Aslı:
"Arkamdan adam göndermek ne Egemen, bir sorun varsa yüzüme söyle." diye çıkıştım Egemen'e.
"O kız bu gruba girmeyecek ve sen ilgilenmeyeceksin. Benim iki kız kardeşim var Demet ve sen" Dedi sertçe. Almak gibi bir derdimin olmadığını söyledim. Sadece yardım ediyorum.
Tabiki inanmadı.
"Sen kimi kandırıyorsun Aslı, sen kaç kişi geldi bu kadar ilgilenmedin" dedi ve haklıydı. Bu kıza nedense kanım kaynadı. İyi biriydi. İrem'in ezeceğini söyleyince kötülük edeceğini deyince bizimle gezmesini kabul etti ama fazla samimi olmasını istemiyordu.
Çok şükür ikna edebildim. Biliyordum kıza bir fenalıkları dokunabilir İrem ve Aylin'in. Sessiz utangaç biri zaten. Onlar okula yeni gelenler ile uğraşmayı seviyordu ve o kıza da tehdit ile bir şeyler yaptırabilirlerdi.
Bilsem hazineyi aldım yakınıma önceden zorlamazdım atmak için.
Egemen Akdemir.
Aradığın bir sevgi mi, yoksa sevgili mi?
Tenefüste lavaboya girdim iki kız vardı biri tuaf giyiniyordu girer girmez beni uyardılar "Aslı piskopat bir kız bu okul bizden sorulur sakın Egemen ve arkadaşlarıyla takılma" dedi sonra çıktılar hem korktum hem kızdım. Lavabodan çıkıp sınıfa gittim sinirliydim sıraya oturdum beni gören Aslı ve Demet yanıma geldi:
"Beni pis şeylerinize alet etmeyin" dedim öfkeyle.
Ne olduğunu sordular her şeyi dayanamayıp anlattım. Bana onları tanıttılar tuaf giyinen kız onların ekibin lideriymiş ismi İrem'miş diğeri de Aylin'miş, İrem'in en yakın dostuymuş.
Onları yavaş yavaş tanıyacağımı söylediler.
Egemen'le takılmadım zaten bunlar neyin kafasındalar.
Tüm derslere girdik, dersler pek dolu değildi. Akşam eve geldim servisle. Tuaf bir gündü kötü desem değil, iyi desem değil ama yorulmuştum. Yeni bir okula gittim daha sevinemeden iki çete, grup arasında kaldım artık ne denirse. Aslı iyi biriydi ama tehlikeli gibiydide, İrem denen kızın dediği doğru muydu?
Normal bir arkadaş grubu istiyordum ve bekliyordum o yüzden hayal kırıklığına uğramıştım.
Masaya oturdum ama yemek yemeye takatim bile yoktu, babam okulu sordu iyi deyip geçiştirdim, yorgundum odama geçtim direkt, kafamı koyup okulu düşündüm, niyeyse sürekli aklıma Egemen geliyor, bence yakışıklı ve havalıydı ama tehlikeli ve diğerleri gibiydi.
Sabah kalkmadım, babam geldi kızınca kalktım sinirli değildi ama kalkmam için kızdı, kalkıp elimi yüzümü yıkadım ve masaya oturdum, kahvaltı ile bakıştım yemin ederim pek gidesim yoktu ama gitmek zorundaydım.
Hızlı bir şekilde kahvaltı edip odama gidip üzerimi giydim, babamın dualarını alıp dışarı çıktım servis gitmişti sanırım biraz bekledikten sonra geldi, görünce sevindim, bir rahatlama geldi
Acaba ben aptalmıyım küçük şeylerle mutlu oluyordum, binerken bile bunu sorguladım.
Okula geldim, Yine aynı gündü sınıfa geçtim, Aslı ve arkadaşları duvar kenarında yaslanmış konuşuyorlardı. Sessizce sırama geçtim, 1 dakika sonra hoca geldi ders işledik, hiç dinleyesim yoktu ama dinledim.
Zil çalınca dünyalar benim oldu resmen, dışarı çıktım bankta oturdum etrafa bakmaya başladım, 5, 6 genç geldi okula tuaf tipleri vardı korkunçtular müdürün yanına gittiler.
