmişti gözlerinde "ne diyosun be tetiğe basan sensin sakın bir daha böyle deme yoksa sorumlusu ben olmam "dedi gece . güneş ve ben şaşkınca ona bakıyorduk ve babam gecenin bu sözleriyle beni ensemden tuttuğu gibi dışarıya attı ve yine aynı cümle yankılandı kulaklarıma annenin katilisin diyordu annenin , oysa ben annemi çok severdim insan sevdiğinin katili olamazdı kalp buna müsaade etmezdi babaam beni terrk etti ve bu seferde "senin artık bir baban da yuvan da yok" diye haykırdı başka bir ses daha geldi kulaklarıma güneşindi bu ses ağlıyordu oysa o ağlamasın diye şekilden şekile girerdim küçükken hep gülücükler saçan gözlerinde hüzün vardı "İnanma "diyordu. "inanma bacaksız soytarı biz varız biz senin yuvanız bizi unutma" derken korumalar beni dışarı attığı gibi kapılar yüzüme çarptı. ve hızla bir atla o kapılardan atlayan bir kız gördüm , Gece yine her zaman olduğu gibi yalnız bırakmamıştı beni arkadan gelen öfke dolu ses se enişteme aitti "GECE GEL BURAYA HEMEN "derken sesindeki emir ve otoriter tavır oldukça belli oluyor gece önce babasına sonra bana baktı ve beni atı lunaya çekti hadi atla der gibi bakıyordu atladım ve arkasına bindiğimde göğsüme çektim dizginleri tuttum ve ormanda özgürce koştuk gece ilk defa babasına boyun eğmemişti ve bunu benim için yapmıştı gerçekten o anki özgürlük anlaşılıyordu gözlerinden biz ormanda özgürce koşarken onun saçlarına gömdüm kafamı ve ellerimi dizginlerden çektim ellerim havalandığında gecenin gülüşü yerini merak dolu bakışlar almıştı "Ne yapıyorsun Boracıııık ayrıca nereye gidiyoruz" dedi her zaman yaptığı cilveyi yine yaptı ve boracık derken "ı" yı uzattı ormanda gezindikten sonra Gecenin telefonu yine çaldı açmak istemiyordu bunu sebebi ise arayan kişinin amcası olmasıydı amcası yumuşak kalpli bir insandı haksızlığa tahammülü yoktu ve Gece istemese de telefonu açtı "efendim amca" dedi ve Yusuf amca telaşlı bir sesle "Gece hemen eve gelmelisin" diyordu Yusuf amcanın sesi ile birlikte bir şeylerin kırılma sesi de geliyordu "babanı daha fazla tutamam gece hemen gel buraya " ortalık sessizleşti "ve telefondan bir kükreme geldi adeta, " senin kız kardeşime dokunun o ellerini sikerim lan " diye bbir ses geldiğinde telefon kapanmıştı , gece tekrar bir abla edasıyla saçlarımı okşadıktan sonra yanaklarıma derin öpücükler bıraktı "ve benim artık gitmem lazım sen burda kal sakın kıpırdama bir dahaki gelişim seni eve götürmek için olacak." ve bu sefer konuşan bendim "söz mü" "söz … söz bacaksız soytarı ve bilirsin ki ben sözlerimi hep tutarım" oysa hayatta tek tutamadığı sözü buydu eve gidice onu büyük bir kabus beklediğini bilmiyordu Gece eve geldiğinde amcası babasını tutamamış eniştesi yerde yatıyordu baygın mıydı yoksa ölümüydü bilmiyordu babasının eli yumruk atmaktan tahriş olmuştu güneş babasına sarılarak ağlıyordu gece içeri girdiği gibi ona doğru koşup sarıldı gecenin atı ahırlarda değil kapını önündeydi ve babası onu gördüğünde aklına bir fikir gelmişş gibi bir an parladı gözleri ve geceye doğru yürüdü "G"ece ilk defa korkmuyordu sanki halasının özgüveni ve cesareti ona aktarılmıştı bbabası ona doğru gelirken ilk defa kardeşim diye sevdiği birini itti ve dudaklarını kaç diye oynattı bu ailede dudak okuyabilen üçümüzdük güneş benden emir almaya alışık değildi ve ciddi olduğumu anlayınca ahırlara doğru koştuğu sırada babam benim tam önümde
