Kaçtığın şehirde kaderin değişir mi?
Sinop'ta doğmuştum, eski bir evde kalıyorduk. Babam İstanbul'da bir ev almıştı. Mesleği aşçıydı orada görev yapmaya gidiyordu. Geceden konuştuk, sabah ben unutmuşum.
Sabah erkenden kalktım evde büyük bir telaş vardı. Bugün eşyaları toplayıp yola çıkacaktık.
Saat altı buçuktu daha babam eşyaları toplamaya başlamışlardı çoktan ben de yataktan kalktım bir işin ucundan tutmak için. Aynaya geçip kendimi sorguladım sabah ilk iş, galiba genelde var herkes sabah kalkınca aynaya bakıyor, özellikle kızlar.
Üzerimi de giyince işe koyuldum. Küçük her şeyi kutulara doldurduk, büyükleri sarmalayıp Sedat Abi'ye verdik. O kamyonetle İstanbul'a getirecekti, yanında babamla birlikte. Ben de otobüsle gelecektim, adresi biliyordum.
5 saat toparlanmak sürdü zaten. Bu şehri, bu evi, bu odamı özleyeceğim, hem de çok özleyeceğim. Onca anım burdaydı. Sanki anılarımda gitme diyordu. Ben gidince anılarım ölecek. Bu evi iyi bir fiyata satmıştı 2 katlı biraz eskiydi ama mütevazi bir yerdi. Buraya gelen yeni aile umarım mutlu olur.
Her şeyi kamyonete koyduk ve kapıları kitleyip, babam evin yeni sahibinin yanına giderek anahtarı verdi. Arkadan baka baka veda ediyordum evimize. Yeni hayat, umutlar için kaç şehirden kaç kişi gidiyorduk. Biz de yeni hayat için adım atıyorduk ama iyi mi oldu, kötü mü oldu bilmiyorduk.
Sadece yürüyorduk bu hayatta bir şekilde ama nasıl, niye biz de bilmiyorduk. Otobüs kalkmadan yetiştik ve babamla otogarda vedalaştım kısa süreliğine. Sorguluyordum ne içindi bunca emek. İstanbul neden kurtuluştu.
Cam kenarına geçmek istiyordum, biliyordum canım sıkılacakdı. İlk defa yolda müziğimi açıp gidiyordum Hiraizerdüş ruhumu duygulaştırsa da yaşatıyordu bir şekilde. Yola çıkalı iki saat olmuştu ben uyuya kaldım.
5 saat sonra beni sesliyordu bir adam.
— Kızım kalk mola veriyoruz bir şeyler ye.
Uykulu uykulu tamam diyordum ama neye tamam dediğimi bilmiyordum yeminle. Millet meğer inmiş su almış geri otobüse koyuyolardı. dedim ne oluyor, kıtlık mı var.
Sinirlenmiştim istediğim yapılmayınca baya sinirlenirim, öfkem pistir yufka yürekliyim ama.
Korkudan kalktım. Yemek yedim ama yemek demeye bin şahit ister, çünkü annemden bile güzel yapmışlardı. Tabi senden iyi yapmışlar dememiştim hiç, yoksa beni öldürürdü.
Duradura ilerliyorduk İstanbul'a, herkes heycanlıydı ama benim pek umrumda değildi. Yeni hayat, yeni okul. Babam öyle bir okul adı verdiki korktum. Özel kolej gerçi. ÖZEL ÖZTÜRK KOLEJİ'ymiş AKIN ÖZTÜRK DİYE BİRİNİN OKULUYMUŞ.
Bundan önce devlet okuluna gittim, ilk defa özele gidecektim ve korkuyordum. Orada boş insanlar vardır kesin of.
Otobüsteki muavin yakışıklıydı, benimle ilgilensin diye meymun oldum. Yanımıza gelip tatlı tatlı "içecek ve ya atıştırmalık ister misiniz" demez mi. Hiç sevgilim olmamıştı, ilk sevgilim bu olabilirdi vallah.
Kendimi övmüyorum ama seven çok oldu, çıkma teklifi eden çok oldu ama kabul etmedim. Onlarda tipliydi ama zengin züppesiydi, beni gerçekten içten seven birini arıyordum ve bulacaktım.