Sınıfa gittim Aslı ve Demet konuşurken duydum Masuk ve arkadaşları okula gelmiş kayıtlarını aldırmışlar bizim okula, o gördüğüm gençlerse cidden sorun var demek, çok sorunlu tiplere benziyorlar. Piskojileri bozuk olabilirler, önde yapılı biri vardı acaba o muydu?
Sırama oturdum, o sıra zil çaldı, baya yaşlı bir hoca girdi sınıfa herkes hoş geldiniz Recep Hoca'm diyince ismini öğrendim ders işledik, yaşından mıdır nedir sakin ve sıkıcı işliyordu.
Anlatışı iyiydi ama yavaştı cidden, en büyük sorunu oydu galiba.
Tenefüs olunca bahçeye çıktım ve oturdum, yanıma Aslı geldi, onla sohbet ettik biraz.
Sonra Aslı, Egemen'in yanına gitti, bende sınıfa geri geldim 5 dakika sonra zil çaldı, tam sıramıza geçerken hoca erkenden geldi sınıfa, ders başladı, işledik 1 saat, dile kolay yeminle dersler ölüm gibi. Nedense okulda genç hoca ya azdı, yada yoktu ikisinden biri.
Tenefüse aşık biriydim. Eski okulumda bir tane bank bellemiştim sürekli orada otururdum, uzaklara dalardım. İnsan aşık olmasa da niyeyse dalıyor. Hiç aşık olmadım, sevgilim olmadı, o yüzden erkekleri pek sevmem ve güvenmezdim. Tek güvendiğim erkek babamdır hayatta. Aşk güzel ama kıymet bilenle...
Tenefüse çıktık, duvara yaslandım, yine etrafı izledim, arkadaş ilk günden edinemedim, sıkılınca sınıfa giderken İrem ve arkadaşlarının sınıftan sesler geliyordu, Hasan Hoca koridorun diğer başından sınıfa koşarak geliyordu panik yaptım, hızla sınıfa girdi, girer girmez bağırdı can diye bir tane öğrenciyi kendi sınıfına gönderdi, can sınıftan çıkarken gördüm gözü mos mordu dudağı patlamıştı gitti sınıfına.
Hasan hoca diğerlerine bağırdı ve Gökhan ve Cem diye iki çocuğu alıp müdürün odasına götürdü, bende sınıfıma geldim. Zil çaldı yine tam sırama oturuyorken sınıfa Recep Hoca gelip herkesi konferans salonuna çağırdı, indik.
Zar zor girebildim içeri öğrenciler çoktu, çok büyüktü konferans salonu, oturdu herkes, hocalar Gökhan ve Can'ın yaptığının aynısını yapmayalım diye uyardı, yarışmadan bahsetti ve sonra saldı bizi, herkes çıktı İrem ve Aylin ve Çiçek denen bir kız ve ben, Aslı ve Demet bizi Masuk çıkarmadı uyardı.
Okulda onun dediği olurmuş artık falan dedi ben ve irem korkup tamam dedik ama Aslı ve Demet'te hiç korku yoktu resmen yüzlerinde. Onlarda tamam dedi ama öylesine dediler, çıktı gitti Masuk sonunda bizde çıktık, sınıfa gittik.
Egemen büyük bir telaşla sınıfa geldi sorduk ve anlattı, lavabo da yüzünü yıkarken masuk gelip onu uyarmış ve tehdit etmiş Egemen'de bıçak çekmiş ama allahtan kimseye bir şey olmamış, tam o sırada içeriye Hasan Hoca girmiş ve Egemen'de bıçağı kenara atmış, olay bu inşallah hoca bıçağı bulamaz.
Hasan Haca bıçağı bulmuştu, bir öğrenci ihbar etmişti.
Herkesi sıraya dizdi ve sordu bağırarak kimin diye. Bizim sınıftan şüpeleniyordu. İple sarılı eski bir bıçaktı. Kimse ses vermeyince Egemen'in ekibini alıp müdürün odasına götürdü.
Egemen hatıra desede müdür el koydu bıçağa.
