Konferans salonu minik ilkokul öğrencileriyle dolup taşmıştı. Salon resmen bir anaokulu bahçesine dönmüş; minikler ellerinde kağıt uçaklar, koltukların üzerinde zıplayanlar, koşturanlar derken tam bir kaos hakim olmuştu.
Önde duran Demir, boynuna takılmaya çalışılan pembe pelüş kolyeyi ve kafasına oturtulmaya çalışılan taçları engellemeye çalışırken hayatının en zor sınavını veriyordu. Karizmatik, sert komutan imajı, en öndeki afacan bir çocuğun "Ağabey senin kulakların niye sivri değil, robot musun sen?" sorusuyla yerle bir oldu. Demir derin bir nefes alıp tam cevap verecekken, mikrofonu eline alan Timur sahneye zıpladı.
Timur koca askeri üniformasıyla ciddi bir ifade takınmaya çalışarak mikrofona doğru eğildi:
"Çocuklar... Askerlik öyle kolay şey değildir. Dağda taşta yürürüz, çamura yatarız, havada karada sürünürüz. Öyle kafanıza göre..."
En öndeki en ele avuca sığmaz çocuk hiç çekinmeden parmak kaldırdı ve Timur'un sözünü kesti:
"Komutan amca, siz çamura yatınca anneniz kızmıyor mu üstünüzü kirletiyorsunuz diye?"
Salondaki bazı veliler ve arkadaki Oğuz gülmemek için kendini zor tutarken, Timur olduğu yerde kaldı. Ciddiyeti anında bozuldu:
"Kızmıyor evladım, çünkü... Şey, bizim çamurla özel bir anlaşmamız var."
Arka tarafta elinde dağıtılacak boya kalemleri kutusuyla koşturan İnci, Timur'un bu haline gözlerini devirmeden edemedi. Kutuyu hızlıca masaya bırakırken mırıldandı: "İlkokul çocuklarına bile laf anlatamıyorlar, bir de komutan olacaklar."
Sesi pek de kısık çıkmamıştı. Ön sıralarda duran Demir'in keskin kulakları bu fısıltıyı anında yakaladı. Başını çevirip İnci'ye baktı. İnci ise onun baktığını fark ettiği an bile omuz silkti, elindeki işine geri döndü; sanki karşısında ülkenin en sert komutanı değil de sıradan biri varmış gibi umursamaz bir tavırla önünden geçen bir çocuğun boya kalemini düzeltti.
Demir'in kaşları hafifçe havalandı. Hayatı boyunca herkesin karşısında esas duruşta durduğu, emirlerini ikiletmediği bir adamdı. Karşısındaki bu kızın onu bu kadar umursamazca görmezden gelmesi, ilk başta şaşırtıcı, ardından istemsizce dikkat çekiciydi. İnci'nin bu dik başlı ve zerre takmayan hali, Demir'in gözlerinden kaçmadı.
O sırada Timur durumu toparlamak için mikrofona tekrar seslendi:
"Evet çocuklar, şimdi sessizlik... Bakıyorum arkadaki ablanız da çok yoruldu, hadi herkes yerine!"
İnci arkasını dönüp Timur'a dik dik baktı: "Kendi adınıza konuşun komutan bey, ben gayet dinamiktim ta ki siz gelip salonun altını üstüne getirene kadar!"
Salonda minik bir kıkırtı koparken, Demir kollarını göğsünde kavuşturdu. Yüzünde belli belirsiz, alaycı ama merak barındıran bir tebessüm belirdi. İnci'nin bu diklenmesini zerre umursamadan arkasını dönmesi, Demir'in içten içe "Pekii, göreceğiz bakalım ne kadar umursamıyorsun" diye düşünmesine neden oldu.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
çok güzelll yeni bölüm ne zamann?? 💞
Çookkkk iyi olmus
Eline kalemine yüreğine sağlık yazarım. Süperdi ❤️
ohaaa çok iyi allahım aşk görüyorummm evlilik görüyorum. timur best bu arada
Yorum
Yorum bulunamadı.