Muavinden telefon numarasını bile alıyordum da utandım. hatta çocuğa yürüdüğümü, çocuğunda bana yürüdüğünü fark etti bütün otobüs. çocuğa 1 metre yaklaşmadım.
İstanbul'a ayak bastım ben de çok şükür dedim, yolculuk kötü değildi o kadar ama sıkıcıydı. Otobüsle 10 saat sürmüştü, karanlık çökmüştü ve biz gardaydık.
2 saat sonra babam geldi:
- Kamyon yeni evin orada hadi taksi ile gidelim.
Babam taksi çevirip doğru yeni evimize gitmek için yola çıktık, ev Ataşehir'deydi. Yolda baya sürdü yine taksi ile.
Taksi geniş bahçeli, iki katlı bir evin önünde durunca gözlerime inanamadım.
Eşyaları el birliği ile boşalttık, cidden ağırdılar. Evimize yavaş yavaş götürmeye bile başladık. babamdaki enerji nereden geliyordu acaba?
Bir köşe koyup evi silmeye başladık, biraz tozluydu. ben bezleri alıp cam, kapı, tezgah silmeye koyuldum, bi yandan babamda yeri siliyordu.
Temizliği pek sevmem özellikle tozu hiç sevmezdim ama yeni bir ev olunca bana bile enerji bir heves geldi. Gece 8 buçuk olmuştu ve bizim temizlik bitti. Acıkmıştık ve daha eşyaları düzeltmedik.
Kapıdan bir 50'li bir de 45'lerde yaşta adam ve kadın girdi. Girer girmez hoş geldinizle giriş yaptılar.
— Merhaba ben Mahmut bu da eşim Hatice.
— Memnun olduk ben Ender bu da biricik kızım Leyla. Dedi babam bana bakıp gülümseyerek.
— Siz yeni taşındınız herhalde ha? Dedi adam merakla.
— Evet daha yeni taşındık, siz nerede oturuyorsunuz?
— Sizin evin bir ötesinde tek katlı evde, camın önünde saksılar vardı ya orada. Dedi adam, o benim beğendiğim mütevazı evdi.
— Komşuyuz ha?
— Komşuyuz Ender Bey, gelin biz de yemek yeyin akşam oldu, bir şey yapmamışsınızdır. Dedi adam, düşünceli biriydi.
İşte bu iyi haberdi sıcacık ev yemeği.
— Sildik, temizledik şu eşyaları dizsek sonra gelsek?
— Dur biz de yardım edelim hemen bitsin, hatta torunuda arayım gelsin. Dedi.
Adam aradı durumu anlattı ve çocuk tereddütsüz olur dedi. Yaşı benden küçük bir çocuk girdi içeri ve hemen işe koyuldu.
5 kişiyle hızlıca eşyaları dizdik, onların sayesinde 5 saattik işi 2 saatte hallettik. Babam bize dönüp onay ister gibi baktı ve ben de onay verdim, Başka çaremiz yoktu. Acıkmıştık.
Kadın yemeği iyi yapmıştı. Adam bırakmadı, biraz yemekte, biraz çayda, iyice sohbet ettik ve birbirimizi tanıdık. Çocuk 9. Sınıfmış 3 haftalığına dedisinin yanına gelmiş gezmeye, anne ve babası Bursa'daymış.
Adam samimi ve yardım severdi, onların sayesinde neredeyse hepsini kurmuştuk çok az ufak defek vardı ama onlarıda yarına bıraktık.
Sabah sabah
Oturup bal yemeye başladım biraz sonra balı bırakıp kahvaltı yapmaya başlayacaktım. kahvaltıda babam beni okula yazdıracağını söyledi hem sevindim hem korktum yeni insanlar tanıyacaktım.
kahvaltı edip çıktık, babamla taksi ile öztürk Koleji'ne gittik, içeri girip müdürün yanına gittik.
— Okul müdürü Akın Öztürk hoş geldiniz.
— Hoş bulduk Ender ismim, kızımı okula yazdıracaktım ama ondan önce aylık ücreti öğrenmeliyim. Dedi babam merakla.
— İyi yaparsınız, okulumuz eğitim açısından ona çok katkı sunacak. Dedi Akın Bey, okul sanki uzay üssü.
— Ücret ne kadar?
