Senin Rengin
Bölüm 1 — Fotoğrafçılar
Fotoğrafçılık Kulübü'nden nefret ediyordum.
Bunu söylemek belki biraz abartılı gelebilir ama okulda geçirdiğim dört yıl boyunca sanat kulübüyle fotoğrafçılık kulübü arasındaki saçma rekabetten o kadar bıkmıştım ki, artık koridorun diğer ucunda bir fotoğraf makinesi görsem bile yolumu değiştiriyordum.
Onlar da bizden nefret ediyordu.
En azından benim düşüncem buydu.
Her yıl aynı şey yaşanıyordu.
Sanat Kulübü bir sergi hazırlıyordu, Fotoğrafçılık Kulübü kendi sergisini hazırlıyordu ve iki taraf da diğerinin yaptığı şeyin gerçek sanat olmadığını düşünüyordu.
Geçen yıl fotoğrafçılık kulübünden biri bizim yaptığımız afişlere bakıp, “Bir fotoğraf bin çizimden daha fazla şey anlatabilir,” demişti.
Bizim kulüp başkanımız da ertesi gün koridora kocaman bir karton asmıştı:
“Fotoğraf çekmek için bir düğmeye basmak yetmez mi?”
O günden sonra işler daha da kötüleşmişti.
Ben bütün bunlardan uzak durmayı tercih ediyordum.
Sessizce resmimi yapar, kulüp toplantısı bittiğinde çantamı alır ve eve giderdim.
Son sınıfta olduğum için zaten yeterince stresim vardı.
Üniversite sınavı, ödevler, öğretmenlerin bitmek bilmeyen projeleri…
Bir de Fotoğrafçılık Kulübü'yle uğraşmak istemiyordum.
O gün de sanat sınıfında tek başıma kalmıştım.
Saat neredeyse altıydı.
Herkes çoktan gitmişti.
Sınıfta sadece boya kokusu, hafifçe açık olan pencereden gelen serin hava ve fırçamın tuvale değme sesi vardı.
İşte en sevdiğim an buydu.
Kimse konuşmuyordu.
Kimse bana “Lily, bunu neden böyle yaptın?” diye sormuyordu.
Kimse resmimi başkasınınkiyle karşılaştırmıyordu.
Sadece ben vardım.
Ve tuvalim.
Fırçamı palete batırdım.
Mor.
Yine mor.
Bunu ne zaman yaptığımı gerçekten bilmiyordum. Resim yapmaya başladığımda kendimi bir şekilde mor boyaya uzanırken buluyordum.
Tuvalde yağmurdan sonra aydınlanan bir bahçe vardı.
Gökyüzü griydi.
Çimler hâlâ ıslaktı.
Ama çiçekler…
Çiçekler canlıydı.
Özellikle mor olanlar.
Fırçamı kaldırıp biraz geriye çekildim.
“Fena değil…”
Sonra kaşlarımı çattım.
“Hayır. Daha iyi olabilir.”
Bunu söyledikten sonra kendime kızdım.
Neden kendi yaptığım hiçbir şeyi beğenemiyordum?
Belki de gerçekten yeterince iyi değildim.
Tam resmi düzeltmek için tekrar eğilecektim ki kapı açıldı.
Başımı çevirdim.
İlk gördüğüm şey siyah bir fotoğraf makinesiydi.
Sonra makineyi tutan kızı gördüm.
Uzun, düz siyah saçları vardı. Üzerinde koyu renk bir kazak vardı ve boynunda fotoğraf makinesinin askısı duruyordu.
Birkaç saniye boyunca birbirimize baktık.
Sonra kız konuştu.
“Pardon.”
Sesim çıkmadı.
Kız tekrar konuştu.
“Sanat Kulübü burası mı?”
“Evet.”
Nedense sesim çok küçük çıkmıştı.
Kız içeri girdi.
“Ben Clara.”
Clara.
İsmi bile fazla sakindi.
“Lily.”
“Memnun oldum.”
Ben de “Ben de” demek istedim ama kelimeler ağzımdan çıkmadan önce birkaç saniye geçti.
“Ben de…”
Harika.
Çok normal bir konuşmaydı.
Kesinlikle garip görünmemiştim.
Clara sınıfa bakındı.
“Fotoğraf Kulübü'nden geliyorum.”
İçimden derin bir nefes aldım.
Tabii ki.
Başka kim olacaktı?
“Biliyorum.”
Clara kaşlarını hafifçe kaldırdı.
“Biliyor musun?”
“Makinen var.”
Fotoğraf makinesini gösterdim.
“Doğru.”
Gülümsedi.
Ben de gülümsemeye çalıştım ama sanırım yüzüm biraz garip bir şekle girdi.
Clara duvarlardaki resimlere bakmaya başladı.
