SAHNE IŞIKLARININ ARDINDA
BÖLÜM 2 — Geçmişten Gelen
Zoe'nin hayatı, Serena'yla karşılaştığı geceden sonra aslında değişmemişti.
En azından şimdilik.
Ertesi sabah yine alarmına uyanmış, yine birkaç dakika yatakta oyalanmış, yine aceleyle hazırlanıp evden çıkmıştı.
Dün gece yaşananları düşündüğünde ise aklına sürekli aynı sahne geliyordu.
Serena'nın kendisine bakışı.
Ve ardından sorduğu o garip soru.
“Beni tanıyor musun?”
Zoe hâlâ bunun neden bu kadar aklında kaldığını anlayamıyordu.
Belki de Serena'nın gerçekten şaşırmış olması garip gelmişti.
Çünkü Zoe onun yerinde olsa, tanınmamasına şaşırmazdı.
Serena dünyaca tanınan bir şarkıcıydı.
Zoe ise üniversiteye gidip gelen sıradan biriydi.
Aralarında ortak hiçbir şey yoktu.
Telefonu titredi.
Mia'dan mesaj gelmişti.
Bugün öğle arasında buluşuyoruz. Kaçış yok.
Zoe gülümsedi.
Tamam.
Telefonunu cebine koyup yürümeye devam etti.
Serena'yı düşünmeyi bırakmaya karar verdi.
Sonuçta bir daha karşılaşmayabilirlerdi.
Aynı saatlerde Serena arabadan indi.
Victoria'nın evinin önünde duruyordu.
Kapıya doğru yürürken telefonuna baktı.
Victoria biraz önce mesaj atmıştı.
Kapı açık.
Serena kapıyı açıp içeri girdi.
“Victoria?”
“Buradayım.”
Ses salonun diğer tarafından geliyordu.
Victoria kısa süre sonra ortaya çıktı.
Serena onu gördüğünde istemsizce gülümsedi.
Uzun siyah saçları omuzlarından aşağı dökülüyordu. Her zamanki gibi şık görünüyordu.
Bir zamanlar Serena'nın her gün görmek istediği kişiydi.
Şimdi ise hayatındaki yeri daha farklıydı.
Ama tamamen yabancı da değildi.
Victoria yanına gelip ona sarıldı.
Serena da karşılık verdi.
Bir süre öylece kaldılar.
Sonra Victoria geri çekildi.
“Uzun zaman oldu bebeğim.”
“Çok değil.”
“Bana göre oldu.”
Serena gülümsedi.
“Abartıyorsun.”
Victoria onun elini tuttu ve salona doğru yürüttü.
“Konserin nasıldı?”
“Yoğundu.”
“Her zamanki gibi.”
Serena koltuğa oturdu.
Victoria da yanına geçti.
İkisi gülümsedi.
Victoria ve Serena birbirlerine yaklaştılar.
Serena nazikçe Victoria'nın dudaklarını öptü.
Victoria karşılık verdi.
Serena Victoria'yı kucağına aldı.
Dilleri dans etti.
Dakikalarca öpüştüler.
Sonra ikside geri çekildi.
Bir süre müzikten, konserden ve son günlerde yaşadıkları şeylerden konuştular.
Sonra konu ister istemez geçmişe geldi.
“Bazen eskileri özlüyorum.”
Victoria'nın sesi daha sakindi.
Serena ona baktı.
“Ben de bazı şeyleri özlüyorum.”
“Beni mi?”
Serena birkaç saniye düşündü.
“Bazen.”
Victoria hafifçe gülümsedi.
“En azından dürüstsün.”
Serena da gülümsedi.
İkisi arasında hâlâ geçmişten kalan bir yakınlık vardı.
Birbirlerini çok uzun zamandır tanıyorlardı.
Bir dönem aynı evde saatlerce konuşmuş, birlikte seyahat etmiş, birbirlerinin en zor günlerinde yanlarında olmuşlardı.
İlişkileri bitmişti.
Ama anılar tamamen silinmemişti.
Victoria başını Serena'nın omzuna yasladı.
“Bazen tekrar eskisi gibi olabileceğimizi düşünüyorum.”
Serena cevap vermedi.
Çünkü bunun mümkün olup olmadığından emin değildi.
Bir süre sonra Victoria başını kaldırdı.
“Dün seni gördüm.”
Serena şaşırdı.
“Nerede?”
“Kafenin önünde.”
Serena'nın aklına Zoe geldi.
“Evet.”
“Yanında bir kız vardı.”
Serena kısa bir sessizlikten sonra başını salladı.
“Zoe.”
“Zoe?”
“Adı bu.”
Victoria kaşlarını hafifçe kaldırdı.
“Arkadaşın mı?”
“Hayır. Yeni tanıştık.”
Victoria birkaç saniye Serena'ya baktı.
Sonra gülümsedi.
“İlginç.”
“Nesi ilginç?”