— Aylık 25 bin TL efendim. Dedi babam ne ne diyerek çığlık attı.
Babam duyunca şok geçirdi, müdür ilk ay 30 bin deyince daha daha şok geçirdi.
Babam normal okula git sen en iyisi deyip okuldan çıktık. İyi yapmıştık etrafta boş boş serseriler vardı, nasıl öğrenciydiler.
Ataşehir Atatürk Lisesine gittik, müdürün ismi Levent'ti
Levent isminide pek sevmiyorum. bu okula yazılacağımı duyunca bana dönüp bir baktı ve bu öğrenci kaçıncı sınıf dedi. hemen atlayıp 11. Sınıfım deyince sevindi herhalde yeni başlayanları sevmiyor müdürü tuaf buldum. Vallah müdür bizden çok sevinçliydi bu duruma.
Okuldan çıktık çarşıda biraz gezdikten sonra bir mazaya gittik çok büyüktü kaybolucaktım nerdeyse. Okul forması aldık ve taksiye binip eve geldik evde okul forması iyice bir denedim baktım, baya güzeldi, hoştu.
Sabah babam sesledi mutfaktan odama sesleniyordu, hızla kalkıp yeni formamı giydim, uzun tel tel saçlarımı taradım. Kahferengi saçlarımı çok ama çok seviyordum.
Kahferengi saç ve göz uyumluydum bence. Servis babam ayarlamıştı kapının önüne geliyordu neredeyse. Ağzıma bir şeyler atıp çıktım direkt yoksa geç kalacaktım.
Yeni okul, yeni ortam korkuyordum cidden.
Okula geldiğimde yeni olduğum için garipsedim, dışarıda oturdum biraz o ara zil çaldı zaten. Sınıfımı bilmeden üst kata çıktım koridorun ortada kaldım bir sürü 11. Sınıf vardı A. B.C D, E diye etrafa baka kaldım. Herkesi gözü üstümdeydi sanki, bana bakıyordu bazıları.
O sıra üst kata çıkan bir hoca beni görünce sordu niye koridorda beklediğimi bende yeni olduğumu söyledim. her şeyi anlattım tanıştık adı Ekrem, biraz yaşlı birine benziyordu.
Beraber müdüre gidip sorduk 11/B'miş sınıfım.
Sınıfa girdim aşırı kalabalık değildi. içeri girince herkesin gözü benim üstümdeydi sesizce boş bir sıraya oturdum, benim sırama doğru bir kız geldi çok boylu değildi tanıştık adı Aslı'ymış yanıma oturup sorular sormaya başladı tam sokak kızıydı, değişik giyiniyordu bense hep el üstünde tutulmuş gibi bir görünümüm vardı. Kız samimiydi ama konuşma şekli biraz kabaydı.
Hoca sınıfa geldi beni kaldırıp kendimi tanıtmamı söyledi, yeni geldiği direkt anlamıştı. Sınıftakiler beni pek sevmemiş gibiydi.
Ders bitince bahçeye çıkıp oturdum, Aslı uzaktan beni görmüş yanıma gelip oturdu. Tekrar merhaba yeni kız dedi, ismimin Leyla olduğunu söyledim. Beğendi ismimi, ben de çok seviyorum ismimi. Kantine gitti, benim bir şey istediğimi sordu, neden benimle bu kadar ilgileniyordu?
"Korkma zarar gelmez benden sana Leyla, dur ben gidip iki tost alayım yeriz" dedi ve hiç sormadan gitti hızla. Sanki iç sesimi duymuş gibi.
Yanıma bir grup geldi, yapılı bir kız Aslı'yı sordu. Kantine gitti deyince, yanıma oturdular. Kalkmamı istediler burası onların yeriymiş. Ne tuaf bir ortam.
Yapılı bir kız, Aslı gibi kısa bir çocuk ve orta boylu bir çocukla geldi, yapılı kız eşofman giymişti altlı, üstlü. Kısa çocuk mavi pantolon, mavi hırka giymişti, konbinlemişti. Orta boylu çocuk syah ceket, altta kırmızı kapşon ve altta siyah dar pantolon giymişti.
Havalar buz gibiydi. Tam kalktım gidecekken Aslı kantinden geldi.
– Hop nereye kızım?
— Sınıfa gidiyorum.
