Lucian'ın odasının kapısını açtığımda ilk fark ettiğim şey, odanın hâlâ onun gibi kokmasıydı.
Üç ay geçmişti.
Ama sanki kapıyı biraz daha aralasam, Lucian masasında oturuyor olacakmış gibi hissediyordum.
Elimdeki kutuyu sıkıca tuttum.
Annem birkaç saat önce odadaki eşyaları toplamamı istemişti.
Ben de istemeye istemeye buraya gelmiştim.
Aslında hiçbir şeye dokunmak istemiyordum.
Çünkü Lucian'a ait her şey, onun gerçekten artık burada olmadığını yüzüme vuruyordu.
Yatağın üzerindeki tişörtüne baktım.
Bir an gözlerimi kaçırdım.
"Harika," diye mırıldandım. "Tam da ihtiyacım olan şey."
Cevap gelmedi.
Elbette gelmeyecekti.
İç çekip masaya doğru yürüdüm.
Masanın üzerinde birkaç kitap, kalemler, eski kulaklıkları ve ahşap bir kutu vardı.
Kutuyu elime aldım.
İçinde birkaç bozuk para, eski bir saat, USB bellek ve birkaç küçük eşya vardı.
Tam kutuyu kapatacakken elim sert bir şeye çarptı.
Kaşlarımı çattım.
Kutunun en altından siyah bir telefon çıkardım.
Telefonu elime aldığım anda onu tanıdım.
Lucian'ın telefonuydu.
"Sen hâlâ burada mıydın?"
Telefon yıllardır kullanılmıyormuş gibi görünüyordu.
Ekran kapalıydı.
Güç tuşuna bastım.
Hiçbir şey olmadı.
Bir kez daha bastım.
Bu kez ekran hafifçe aydınlandı.
Bir süre bekledikten sonra ekranda tek bir şey belirdi.
ŞİFRE GİRİN
Kaşlarımı kaldırdım.
"Tabii."
İlk olarak Lucian'ın doğum tarihini girdim.
Yanlış.
Sonra annemin doğum tarihini denedim.
Yanlış.
Bir süre düşündüm.
Lucian'ın önemli gördüğü başka tarihleri denedim.
Hiçbiri olmadı.
Telefonu yatağın üzerine bırakıp ellerimi yüzüme sürdüm.
"Gerçekten mi?"
Sonra aklıma saçma bir fikir geldi.
Kendi adım.
Bunun işe yarayacağına inanmıyordum.
Yine de parmaklarım ekrana hareket etti.
VERA
Enter'a bastım.
Telefon birkaç saniye boyunca hiçbir tepki vermedi.
Sonra ekran değişti.
Telefon açılmıştı.
Olduğum yerde kaldım.
"Ne?Yok artık"
Telefonu tekrar elime aldım.
Kendi adım.
Şifre buydu.
Lucian'ın telefonunun şifresi bendim.
Neden?
Bilmiyordum.
Ana ekrana baktım.
Telefonun içinde hâlâ mesajlar, kişiler, notlar ve fotoğraflar vardı.
Sanki Lucian telefonu bıraktığı yerde öylece bırakmıştı.
Parmağımı ekranın üzerinde gezdirdim.
Bir an mesajlara girmeyi düşündüm.
Sonra vazgeçtim.
Önce galeriyi açtım.
İlk fotoğrafta Lucian vardı.
Gülümsüyordu.
Bir an nefesim kesildi.
Fotoğrafa dokundum.
Yaklaştırdım.
O kadar gerçek görünüyordu ki bir an bana seslenecekmiş gibi hissettim.
"Salak," diye fısıldadım kendime.
Fotoğrafı kapatıp diğerine geçtim.
Sonra bir diğerine.
Lucian.
Arkadaşları.
Arabası.
Ev.
Eski tatillerimiz.
Çocukluğumuz.
Gülümsedim.
Sonra bir fotoğrafta kendimi gördüm.
Duraksadım.
Ben.
Daha küçüktüm.
Lucian'ın çektiği belli oluyordu.
Fotoğrafa bakarken yüzümde istemsiz bir gülümseme oluştu.
"Bu ne zaman?"
Fotoğrafın tarihine baktım.
Eskiydi.
Bir sonraki fotoğrafa geçtim.
Sonra bir diğerine.
Galeride yüzlerce fotoğraf vardı.
Bazıları yıllar öncesine aitti.
Bazılarını hatırlıyordum.
Bazılarını ise hiç hatırlamıyordum.
Ama o an bunların hiçbirini fazla önemsemedim.
Telefonu kapatıp yatağın üzerine bıraktım.
Sonra tekrar elime aldım.
Nedense bırakmak istemiyordum.
Telefonun içinde Lucian'a ait bir şeyler vardı.
Belki de artık ondan kalan tek şey buydu.
Ekrana son kez baktım.
Kendi adım hâlâ şifredeydi.
VERA.
Kaşlarımı çattım.
Lucian bunu neden yapmıştı?
Bilmiyordum.
Ama öğrenmek için önümde bütün bir telefon vardı.
Ve ben o telefonu henüz kapatmaya hazır değildim.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
çokkk güzell olmuşş Lucian'a noldu lan acabaa
Bu kitabın da çok güzel olmuş canım benim Allah yolunu açık etsin
Yorum
Yorum bulunamadı.