Dimdik duruşum hep babamınkine benzetilirdi. Ama onun dik duruşu sırtındaki o işlemeli pelerinden, benim dik duruşum ise omuzlarımdaki ağır yüklerdi.
Ama ses etmedim. Çenemi hep dik tutmayı çoktan öğrenmiştim. Gücümü sessizce bilemeyi, Gözlerimi keskinleştirmeyi öğretmişti babam.
İyi bir baba olduğu söylenemezdi. Ama sorgulama şansı elbette biz prenseslere asla verilmezdi. En azından güçlü bir kraldı.
Şimdi ise sert çehresiyle beni süzüyordu. Annem biraz daha gerideydi. O hep geride kalırdı zaten.
"Element başkanı olmanın sorumluluğunu taşıyacaksın biliyorsun."
Bunu bugün tam on dokuzuncu Hatırlatmasıydı. Elimden geldiğince yüzümü sabit tutarak başımı sertçe salladım.
Annem elindeki mendili yavaşça sallıyordu. Arkamda duran Spark'lar o tuhaf çığlık gibi seslerini çıkararak yere vuruyordu. Arkamdaki arabayı sert adımlarla bindim.
Bunu yaparken parlak kırmızı elbisemi zorla kavramıştım.
Annem gözlerinde sahte göz yaşlarıyla "doğal denge seni gözetsin" dedi.
Babam anneme sertçe bakarak onu susturdu. Annemin doğal denge inancından hep nefret etmişti zaten.
Sorgulamayı çok önce bırakmıştım. Biz ateştik. Böyle inançlara hiçbir zaman ihtiyacımız olmamıştı. Babam yakındaki muhafızların duymadığından emin olduktan sonra kaşlarını çatmayı bırakmıştı.
"Ah baba" diye düşündüm içimden. "Bildiğini sandığın ama bilmediğin o kadar çok şey var ki..."
Ama bunu onun yüzüne söyleyecek kadar delirmediğim için büyük kraliyet arabasına sığmakta zorlanan elbisemin eteklerini toparladım. Babam annemin elini tutup sertçe sıkınca annem zorla göz yaşlarına bir son verdi. Arabanın büyük penceresinden bunu rahatlıkla görebiliyordum.
"Her gün eğitmenlerinden mektuplar alacağız. Dikkatli olmak zorundasın. Ateş öğrencilerine örnek ol ve erkek kardeşlerine dikkat et. Onları öldürmememin tek sebebi bir skandalın çıkmaması. Bu yıl altın oda cezası verebileceğini de biliyorsundur umarım. Kardeşlerin için de geçerli bu." Babam zaten bana çocukluktan beri öğretilen şeyi baştan anlatıyordu o yüzden sadece dinliyormuş gibi yaptım.
Kardeşlerim. Zyan ile Ryan...
Şu diyardaki en şımarık insanlardandı ikiz erkek Kardeşlerim. Akademide her zaman kuralların sınırında dolaşmaya bayılırlardı. Beni de zor durumda bırakmaya doyamazlardı. Neyseki bu yıl üzerlerinde otorite kurmayı biraz daha başarmıştım. Altın oda cezası verebileceğimi duyduklarında bu yaramazlıkları daha da gizlemeye çalışacaklarına adım kadar emindim.
her şeye rağmen onları severdim. insan kardeşlerini nasıl sevmezdi ki. tabii bunu göstermekte hiçbir zaman pek başarılı olamamıştım. ama bu yıl onları daha korkunç bir şeyden koruyacaktım.
Sonunda arabaya tüm eşyalarım da yüklendiğinde şoför dizginleri eline aldı ve araba yavaşça hareket etmeye başladı. Köylülerin olmadığı daha özel bir yoldan geçeceğimiz için memnundum. Köylülerin işini gücünü bırakıp arabanın önünde eğilmesini istemiyordum.
Araba yola devam ederken büyük kayalar gördüm. Uzun ağaçlar ve çayır çimen yollar. Çocukluğum geldi aklıma. Zaten yaşamamın imkansız olacağı o çocukluk. Çocukluğumdaki çoğu anıyı hatırlamamam bundandı herhalde.
Çayır çimen diyince aklıma Toprak elementi gelmeliydi sanırım. Geleceğin kraliçesi içindi tabii. Henüz bir prenses olarak bu politik oyunlarda olmadığımdan mutluydum.
Bileğimdeki kesikleri hafifçe okşadım.
Çocukluğumun en net hatırladığım şeyleriydi bu izler.
Zyan ile Ryan...
Umarım sizi iyileştirmenin bir yolunu bulurum.
Şu andan itibaren hayatımın amacı bir kraliçe olmak değil sizi yaşatmak.
Keşke acınızı siz de bilebilseydiniz.
Kendimdeki ateş güçlerinden ayrı olarak bu his bana kardeşlerimin ölüm döşeğinde ama aynı zamanda sağlıklı olduğunu söylüyordu.
Ve ben kendi hissime güvenmeli miydim en ufak bir fikrim bile yoktu...
Bölüm Yorumları