Araz ile göz göze geldiği o ilk andan sonra Gece’nin zihni adeta felç olmuş gibiydi. Ders boyunca hocanın tahtaya yazdığı denklemleri izliyor ama aklında sadece o keskin, zifiri siyah gözler dönüp duruyordu. Öğleden sonraki boş derste Gece, kafasını toplamak, Alya’nın çene çalmasından biraz sıyrılıp ders notlarını düzenlemek için okulun en üst katında bulunan tarihi kütüphaneye gitmeye karar verdi.
Kütüphane, yüksek tavanları, devasa ahşap rafları ve eski kitap kokusuyla okulun en huzurlu yeri gibi duruyordu. İçerisi oldukça sessiz ve tenha görünüyordu. Gece, uzun rafların arasında yavaş adımlarla dolaşarak edebiyat bölümüne doğru ilerledi. Parmaklarını eski ciltli kitapların üzerinde gezdirirken aradığı romanı buldu ve rafın arasından çekip aldı.
Tam arkasını dönüp pencere kenarındaki ahşap masalara doğru yürüyecekti ki, arkasında beliren geniş bir gölge kaçış yolunu tamamen kesti. Gece irkilerek geriledi, sırtı sert ahşap kitap rafına çarptı.
Karşısında duran kişi Araz Karahan’dı.
Yakından bakıldığında boyu tahmin ettiğinden çok daha uzundu. Üzerindeki siyah deri ceketten yayılan hafif tütün ve odunsu parfüm kokusu, kütüphanenin o tozlu havasını bir anda bastırmıştı. Araz, tek bir kelime etmeden sağ elini Gece’nin başının hemen yanındaki rafa dayadı. Böylece Gece’yi raf ile kendi devasa bedeni arasına hapsetmiş oldu.
"Yeni kız," dedi Araz. Sesi inanılmaz derecede derinden, boğuk ve sakindi. Bu ses Gece’nin omurgasından aşağı bir elektrik akımı gönderdi. "Bahçede beni inceliyordun."
Gece yutkundu. İçindeki korkuyu ve heyecanı bastırmaya çalışarak dik durdu, doğrudan o karanlık gözlerin içine baktı. "İncelemiyordum. Sadece... kim olduğunu merak ettim. Alya senin hakkında bir şeyler söyledi."
Araz hafifçe gülümsedi ama bu gülüşte en ufak bir sıcaklık yoktu; aksine tehlikeli bir özgüven barındırıyordu. "Merak iyi bir huy değildir, Gece. Özellikle bu okulda, benimle ilgili şeyleri merak etmek sana sadece zarar verir."
Gece, adını nereden bildiğini soramadan Araz bir adım daha yaklaştı. İki beden arasındaki mesafe neredeyse sıfırlanmıştı. Gece, Araz’ın göğsünün yükselip alçalışını kendi bedeninde hissedebiliyordu. Araz’ın bakışları yavaşça Gece’nin titreyen dudaklarına kaydı, orada birkaç saniye takılı kaldıktan sonra tekrar gözlerine yükseldi.
"Benden uzak dur," diye fısıldadı Araz, sesi bir emirden ziyade tehlikeli bir kehanet gibiydi. "Bu, bu okulda sana vereceğim ilk ve tek tavsiye."
Araz elini raftan çekip arkasını döndü ve ağır adımlarla kütüphaneden çıkıp gitti. Gece ise olduğu yerde kalakalmıştı. Sırtı hala rafa dayalıydı ve kalbi sanki maraton koşmuş gibi kulaklarında güm güm atıyordu. Araz’ın kokusu hala havadaydı ve Gece, bu adama karşı koymanın düşündüğünden çok daha zor olacağını ilk kez o an anladı.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Koşma direkt uç aşkmm
Ayy heyecanlı geçiyor hemen diğer bölüme koşuyorum
Yorum
Yorum bulunamadı.