duruyordu eline kaldırdığı gibi bana bir tokat attı acıtan tokat değil atan kişinin babam olmasıydı söyle diye haykırdı babam, neredeydin bu saate kadar diye bağırdı anlamadığım şey neden gittiğim değil nereye gittiğim miydi sorduğu soruyu soğukkanlılığımla cevapladım karşı ormanın oradaki uçuruma gidiyorduk dedim ve devam ettim amcam çağırınca da geri geldim baba nolur dedim ve devam ettim bora orda kaldı onu almaya gidelim derken kıvırcık saçlarımı dağıttım onu orada bırakamam kardeşim orda kaldı diye ağlamaya başladım ve hemen ardından babamın dizlerine kapandım kimse beklemezdi bu hareketimi evet babamın sözlerine yani emirlerini yerine getirirdim ama asla onun önünde ağlamaz ona yalvarmazdım ve ona tam şu anda bara için yalvarıyordum ama beni kolumdan tuttuğu gibi bodruma götürdü bodruma inmemiz yasaktı hiç inmemiştim ama çok merak etmiştim babam beni bodrumdaki bir odaya kapattı oda 1+1 ev gibiydi ama mutfak ve salon yoktu salan yerine tam bir spor salonu vardı burada akla gelebilecek her şey vardı dumbıllar , kum torbası, barfix çubuğu ve daha bir çok şey diğer tarafta da bir yatak vardı başka bir odada lavabo vardı ilk gördüğümde beğenmiştim ama babamın beni buraya kitleyip istediği zaman yiyip içeceğimi bilsem burayı sever miydim bilmiyorum yıllarca bu 1+1 yerde kalmıştım en sevdiğim şeylerden mahrum kalmıştım evet belki çok ta özgür biri değildim ama atta bindiğimde öyle hissediyordum yıllar sonra babam bana baktığında şaşkındı çünkü günlerce aç kalmama rağmen formum oldukça iyiydi çünkü canım sıkıldıkça yada sinirlendikçe spor salonunda antrenman yapıyordum ve aradan tam 4 yıl geçmişti ve ben dört yıl boyunca eğitimimden geri kalmamıştım bunun olmasını sağlayan amcamdı muhtemelen eğitimimden geri kalmadım belki ama çocukluğum geride kalmıştı babam beni dört yıl sonra çıkardı odama gittiğim gibi duşa girdim ve yıpranmış saçlarıma bakım yapmıştım giyindikten sonra odaya bir anda gelen güneşi gördüm ve bana kocamann sarıldı hiç bodrumdan çıktığımdan beri tek kelime etmemiştim ama konuşmamı sağlayan güneş oldu "kız boğulyorum bi dur " demiştim ama güneş durmamış daha sıkı sarılmıştı bende sarılmasına karşılık verdim ve güneş bana dünyanın en iyi teklifini sundu özgür olmaya ne dersin kardeşim demişti kısacası at binelim diyordu kabul ettim ve ahırlara doğru yönelmeden babama sormuştum korkuyordum bir daha orda kalamazdım dört yıl benim için rezalet geçmişti ahırlara girdiğimde luna da formundan bir şey kaybetmemişti nasıl oldu bu diye düşünürken güneş konuştu "nasıl bu kadar güçlü görünüyor diye sorarsan onu boş bırakmadım merak etme diyordu ve kafasıyla başka bir yeri daha gösterdi onu da gösterdi yönde yaprak vardı boranın atıydı o acaba bu dört yılda boraya ne olmuştu güneşe sorduğumda artık düşmanlarımızla yaşadığını söylemişti çok üzülmüştüm çünkü ona verdiğim sözü tutamamıştım aradan yıllar geçmişti kafamı işlerle bozmuş bir işkoliğe dönüşmüştüm ve bu işleri ailemle yani anka timiyle yapıyordum ve evet hala at biniyorum hatta pazen görevlere F16yla değil atlarla gidiyorduk tim üyelerinden atı olmayan bir Doğa AKTAN vardı ve ona yaprağı verdim artık boranın anısını o taşıyordu ve gittiğimiz bir görevde motorlu adamlarla karşılaşmıştık bunlar obsidyen timiydi düşman şirketin ajanlarıydı ve ben boranın o timin üyesi olduğunu yıllar sonra yine bir görevde öğrenecektim …
YILLAR SONRA YIL 2026 AYLARDAN TEMMUZ
ALAZ DENİZ KARACA
"Oğlum bu nasıl hikaye lan beynimi siktin 2 sezonluk dizi çıkar bak demedi deme"