“Senin birini merak ediyor gibi görünmen.”
Serena hemen itiraz etti.
“Merak etmiyorum.”
Victoria güldü.
“Peki.”
Serena gözlerini devirdi.
“Gerçekten etmiyorum.”
“Tamam, Serena.”
Serena cevap vermedi.
Çünkü Zoe'nin yüzü gerçekten de birkaç saniyeliğine aklına gelmişti.
Ama bunun herhangi bir anlamı olduğunu düşünmüyordu.
Henüz.
Öğle arasında Mia'yla buluştuğumda masaya oturur oturmaz bana baktı.
“Bir şey olmuş.”
“Ne olmuş?”
“Bilmiyorum. Yüzünden anlıyorum.”
“Yüzümde ne var?”
“Dün geceki olay.”
Bir an ne demek istediğini anlamadım.
Sonra Serena aklıma geldi.
“Ne olmuş?”
“Serena'yla karşılaştın.”
“Evet.”
“Ve?”
“Ve ne?”
Mia gözlerini kıstı.
“Konuşmadınız mı?”
“Konuşmadık demedim.”
“Ne konuştunuz?”
Ona dün gece olanları anlattım.
Mia'nın gözleri büyüdü.
“Bir dakika… Serena sana gerçekten ‘Beni tanıyor musun?’ diye sordu mu?”
“Evet.”
“Şaka yapıyorsun.”
“Hayır.”
Mia birkaç saniye düşündü.
“Bence senden hoşlandı.”
Kaşlarımı kaldırdım.
“Beni tanımıyor bile.”
“Bu ayrıntı önemli değil.”
“Bence önemli.”
Mia güldü.
“Tamam. Ama yine de ilginç.”
Konuyu değiştirdik.
Bir süre sonra telefonumu çıkardığımda Serena'nın konser afişlerinden biri sosyal medyada karşıma çıktı.
Mia hemen fark etti.
“Bak!”
“Ne?”
“Serena'nın konseri.”
Ekrana baktım.
Yaklaşan konserinin tarihi yazıyordu.
Mia heyecanla bana döndü.
“Gidelim.”
“Sen git.”
“Birlikte gidelim.”
“Ben konser insanı değilim.”
“Bir kere gel.”
Başımı iki yana salladım.
“Bilmiyorum.”
“Zoe.”
“Ne?”
“Dün Serena'yla karşılaştın. Bugün konseri karşına çıktı. Bence evren sana bir şey anlatmaya çalışıyor.”
Gülmeye başladım.
“Sen gerçekten çok saçma konuşuyorsun.”
“Evet ama işe yarıyor.”
Telefon ekranına tekrar baktım.
Aslında Serena'nın konserine gitmek tamamen kötü bir fikir değildi.
Sonuçta daha önce hiç konsere gitmemiştim.
Bir kereliğine farklı bir şey yapmak güzel olabilirdi.
“Tamam.”
Mia bir anda ayağa kalkacak gibi oldu.
“Ciddi misin?”
“Evet.”
“Gerçekten mi?”
“Evet, gerçekten.”
Mia'nın yüzünde kocaman bir gülümseme oluştu.
“İnanamıyorum!”
“Abartma.”
“Hayır, bu tarihi bir gün.”
Gülerek başımı salladım.
“Bir konser sadece.”
Ama bunu söylerken içimde garip bir merak vardı.
Belki de Serena'yı sahnede görmek ilginç olacaktı.
Akşam Serena, Victoria'nın evinden ayrılmadan önce kapının önünde durdu.
Victoria ona sarıldı.
“Yine gel.”
“Gelirim.”
Victoria gülümsedi.
“Bir dahaki sefere daha uzun kal.”
Serena başını salladı.
“Tamam.”
Victoria elini kısa bir süre tuttu.
Serena da karşılık verdi.
Sonra birbirlerinden ayrıldılar.
Serena arabasına bindiğinde telefonunu çıkardı.
Menajerinden konserle ilgili yeni mesajlar vardı.
Yaklaşan konserinin hazırlıkları başlamıştı.
Serena mesajları okurken dün geceki karşılaşma tekrar aklına geldi.
Zoe.
Sıradan kıyafetleri, sakin tavrı ve diğer insanların aksine ona bir ünlü gibi davranmaması…
Serena nedenini bilmiyordu ama bu karşılaşmayı unutamıyordu.
Belki de yalnızca farklı olduğu içindi.
Belki de hiçbir anlamı yoktu.
Telefonunu kapattı.
Henüz Zoe'nin birkaç gün sonra kendi konserinin izleyicileri arasında olacağından haberi yoktu.
Zoe de bunun yalnızca bir konser gecesi olmayacağını bilmiyordu.
İkisi de henüz birbirlerinin hayatında ne kadar büyük bir yer kaplayacaklarını bilmiyordu.
Ama hikâyeleri çoktan başlamıştı.
Bölüm Yorumları