Müdür kızdı azarladı. Bizde sessizce çıktık müdürün odasından ve son iki dersede girip çıktık. Servis gelmemişti bende gelene kadar Egemen'in yanına gittim. Sohbet ettik ve Egemen'e kızdım çünkü yaptığı çok salakçaydı.
O ara servis geldi hızla gidip bindim, eve geldim, babam yine benden erken gelmişti uzanmış uyuyordu ama yine üzerine bir şey almamış üşüyecekti üzerine battaniye serdim. Babalar, Dedeler niye aynıydı hep arkalarını topluyoruz ama bizim için büyük keyifti.
Acıkmıştım kendime bir şeyler yapıp yedim. Sonra odama çıkıp uyudum.
Uyandığımda saat yediydi babam uyanmamıştı. Kalkıp kahvaltıyı hazırladım. Babamı dürttüm dürttüm uyanmıyordu, en son gıdıkladım uyandı.
Yemekten sonra babam ve ben 2 saat flim izledik. Çok hoşuma gidiyordu oturup hep beraber flim izlemek, sohbet etmek aşırı hoşuma gidiyordum. İnsanlar bu ortamları çok istiyor.
Gecenin 2'si olmuştu, telefonla baktım bir biraz gezindim telefonda ama bir türlü uyuyamıyordum. Uykunun gelmemesi azap gibiydi. Yatakta dönüyordum resmen.
Hep aynı şeyler geliyordu aklıma okul Aslı, Demet, Ozan ve Egemen tabiki yeminle nasıl bir ortama düştüm diye hem sorguladım, hem hoşuma gidiyordu düşününce.
Ne ara arkadaş oldukta Egemen'i azarlamaya başladım. Hiç bir şey demedi, pek umursamadı. Çocuğun nedense kızlarla sorunu vardı. Hepsi iyiydi ama olmazdı işte...
Bugün Egemen'in bir bıçağı olması tuafdı, kanım Aslı'ya çok ısınmıştı. Deseler katillerlesin umursamam, çünkü benim başka kimsem yok. İnkar edemem ki onlar benim bu şehirdeki ilk arkadaşlarım, ne kadar beni sevmeselerde.
Çok ama çok sevgi istiyordu herhalde bu ruhum. Babam beni seviyor buna eminim ama göstermiyordu.
İçindeki sevgiyi göstermiyorsan ne anlamı var o sevginin, o zaman sevgin senden büyük olur ama sen çok küçük olursun.
Yine berbat bir sabahtan merhaba, saçım başım dağılmıştı ve sabahın 07:40 da uyanmıştım.
Babam içerden sesleniyordu kalk diye bazen seviyordum bu okul denen saçmalığı. Yataktan kalkıp yüzümü yıkadım buz gibi suyla, berbat bir şey dikkat edin. Masaya oturdum, bir şeyler atıştırdım. Nedense sabahları kahvaltı yapmaya iştahım olmuyor.
"Bu kadar kalkma enerjisi Egemen sayesinde sanırım" masada kendimi tokatladım resmen ne diyorum ben ya Egemen arkadaşım ya.
Kabul etmek hiç istemiyorum bu içimdeki hoşlantı ateşini, okulda bunu kabul edersem okulda çocuğa nasıl bakacaktım.
Okul yine aynıydı, nasıl bir değişiklik istiyorum bilmem ama laf sokmalar fln. Bu okul çete okuluydu. Geniş bahçede bir tarafta İrem ve arkadaşları, bir tarafta Masuk ve arkadaşları, bir tarafta Egemen ve biz.
Resmen gözleriyle birbirleri ile kavga ediyorlardı, yemin edebilirim ama kanıtlayamam. Gün içerisinde değişik bir şey oldu. Banka elimi koymuşken, Egemen geriye yaslanıp ellerini koydu ve tam elimin üstüne hızlıca çekti ama çok güzeldi. Hızla çekti ve 5 saniye fln birbirimize baktık.
Galiba aşık oluyordum yemin ederim. Elleri nedense soğuktu. Onlar nereye ben oraya tüm gün gezdim. Egemen pek kızlardan hoşlanmıyordu buna emin oldum çünkü okulda sadece Egemen'i bir Aslı ve Demet'le konuştuğunu gördüm okula geldiğimden beri.