"Abi sırası mı şimdi şakanın " "Haklısın koçum peki sen kendini nasıl affettireceksin yani kız 4 yıl boyunca kafese kapatılmış ben olsam ben de beni affetmezdim şahsen." "abi bilmiyorum nasıl affedecek de biz kızı neden kaçırdık çok merak ediyorum da "
cevap verdim "ALEX" dedim "Alexi alt etmek için " dediğimde küçük bir sessizlik oluştu ve "abi bizim alaxten bi bahsediyoruz yani eğer öyleyse adamın lakabı ölümsüz nasıl yakalamayı düşünüyorsun" dedi soytarı ve düşünmeden cevapladım o sırada odadan çıkmış salona doğru yürüyorduk " zaten kuzenini buraya getirme amacım o ya anlaşma anlaşma yapacağız bizim ekibin elinden kurtulmuştu ama ikimizin ekibinden kurtulamayacak bu sefer o şansı vermeyeceğim alex denen ölümsüze" dediğimde kapının önüne gelmiştik içeriye girdiğimizde yine carlamaya başladı manolya denen kız anlaşma yapmak için sabırlı oluyordum aksi takdirde kağıdı imzalamazdı "eğer beni sizden 33 trilyon çaldığımız için buraya getirdiysen artık çok geç kurumlara bağış yapıldı" dediğinde ağzım daki çayı püskürttüm obsidyen timi hayretle bakıyordu işlerini nasıl temizlettilerse bana böyle bir bilgi gelmemişti "ah tüh pot mu kırdım bilmiyor muydun "dedi ve yine telefonu çalmıştı arayan aynı kızdı sanırım
GECE UZAY
"efendim şafak" dediğimde arkadan toynak sesiyle birlikte elisin sesi de yükseldi "umarım Gece orda çay keyfi yapmıyordur aksi taktirde akşam fırtınanın tımarı o yapar yani karacaların malikanesini basmaya gidiyoruz ama fırtına yeterince parlamıyor bile derken pot kırmıştı" ve obsidyen timi bunu duymuştu bu sefer konuşan bendim "elis emin ol akşam fırtınadan önce ağzını tımarlayacağım Allahlın salağı " diye bağırdım ve telefonu kapattım söze giren alevdi az önceki sözlerime misilleme yaparak "tühh pot kırdın sanırım şekerim "dedi ve hemen ardından alazın sesi yükseldi "tüm kapıları kilitleyin " "Ne" dedim ve devam ettim
"amacın ne karaca benimle derdin ne "
"derdim anlaşmayı imzalamaman" dedi yanlış bir anda daha sonra ona gelen şaşkın bakışlardan kaçmak için bir emir daha savurdu "Kapıları asla açmayın bu anlaşma imzalanana kadar kimse içeri girme-"yecek diyecekti ki Anka timi kapıların üstünden atlarla atlamış ve camları devirerek içeri dalmıştı ki atlardan yaprağın biryerine cam gelmiş olmalı ki şaha kalktı kişnedi atın kişnemesiyle birlikte Doğa ve Bora aynı anda "YAPRAK" diye bağırdı ve yaprak doğayı üstünden attı doğa tam camların üzerine düşecektiki bora onu yakaladı ve anında yere bıraktı yaprak ortalığı dağıtmaya başlamıştı ki doğa "YAPRAK noluyor sana yapar dur sakin ol yaprak diye bağırdığında bora ona çıkardı öfkeli bakışlarınıı ve doğanın üstüne yürüdü "bir daha atıma bağırdığını görürsem seni parçalar ve yaprağa yem ederim anladın mı"demesıyle birlikte ben , güneş ve bora hariç herkes atın mı dedi hepsi hayrete düşmüştü ve alev diğer adıyla taşkıran " bir dakika soytarı senin bu ara yalanların ortaya çıkmaya başladı haberin olsun bir gün bakıyoruz kusursuz ata biniyorsun bigün bakıyoruz düşman mitindeki birinin atına benim atım diyorsun" dedi ve parmağını sallayarak "seni gidi seniii tamam istediğin her şeyi elde ediyorsun ama bir tanesi de kusur diye kalsın dediğinde güneş aleve döndü ve "sakın bir daha boraya soytarı deme diye bağırdıktan sonra boraya döndü ve sen dedi sen bacaksız soytarı bizi satıp düşman mitinde çalıştığından beri o at senin değil Doğanın dedi. Güneş dedi şafağım yapma böyle lütfen güneşim yapma deme bakma bana öyle eskisi gibi gül bana dediğindae söze atılan yine alev oldu "e çüş ama soytarı " dedi ve bu sefer konuşan alazdı kesin sesinizi sakinleşin az oturun konuşacaklarımız var dedi ve şaşırtıcı şekilde bizim takım dahil her kez oturmuştu insanların üzerinde güçlü bir baskısı vardı manipületif değilde daha emri vaki bir tavrı vardı ve 5 dakika boyunca kimse konuşmamıştı ve sessizliği bozan ateş oldu düşman timi ile ne kanuşucaz buzul dedi şöyle ki diyen alaz sözü başlattı ve devam etti
