Giriş-GÖLGELERİN FIŞILTISI
Şehrin üzerini kaplayan gri bulutlar saatler önce pes etmiş ve kasvetli karanlığı bütünüyle sokağa salmıştı. Mekanın ağır, cilalı ahşap kapısı Gece’nin arkasından kapandığında, içerideki bas bas bağıran müzik ve alkol kokan yoğun hava bir anda kesildi. Yerini, ekim ayının dondurucu ayazına ve oksijenle karışmış, havada asılı duran toprak kokusuna bıraktı.
Gökyüzü, yıldızlardan ve aydan tamamen arınmış, simsiyah bir kubbe gibi şehrin üzerine çökmüştü. Bardaktan boşanırcasına yağan yağmur, caddenin çıkıntılı yollarında su birikintileri oluşturuyor; eski sokak lambalarının cılız sarı ışıkları birikintilere vurarak ıslak asfaltı bir ayna gibi parlatıyordu.
Gece, şemsiyesini yanına almadığı için içinden okkalı bir küfür bastı. Zaten bu havada dışarı çıkmak onun fikri de değildi; yine arkadaşlarının ısrarına boyun eğmişti.
Kalın, yünlü montunun yakalarını çenesine kadar çekip ellerini ceplerine gömdü. Şehrin ıssız olan ara sokakları, yağmurun azizliğine uğramış ve daha çok ıssızlaşmıştı.
Rüzgar, kaldırımdaki kurumuş yaprakları sürüklerken çıkardığı o tiz sesle adeta yaklaşan bir felaketin haberini veriyordu. Topuklu çizmelerinin nemli taşlarda çıkardığı tok, ritmik sesler gecenin karanlığında tek başına yankılanıyordu. Gece, adımlarını hızlandırdı. Yüzüne çarpan soğuk damlalar tenine iğne gibi batıyor, kirpiklerinden süzülen sular görüşünü bulanıklaştırıyordu.
Evine giden yolun en kestirme ama bir o kadar da tehlikeli olan dar sokağına saptığında, havadaki kasvet katlanarak arttı. İki yüksek, eski binanın arasında kalan bu dar sokak, rüzgarın ıslık çalarak geçtiği bir tünele benziyordu. Tam o anda, Gece’nin ensesindeki ince tüyler diken diken oldu. Kalbi, belirgin bir ritim bozukluğuyla göğüs kafesine vurmaya başladı.
Mantığı ona sadece rüzgarın sesi olduğunu söylese de, içgüdüleri avazı çıktığı kadar bağırıyordu: Yalnız değildi.
Arkasına bakmamaya çalışarak adımlarını daha da sıklaştırdı. Ancak birkaç metre ileride, tiner ve rutubet kokan bir bina boşluğunun karanlığından bir silüet sıyrıldı.
Adam yavaşça yolunu kesti. Deri ceketinin yakaları kalkıktı. Adımları düzensiz ama Gece’ye doğru kararlıydı.
“Bu saatte, bu yağmurda tek başına nerede geziniyorsun bakalım, güzelim?” dedi adam.
Sesi, sigara dumanıyla zehirlenmişti.
Gece, dehşetle bir adım geri çekildi. “Uzak dur benden,” dedi, sesinin titremesini engelleyemeyerek. Gözleri çaresizce sokağın sonuna kaydı ama etrafta yardım isteyebileceği tek bir canlı bile yoktu. Telefonunu çıkarmak için elini çantasına attı ancak adam hızla üzerindeki mesafeyi kapattı. “Acele etme, daha yeni tanışıyorduk…”
Gece’nin boğazından bir çığlık kopmak üzereydi ki, sokağın en derin karanlığından, adeta gölgelerin özünden bir figür ayrıldı.
Her şey birkaç saniye içinde gerçekleşti. Havadaki sıcaklık bir anda birkaç derece düşmüş gibiydi. Sokağın köşesinden süzülen adam, sıradan bir insanın hareket edemeyeceği kadar sessiz ve ürkütücü bir zarafete sahipti.
Üzerinde baştan aşağı simsiyah, uzun bir kaban vardı. Ancak en dehşet verici olanı yüzüydü: Yüzünü tamamen örten, sadece göz delikleri olan mat siyah bir maske takıyordu. Soğuk damlaları emen o maske, adamın bir insan değil de gecenin kendisi olduğu hissini uyandırıyordu.