Aslı yanıma çekip sordum, çok merak ediyordum ve doğruymuş sevmiyormuş. Niye diye sorduğumda tek dediği "Şimdi değil zamanı gelince öğrenirsin" deyip gitti. Sebep ne olabilir ki?
Gün boşuna geçti desem az mı olur. Ne kavga, ne komik bir şey vardı ve sıkıcıydı. Sıkıcıydı ama değişik bir şeyler oluyordu. Hangi yana dönsüm Egemen'le göz göze geliyorduk, kalemimi düşürdüğümde vermesiyse çabası. Ben de istiyordum gözlerine bakmak ama oda istiyordu.
Yavaş yavaş hoşlanıyor gibiydi bunu hissedebiliyordum. İstemsizce ona bakıyordum, bakmak istiyordum. Okula geldiğim günden beri hep aklıma geliyordu istemsizce. Neler oluyordu, Aşk dedikleri bu muydu? Hiç aşık olmadım ve bilmiyordum nasıl anlarsın. Bir renk mi, cisim mi?
Aşk dediğin göz kelimesine mi eşitti. Göz de mi oluyordu, gözde başlayayıp gözde mi bitiyordu, kalp bir yalan mıydı? Aşkı bilmediğim için sevmiyordum, sevmediğim şeyi yaşıyordum.
Bir arkadaşıma sormuştum aşk iyi mi diye, dediği şey beni çok ama çok şaşırtmıştı. "Kimine göre iyi kimine göre kötü bir şeydir" demişti.
Kötü olan bir şeyi neden ister ki insan. Bu sorularla kafayı yiyecektim. Tek bildiğim ben bu aşk denen şeyden korkuyorum.
Kantinde yalnız oturuyordum yine, eski okulumdaki gibi klasik yalnız kız Leyla. Seviyor ama hiç sevilmiyordum ne yapacaksın ki. Egemen ve arkadaşları bahçedeydi. İrem ve arkadaşları ile bir şey konuşuyorlar.
Kantinden tostumu ve kahve mi alıp masaya oturdum. Tostumu yiyordum ki kapıdan Egemen'in sesi kulaklarıma çalındı.
Gelip yanıma oturdu ve direkt konuştu, konuşturmadan.
- Tostun yanında kahve gitmez yeni kız. Dedi gülümseyerek. Şaşırmıştım sadece doğru diyebildim.
Kalkıp bir çay aldı ve önüme koydu:
- İşte bu gider yeni kız afiyet olsun şimdi. Dedi gülerek.
"Kahveyi de sen iç Egemen o zaman"
Deyip kahveyi önüne koydum. Tostumu paylaştım ne kadar istemesede zorlayarak tost yedirdim. Beraber tost yiyorduk oturmuşuz, çok hoştu.
"Sen kızları sevmiyorsun sanıyordum" dedi ağzından laf almak için. Dalga geçerek yaklaştı ve "Başka bilgi öğrendin mi?" diye sordu. Siyah rengi sevdiğini ve kızlarla muhatap olmayı çok sevmediğini bildiğimi söyledim.
Egemen kahkahalara boğuldu, susturamıyordum.
"Ben bir şey demiyeceğim gerisini sen zamanla öğrenirsin" dedi, öğrenemem deyip bilgi ver diye yalvarmış olabilirim. Öğrenirsin yine Aslı'dan dedi.
40 yıllık arkadaşım gibi öyle konuşuyorduk ki. İlk defa Egemen'i böyle gördüm. Hep sert ve ciddi biriydi. Bu sohbetlerden sonra ona hayranlığım giderek artıyordu.
Kalbime sahip çıkamıyordum, kalbim onla konuşmak için beynime ezip geçti. Bir insan dışarıdan öküz gibi veya sert görünüp aslında kibar, nazik ve düşünceli olabiliyordu. Bu bir yetenek mi?
Aşkı sevmezdim ama Egemen'i çok sevdim.
Son dersde bitince okuldan çıkıp servise binip evime geldim, odama geçip uyudum canım bir şey istemiyordu. Yüzümde güller açıyordu.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Çok güzellll🌸
Yorum
Yorum bulunamadı.