Aslı kahkaha atarak o kaslı kıza döndü "ürkküttün mü kızı" dedi. Baya yapılı bir kızdı. Yerinden kalkıp yanımıza geldi:
— Bizim yerimize oturmuş Aslı.
— Bırak otursun. Dedi Aslı sertçe.
İyice korkmuştum bunlardan. Kapşonlu bize dönerek "Ben ekibimde başka kız istemiyorum" dedi sert bir şekilde.
Aslı beni alıp götürdü ve başka banka oturduk.
"Leyla bizim grup bu ve lider o konuşan kişi, ismi Egemen, seni ürküten grubun güçlüsü Demet yani yapılı olan, kısa olan Ozan grubun neşesidir, Ben de Egemen'in sağ kolu Aslı. Boyumun kısa olduğuna bakma ha"
Herkesi tek tek anlatmıştı. Ben cidden bir çetenin içene mi düştüm. Nasıl okuldu burası. Aşırı korkunçtu.
Banktan kalkıp.
Beraber kantine gittik büyüktü masalar sandalyelerde oturuyorlardı öğrenciler bende Aslı ile çay iki kek alıp oturduk tam yiyecektik yanımıza iki kişi geldi biri kızdı.
Aslı ile özel konuştular kenarda ama sanki normal bir konuşma değildi tartışıyorlardı galiba benden bahsediyorlardı merak ettim çayımı alıp hızla yanlarına gittim.
Aslı bağırdı ve benim kolumdan tutup kantinden çıkardı ve hızla sınıfa götürdü.
Ona ne olduğunu sorsam da cevap vermiyordu sırama oturttu ve gitti bende merak edip arkasından gittim bir bankta kantinde buluştuğu çocuklarla buluştu tartışma vardı yine benim hakkımda konuşuyorlardı.
Aslı'nın benle ilgilenmesine kızmışlardı hızla onların yanına gidip neler olduğunnu sordum, ilk başta cevap vermediler sonra her şeyi anlattılar oturup dinledim.
Bunlar hep bir arada dolaşırmış çete gibi benimle Aslı'nın çok ilgilendiğini görünce bu ekibe girmek isteyeceğimi düşünmüşler ve benle çok ilgilenmesini istemiyorlarmış onlara hak verdim ama okulu bilmediğim için bana yardım etmişti.
Aslı'yı çağırarak özür diledim benim yüzümden araları bozulacaktı. Aslı tabi ki kabul etmemişti. Okulun ilk günü ben neler yaşıyordum yeminle.
Hayalim bu değildi cidden. Aslı yanımdan ayrılıp o Egemen midir nedir onun yanına gitti.
Aslı:
"Arkamdan adam göndermek ne Egemen, bir sorun varsa yüzüme söyle." diye çıkıştım Egemen'e.
"O kız bu gruba girmeyecek ve sen ilgilenmeyeceksin. Benim iki kız kardeşim var Demet ve sen" Dedi sertçe. Almak gibi bir derdimin olmadığını söyledim. Sadece yardım ediyorum.
Tabiki inanmadı.
"Sen kimi kandırıyorsun Aslı, sen kaç kişi geldi bu kadar ilgilenmedin" dedi ve haklıydı. Bu kıza nedense kanım kaynadı. İyi biriydi. İrem'in ezeceğini söyleyince kötülük edeceğini deyince bizimle gezmesini kabul etti ama fazla samimi olmasını istemiyordu.
Çok şükür ikna edebildim. Biliyordum kıza bir fenalıkları dokunabilir İrem ve Aylin'in. Sessiz utangaç biri zaten. Onlar okula yeni gelenler ile uğraşmayı seviyordu ve o kıza da tehdit ile bir şeyler yaptırabilirlerdi.
Bilsem hazineyi aldım yakınıma önceden zorlamazdım atmak için.
Egemen Akdemir.
Aradığın bir sevgi mi, yoksa sevgili mi?
Tenefüste lavaboya girdim iki kız vardı biri tuaf giyiniyordu girer girmez beni uyardılar "Aslı piskopat bir kız bu okul bizden sorulur sakın Egemen ve arkadaşlarıyla takılma" dedi sonra çıktılar hem korktum hem kızdım. Lavabodan çıkıp sınıfa gittim sinirliydim sıraya oturdum beni gören Aslı ve Demet yanıma geldi:
"Beni pis şeylerinize alet etmeyin" dedim öfkeyle.