"anlaşma yapmak istiyorum "dedi
"konusu"dedim
"alex ve kardeşi kızıl kül" dedi bu sefer konuşan elisti
"ayy kusucam şimdi isim ve kişilik çalma denince de akla ilk onlar gelir zaten kıskanç fesatlar"
"neyse devam ediyor-"
"abi kendi lakabımı değiştiresim geldi 40 eşşek 1 at etmediği gibi 40 kızıl kül de 1 kızıl gül etmez hah küstah pislik bari saçlarını kızıla boyamasaydın " diyen yine elisdi
"ööff sözüm bölünüp duruyor yeter söylüyorum yıllardır alexin işini bitirmeye çalışııyorum ama elinde sonunda kaçıyor bizim ekip yeterli gelmiyor ve civarda bizim kadargüçlü sizden başka ekip yok o yüzden birlikte çalışmayı teklif ediyorum". alev girdi söze
"dedi 15 tane kızdan mı korkacağız onlar bizden korksun dedikten sonra eziklediği kızlara anlaşma teklif eden korkak" ve güneş gülmeye başladı güneş ve alev hariç herkesin bakışları tersti ve buradaki herkes ateşin sözlerinden sonra reddedeceğime emindi
"tamam " dedim "tamam teklifini kabul ediyorum bu sefer kaçamayacaklar ne zaman çalışmalara başlıyoruz "dediğimde herkes affallamıştı ve alev yine sessizliği musanın denizi ortadan ikiye yardığı gibi kesti
"sayın manolya hanım doğru mu anladım az önce buzulun teklifini kabul mü ettiniz bana mı öyle geldi diye bir soru sordu bana bende düşünmeden cevapladım "kabul ettim yani yanlış anlamadın yelkıran" dediğimde alev "siktir ying yang gibi bir şey olduk karanlık ve iyilik birlikte çalışıyo harbi ying yang olduk lan biz " dediğinde bora salak herif diye enssene şaplak atmıştı
…
eve gittiğimizde babam ona haber vermediğimiz için çok sinirliydi nerdeydiniz dediğinde karacaların varisi alazla anlaşma yaptığımı söyledim detaylarını kızlar anlattı , ahırlara gidip tımar tarağıyla elisi kovaladıktan sonra önce hava üssünden sonra şirkete gidip bazı resmi işleri hallediyordum " en acilinden eve gidip duş almak istiyorum" derken kıvırcık saçlarımı dağınık topuz yapmıştım ki odanın kapısı çalındı "gir" giren kişi asistanım asuman hanım aynı zamanda da yakın arkadaşımdı " misafirleriniz var ancak bugünkü programınızda gelecekleri gözükmüyor gece " dediğin de kim diye sormadan "toplantı odalarını geçmelerini söylersen sevinirim asu " dedim kendime kahve alıp toplantı salonuna geçtiğimde karşımda Alaz karacayı görmeyi beklemiyordum açıkçası yanındaki tablet tutan kız da asistanı olmalıydı "Alaz KARACA bu ne sürpriz " dediğimde yanındaki kız bana tiksinen gözlerle bakıyordu bana olan bakışını fark ettiğim anda kıza daha dikkatli baktım sarı şaçları düzdü , çenesinin hizasında kestirdiği için yüzü daha yuvarlak ve boynu daha ince görünüyordu . Bir saç kesimiyle istediği hatları nasıl ortaya çıkaracağını iyi biliyor olalıydı . aramızdaki mesafe azaldıkça . Bal sarısı iri gözlerine ise giydiği takımla uyumlu kahve rengi bir kalem çekmiş dudaklarında ise yine kahve tonlarında bir kombo vardır çirkin diyemezdim gerçekten güzel görünüyordu , benim aksime onun yüzünde daha fazla makyaj yapmıştı buraya aceleyle geldiğim için yüzümde sadece maskara ve hafif bir dudak kombosu vardı karşımdaki kadına gülümsedikten sonra bakışlarımı tekrar alaz a çevirmiştim "oturun lütfen" dedikten sonra sözüme devam ettim "Alaz bey bu sürprizinizin amacı nedir" diye sorduğumda alazın beni süzen bakışlarını yeni fark ediyordum abi bir insan nasıl bu kadar soğuk bakabilir adam baştan aşağı beni buz gibi gözlerle süzüyor sonrada adımız aşk dışında her kapıyı açan manolya diye anılıyor başlarım böyle işe siktirsin gitsinler "yapacağımız anlaşmayı imzlarını atmak için geldim buyrun önce siz imzalayın" imza kağıttaki maddelere baktığımda işte süreç boyunca her koşulda her şeyden taraftarların haberi olacak vb hususi süreçte güveni sağlamak amacı ile yazılmış resmi maddelerdi imzaladım ve kağıdı alaza uzattım alaz imzalayacaktı ki yanındaki kız "aşkım ver bakalım birde ben bakayım bu maddelere " sevgilisi mi vardı varsa var bu seni neden ilgilendiriyor gece bir anda karşımdaki kızın gözleri bir anda yuvalarından fırlayacak gibi olduğunda hangi madde olduğunu az çok tahmin edebiliyordum "madde 3 tim liderleri antrenmanlarının çoğunu birlikte ve yalnız yaparlar " derken kızdaki öfke patlamasını anlamamıştım "yani ne var bunda yan yana iki yumruk savurup iki kurşun sıkmanın ne zararı var acaba" dedim "aşkım bir şey demeyecek misin bu sürtüğe " dediğinde ice lattem boğazımda kalmıştı bir anda ayağa kalktığım gibi kızın saçlarına yapıştım ve yüzünü yüzüme yaklaştırdım bir daha söyle bir daha bana sürtük de bak nasıl kırıyorum o dalağını dediğimde kız korku dolu gözlerle bana bakıyordu "aayy bırak saçımı varoş "dediğinde o anllık sinirle kıza öyle bir yumruk attım ki dişlerinin kırılma sesi bile duyuluyordu kız o anlık acıyla yüksek bir sesle inlediğinde alazın bana baktığını gördüm sanki kıza vurmam hoşuna gitmişçesine dudaklarının köşesi usulca kıvrılmıştı ki kızın acı dolu inlemesini duyunca anlamadığım bir hızla beni kolumdan tuttuğu gibi kendine çektiğinde ellerim bir anda göğüs kaslarına değdiğinde anlamsızca irkildim zorla tükürüğümü yuttuğum sırada saç dibimde bir ağrı hissettim lütfen bana sürtük diyen kız saçlarıma yapışmış olsun Allahlım lütfen lütfen saçlarımı tutan o eli tam yakalayacaktım ki alaz o eli yakalamış ve saçlarımdan çekmişti "yeter artık yasemin buraya asistanım olarak geldin eski sevgilim değil ki öyle olsa da özel hayatıma karışmana hakkın yok düş yakamdan artık düş dedi ve beni daha çok kendine yaklaştırdığı sırada alazın bakışları önce gözlerimde sonra dudaklarımda durdu o an hipnoz ediliyormuş gibi hissetmemin amacı neydi bilmiyordum tam öpecekti ki kafamı toparlayıp kollarının arasından çıkıp
"iyi günler alaz bey "derken bey kısmını özellikle vurgulayıp odadan çıktım "o neydi lan öyle "
…
eve gidip hızla duş alıp uyuduğumda saat on ikiydi oysa şu anda sabah 5 ve biz göreve gidiyoruz tek tesellim kendimi yeryüzüne soyutlamak hava üssünde gerekli uçuş öncesi brifingleri yaptık ve tam da düşündüğüm gibi gökyüzü mükemmeldi görev 2 gün sürmüştü görevden sonra gerekli toplantılara katılmak için şirkete gittim akşam dokuz gibi eve geçtiğimde duşa girip kıyafetlerimi giydim ve ahırlara doğru ilerledim ahırların önüne geldiğimdeyse kapıda borayı görmeyi beklemiyordum neden içeri girmemişti ki yaprağı görmek için her şeyi yapardı "bu ne sürpriz booracıııııııkkk " dedim her zamanki civemle , "yaprağı görmeye geldim bir de belki biraz takılırız diye düşünmüştüm " boranın cevabı şaşırtmadı küçükken de bu saatte at binerdim ve benimle at binmeye gelmişti eski günlerde ki gibi ama neden ahırların içinde değildi...
Bu bölümü beğendin mi?
Bölüm Yorumları