ALYA ELİNA
O gece hiçbir şey göründüğü gibi değildi. Beni uzaktan gören biri tek başına yürüyen bir kadın sanırdı. Oysa arkamdan gelen ayak seslerini duyan tek kişi bendim. Kimse yardım edemezdi. Zaten isteyemezdim de.
Bir saat önce Ada'nın "Dışarı çık!" diye tutturmasıyla çıkmış ve yine başıma iş açmıştım. Sadece Nefes'e o yonca bilekliği almak için takıcıda durmuştum. Telefonum elimden kayıp kolilerin üstüne düşünce eğildim. Tam o anda karşı dairedeki cinayete şahit oldum.
Kaç.
Beynimde tek kelime çınlıyordu: Kaç.
Ama ayaklarım buz kesmişti. Arkamdaki adamın nefesini ensemde hissediyordum. Peşime takılmıştı. Adım attığım her yerde o da vardı.
Hızlandım. O da hızlandı. Yavaşladım. O da yavaşladı.
Bu bir oyundu ve ben kurbandım.
Sokak boştu. Lambalar tek tek sönüyordu. Gölgemle onun gölgesi birbirine karıştı. Bir ara durup arkama baktım. Gülümsüyordu. O kahpe gülümseme. Sanki avını köşeye sıkıştırmış bir yırtıcı gibiydi.
İçimden bir ses bağırdı: Arkana bakma Alya. Koşmazsan öleceksin.
Ama bacaklarım titriyordu. Tek düşündüğüm arkamda kalacak üç kızdı. Eğer şimdi ölürsem onlara kim sahip çıkacaktı?
Cebimdeki telefon titredi. En ters bakışımı attım. Bir bu eksikti.
"A-alo, abla..."
"Ne var, Nefes?"
"Ne-nerdesin!"
"Uzatma. Niye aradın?"
Evet, ölebilirim. Ama Nefes'in bunu duymasını istemiyordum. Silah sesini duyarsa delirirdi. Ada bile onu toparlayamazdı.
"Ab-abla, sana bir şey söylemeliyim..."
"Söyle?"
"Sonat'ı hatırlıyor musun?"
"Neden titriyorsun? Kısa kes."
"Ab-abla, sakin oluyoruz, ta-tamam mı?"
"Tamam. Söyle artık. İşim var."
"Bugün kapıya gelmişti. Ada da yoktu, evde tektim. Yumurta istedi. Mutfağa gittim. Sonra... içeri dalıp beni taciz etmeye kalktı."
Kalbim durdu. Sesindeki çaresizlik ciğerime saplandı.
"Kapat, geliyorum!"
Telefonu kapattım. Ama sonra durdum. Eve gidersem katile yakalanırım. Gitmezsem Nefes'i yalnız bırakırım.
Seçim belliydi. Nefes'e ihtiyacım vardı.
Adımlarımı hızlandırdım. O da hızlandı. Evin önüne geldiğimde arkama baktım. Oradaydı. Bana bakıyordu. Kalbim boğazıma geldi. Sonra hiçbir şey olmamış gibi arkasını dönüp gitti.
İçimdeki öfke ve korku birbirine karıştı.
Kapıyı açtığımda gördüğüm manzara nefesimi kesti. Nefes... gözleri şiş, perişan halde bana bakıyordu. Ada onun ellerini tutmuş, kendini zor tutarak sakinleştirmeye çalışıyordu. Ama Ada da titriyordu. Benim kadar.
Ve ben patladım.
"Nerede o?"
Ada titreyen parmağıyla komşunun kapısını gösterdi.
O şerefsizi gebertmeden duramazdım. Üçümüz koştuk. Kapıyı yumruklamaya basladım.
"Çık dışarı! Kaçıyor musun?"
"Çık ve yüzleş!"
Kapı açıldı. Karşımızda Necla teyze.
"Ne oluyor Alya bu saatte?"
"Teyze senle işim yok. Oğlunu çağır!"
"O ne demek? Önce ne olduğunu söyle."
"İyi. Senin o şerefsiz oğlun ikizimi taciz etti!"