Adam, Gece ile tehditkar adamın arasına girmeden hemen önce durdu. Hiçbir şey söylemedi. Tek bir küfür, tek bir tehdit savurmadı. Sadece durdu. Ancak o duruşta öyle bir güç, öyle canice bir dinginlik vardı ki, Gece’nin yolunu kesen adam adeta buz kesti.
Başını hafifçe yana eğdi. Siyah eldivenli elleri yanlarında serbestçe duruyordu ama her an öldürmeye hazır bir yırtıcıyı andırıyordu. Saldırgan adam, karşısındaki bu devasa ve tekinsiz karanlıkla göz göze geldiğinde, cesaretinin bir anda buharlaşıp gittiğini hissetti.
Adam, sadece tek bir adım ileri attı. O tek adım, caddede yankılanan ölümcül bir uyarıydı.
Saldırgan, kekeleyerek geri çekildi. “T-tamam be, belanızı aramıyorum!” diye mırıldandı ve arkasına bile bakmadan, yağmurun içinde koşarak gözden kayboldu.
Sokakta şimdi sadece iki kişi kalmıştı: Yağmurdan sırılsıklam olmuş, korkudan nefes nefese kalan Gece ve karşısında bir heykel gibi dikilen siyah maskeli adam.
Yağmur damlaları adamın mat siyah maskesinden aşağı süzülüyor, maskenin altındaki koyu renk gözler Gece’nin üzerinde sabit duruyordu. O gözlerde... tanıdık, derin ama anlamlandıramadığı yoğun bir duygu vardı. Bir takıntı, bir koruma içgüdüsü, tehlikeli bir bağlılık.
Gece, elini göğsüne bastırarak titrek bir nefes verdi. “Sen... sen kimsin?” diye fısıldadı. Sesi yağmurun gürültüsünde neredeyse kayboluyordu. “Teşekkür ederim. Beni kurtardın.”
Adam konuşmadı. Dudakları maskenin ardında kilitliydi. Sadece bakışlarını Gece’nin yüzünde gezdirdi; sanki onun her bir mimiğini, korkusunu ve güzelliğini zihnine kazıyordu.
Sonra, Gece daha ne olduğunu anlayamadan, adam bir adım geri çekildi. Sokak lambasının cılız ışığının bittiği o karanlık çizgiye adım attı ve karanlığın içinde adeta eritilerek yok oldu.
Gece, sokağın ortasında tek başına kaldı.
Eve nasıl geldiğini, asansöre nasıl ilerlediğini hatırlamıyordu. Anahtarla kapıyı açıp içeri girdiğinde, arkasından kapıyı üç kez kilitledi ve sırtını kapıya dayayıp yere kaydı. Kalbi halâ bir davul gibi güm güm vuruyordu.
Ev sıcaktı ama Gece’nin içindeki titreme geçmiyordu. Üzerindeki ıslak montu çıkarıp yere attı. Titreyen elleriyle, kilitli kapının önünde duran çantasını kucağına aldı. İçinden telefonunu çıkarıp kafasını dağıtmak, arkadaşlarına olayı anlatmak istiyordu ama tam elini çantaya attığında, parmakları ıslak deri eşyalarının arasında bambaşka bir şeye çarptı.
Tamamen kuru, hiç ıslanmamış, ağır ve kaliteli siyah bir kağıt.
Gece’nin nefesi boğazında düğümlendi. O kağıt çantasında yoktu. Adam ona dokunmamıştı bile... Ya da o öyle sanıyordu. Ne zaman, nasıl çantasının içine bu notu bırakmıştı?
Titreyen parmaklarıyla siyah zarfı açtı. İçinden çıkan gümüş renkli mürekkeple yazılmış el yazısını okurken, odadaki hava bir kez daha buz kesti:
“Sokaklar senin için fazla karanlık ve tehlikeli Gece. Ama korkma. Seni karanlığın içinden daima ben izleyeceğim. Bu gece ilk uyarındı... Bir daha bensiz o kadar geç kalma.”
---Gölge
Bölüm Yorumları