Ne olduğunu sordular her şeyi dayanamayıp anlattım. Bana onları tanıttılar tuaf giyinen kız onların ekibin lideriymiş ismi İrem'miş diğeri de Aylin'miş, İrem'in en yakın dostuymuş.
Onları yavaş yavaş tanıyacağımı söylediler.
Egemen'le takılmadım zaten bunlar neyin kafasındalar.
Tüm derslere girdik, dersler pek dolu değildi. Akşam eve geldim servisle. Tuaf bir gündü kötü desem değil, iyi desem değil ama yorulmuştum. Yeni bir okula gittim daha sevinemeden iki çete, grup arasında kaldım artık ne denirse. Aslı iyi biriydi ama tehlikeli gibiydide, İrem denen kızın dediği doğru muydu?
Normal bir arkadaş grubu istiyordum ve bekliyordum o yüzden hayal kırıklığına uğramıştım.
Masaya oturdum ama yemek yemeye takatim bile yoktu, babam okulu sordu iyi deyip geçiştirdim, yorgundum odama geçtim direkt, kafamı koyup okulu düşündüm, niyeyse sürekli aklıma Egemen geliyor, bence yakışıklı ve havalıydı ama tehlikeli ve diğerleri gibiydi.
Sabah kalkmadım, babam geldi kızınca kalktım sinirli değildi ama kalkmam için kızdı, kalkıp elimi yüzümü yıkadım ve masaya oturdum, kahvaltı ile bakıştım yemin ederim pek gidesim yoktu ama gitmek zorundaydım.
Hızlı bir şekilde kahvaltı edip odama gidip üzerimi giydim, babamın dualarını alıp dışarı çıktım servis gitmişti sanırım biraz bekledikten sonra geldi, görünce sevindim, bir rahatlama geldi
Acaba ben aptalmıyım küçük şeylerle mutlu oluyordum, binerken bile bunu sorguladım.
Okula geldim, Yine aynı gündü sınıfa geçtim, Aslı ve arkadaşları duvar kenarında yaslanmış konuşuyorlardı. Sessizce sırama geçtim, 1 dakika sonra hoca geldi ders işledik, hiç dinleyesim yoktu ama dinledim.
Zil çalınca dünyalar benim oldu resmen, dışarı çıktım bankta oturdum etrafa bakmaya başladım, 5, 6 genç geldi okula tuaf tipleri vardı korkunçtular müdürün yanına gittiler.
Sınıfa gittim Aslı ve Demet konuşurken duydum Masuk ve arkadaşları okula gelmiş kayıtlarını aldırmışlar bizim okula, o gördüğüm gençlerse cidden sorun var demek, çok sorunlu tiplere benziyorlar. Piskojileri bozuk olabilirler, önde yapılı biri vardı acaba o muydu?
Sırama oturdum, o sıra zil çaldı, baya yaşlı bir hoca girdi sınıfa herkes hoş geldiniz Recep Hoca'm diyince ismini öğrendim ders işledik, yaşından mıdır nedir sakin ve sıkıcı işliyordu.
Anlatışı iyiydi ama yavaştı cidden, en büyük sorunu oydu galiba.
Tenefüs olunca bahçeye çıktım ve oturdum, yanıma Aslı geldi, onla sohbet ettik biraz.
Sonra Aslı, Egemen'in yanına gitti, bende sınıfa geri geldim 5 dakika sonra zil çaldı, tam sıramıza geçerken hoca erkenden geldi sınıfa, ders başladı, işledik 1 saat, dile kolay yeminle dersler ölüm gibi. Nedense okulda genç hoca ya azdı, yada yoktu ikisinden biri.
Tenefüse aşık biriydim. Eski okulumda bir tane bank bellemiştim sürekli orada otururdum, uzaklara dalardım. İnsan aşık olmasa da niyeyse dalıyor. Hiç aşık olmadım, sevgilim olmadı, o yüzden erkekleri pek sevmem ve güvenmezdim. Tek güvendiğim erkek babamdır hayatta. Aşk güzel ama kıymet bilenle...
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Çok güzel olmuş
Yorum
Yorum bulunamadı.