Sessizlik çöktü. Apartman kapıya dolmuştu. O kadının oyunculuğu da burada bitti. Umurumda değildi. Gurur duyuyordum. Bu rezilliğin duyulması gerekiyordu.
"Çık artık anasının kuzusu! Bak, annenle rezil oldu senin yüzünden, sıra sende!"
Yine içerden ses duyamamanın öfkesiyle kapıya vurmaya devam ettim.
Necla teyze daha fazla dayanamadı. Az önce ifşalanmanın öfkesiyle o da bağırmaya başladı.
"Bana bak Alya, bu sarı çıyan kardeşini ve arkadaşını da al, git evimin önünden. Seni ilk ve son kez uyarıyorum."
"Yoksa?"
"Kimse gelmeyecek işte deli! Dur artık diyorum."
"Kimse gelmiyor öyle mi?"
"Evet! Kimse gelmeyecek. Konuyu daha da uzatmadan evimin önünden gidin."
"Madem beyefendi bize gelmiyor, biz ona gideriz o zaman!"
Kapıya sert bir tekme atmak için hamle yapıyordum ki omzumda hissettiğim bir elle arkama döndüm. Ada’ydı.
"Niye beni tutuyorsun?" anlamında bir bakış attım. Ama Ada’nın gözlerinde ilk defa gördüğüm bir vahşilik vardı. Başımı eğip onu dinledim. Etrafı süzdü. Sonra en içten gülümsemesiyle merdivenin altındaki boşluğu gösterdi. Başımla onayladım ve oraya gittik.
Tamamen yalnız kaldığımızda:
"Konuşmak için bu zamanı çok mu bekledin Ada?"
Sesim titriyordu ama belli etmemeye çalışıyordum.
"Dinle, bir fikrim var."
Gözlerimi kısarak ona baktım. Kalbim göğsüme çarpıyordu.
"Bu gece onu öldürebiliriz."
"Pardon?"
Boğazıma bir yumru oturdu. Yanlış duymuş olmalıydım.
"Nesini anlamadın?"
"Sen birinin canına kıyamazsın."
Sesim alçaldı. Nefesim hızlandı.
"Evet, ben bir insanın canına kıyam. Ama kadınları taciz eden bir nefes israfını ne zamandan beri insan olarak sayıyoruz?"
Ada'nın gözlerindeki öfkeyi görünce içimdeki her şey buz kesti.
"Ada bak, bunu yapmak zorunda değilsin. Ben de değilim. Dediğin şey çok riskli. Geriye kalan ömrün boyunca pişman olmanı istemiyorum."
"Alya, içeri girdiğim an Nefes ağlayarak kapıya koşup bana sarıldığından beri fikrim değişmedi. Daha da değişemez. O kesinlikle ölmeli."
Aklımdaki düşünceleri susturmak için elimden geleni yaptım. Olmuyordu. En az Ada kadar ben de onun canını istiyordum. Öfkem dindirilemez bir boyuta ulaşmıştı.
"Şimdi sakin ol. Nefes’i de alıp eve gidelim. Sana söz, gece tekrar geliriz. Ama bağırıp etrafı dağıtmak sadece başımıza iş açar. Öfkemizi bastıracaksak bile bunu kavga ederek yapamayız."
Haklı olduğu noktalar vardı. Ama öfkem her arttığında beni ve fikirlerimi ele geçiriyordu. Bu bana bile zarar veriyordu. Gülün dikeni kendisine batar mı? Benim dikenlerim bana batıyordu.
Olabildiğimce sakin kalıp az önce bulunduğumuz noktaya ilerledim. Ada da derin nefesler alarak arkamdan geliyordu.
Dairenin önüne geldiğimde gördüğüm kargaşayla göz devirdim. Bütün komşular birbirine girmiş, kavga çıkarıyordu. Bu kavgalar az önce ortaya attığım iddialardan kaynaklıydı. Nefes ise masum masum kenara çekilmiş olanları izliyordu.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Gerçekten atmakkk cokk istiyorumm ama bu uygulamada sen hariç bekleyen kimse yokk...
YENİ BÖLÜM ATTTTTTTT
Yorum
Yorum bulunamadı.