“Öğretmenimiz sergi için birkaç fotoğraf çekmemi istedi.”
“Sergi mi?”
“Evet.”
İçimden bir inilti yükseldi.
Sergi.
Demek bu yıl da iki kulüp birbirine girecekti.
“Fotoğraf Kulübü kendi sergisini yapmıyor mu?”
Clara bana baktı.
“Yapıyor.”
“Öyleyse neden buradasın?”
“Çünkü…”
Bir an durdu.
“Bu yıl sergi ortak olacak.”
Fırçam elimden düşmek üzereydi.
“Ne?”
Clara gülmeye başladı.
“Bilmiyor muydun?”
“Hayır.”
“Sanırım öğretmenleriniz söylemeyi unutmuş.”
“Bize bunu nasıl söylemezler?”
Sesim istemeden yükselmişti.
Clara'nın gülümsemesi biraz büyüdü.
“Bu kadar kötü mü?”
“Evet.”
“Fotoğrafçılık Kulübü'yle çalışmak istemiyor musun?”
“Hayır.”
Cevabı düşünmeden vermiştim.
Clara birkaç saniye bana baktı.
Sonra şaşırtıcı bir şekilde gülümsedi.
“En azından dürüstsün.”
Yüzüm ısındı.
“Ben…”
Ne diyeceğimi bilmiyordum.
Clara tekrar tabloları incelemeye başladı.
Ben de ona bakmamaya çalıştım.
Başarısız oldum.
Çünkü birkaç dakika sonra Clara benim tuvalimin önünde durmuştu.
Tabloya uzun uzun baktı.
Sonra eğilip biraz daha yakından inceledi.
“Bunu sen mi yaptın?”
“Evet.”
“Güzelmiş.”
“Gerçekten mi?”
“Gerçekten.”
Gözlerimi kaçırdım.
Böyle şeylere alışkın değildim.
Birisi resimlerimi beğendiğinde ne söylemem gerektiğini bilmiyordum.
Clara fotoğraf makinesini kaldırdı.
“Fotoğrafını çekebilir miyim?”
Bir an tereddüt ettim.
“Olur.”
Clara birkaç adım geri çekildi.
Makinesini ayarladı.
Klik.
Sonra ekrana baktı.
“Bir tane daha.”
Klik.
Yanına gittim.
“Nasıl?”
Clara ekranı bana çevirdi.
Fotoğrafa baktım.
Bir an konuşamadım.
Resmim…
Farklı görünüyordu.
Mor çiçekler daha canlıydı.
Pencereden gelen ışık tuvalin üzerinde güzel bir şekilde durmuştu.
“Güzel.”
“Ben de öyle düşündüm.”
Clara tekrar tabloya baktı.
“Mor çiçekleri özellikle sevdim.”
Kaşlarım hafifçe kalktı.
“Mor çiçekleri mi?”
“Evet.”
“Onları hep çiziyorum.”
“Fark ettim.”
Şaşırdım.
“Diğer resimlerinde de var mı?”
“Evet.”
Clara başını hafifçe yana eğdi.
“Sanırım senin rengin mor.”
Kalbim nedense bir anlığına tuhaf bir şekilde çarptı.
Ne saçma.
Alt tarafı bir cümleydi.
Hem de Fotoğrafçılık Kulübü'nden bir kız söylemişti.
“Belki.”
Clara gülümsedi.
“Belki.”
Tam o sırada koridordan bir ses geldi.
“CLARA!”
Clara kapıya döndü.
“Geliyorum!”
Sonra bana baktı.
“Yarın görüşürüz, Lily.”
“Yarın mı?”
“Ortak sergi için çalışacağız ya.”
Doğru.
Bunu unutmak istemiştim.
“Ha… evet.”
Clara kapıya doğru yürüdü.
Tam çıkacakken tekrar döndü.
“Bu arada…”
“Efendim?”
“Fotoğrafçılık Kulübü'nden nefret ettiğini biraz belli ediyorsun.”
Donup kaldım.
Clara güldü ve kapıdan çıktı.
Ben ise arkasından bakakaldım.
Sonra ellerimi yüzüme kapattım.
“Harika, Lily.”
Bunu gerçekten söylemiş miydim?
İlk tanıştığım kıza resmen Fotoğrafçılık Kulübü'nden nefret ettiğimi ilan etmiştim.
Üstelik o kızla bütün yıl birlikte çalışmak zorundaydım.
Başımı kaldırıp tuvalime baktım.
Mor çiçekler yine oradaydı.
Ama nedense artık eskisinden biraz daha farklı görünüyordu.
Belki de Clara haklıydı.
Belki benim rengim gerçekten mordu.
Ve belki de hiç beklemediğim bir şekilde, bu yıl hayatıma başka bir renk daha girecekti.
Yazar notu:Eee nasıııll?
Bölüm Yorumları