Sabahın ilk dersi matematikti.
Sınıf, her zamanki gibi öğretmen gelmeden önce gürültü içindeydi. Birileri ödevini son anda tamamlıyor, birileri hafta sonunu anlatıyor, en arka sıralardan kahkahalar yükseliyordu.
Sadece iki kişi sessizdi.
Nehir ve onun yanına oturan Selim.
Aslında Selim de sessiz kalmayı pek beceremiyordu.
Elindeki kalemi parmaklarının arasında çevirirken yan gözle Nehir'e baktı.
Kız yine kitabını açmış, dış dünyayla bütün bağını koparmıştı. Selim hafifçe öksürdü. Tepki yok.
Kalemi masaya vurdu.
Yine yok.
Sonunda dayanamadı.
"Şey."
Nehir sayfayı çevirmeye devam etti.
"Bugün bana 'günaydın' desen var ya"
Sessizlik.
"Okulun interneti bile daha hızlı tepki veriyor."
Nehir kitabını kapattı.
Selim içinden, 'Sonunda konuşacak.' diye geçirdi.
"Rahatsız edicisin."
"Teşekkür ederim."
"Bu iltifat değildi."
"Ben yine de kabul ediyorum."
Nehir derin bir nefes alıp yeniden kitabına döndü.
Selim ise kendi kendine gülümsedi. En azından artık ona iki kelimeden fazla cevap vermişti.
...
Teneffüste Selim, Emir ve Mert kantinde otururken arkadaşları ona takılmaya başladı.
"Vazgeç artık."
"Neden?"
"O kız seni sınıfın ortasında rezil edecek."
Selim omzunu silkti.
"Olabilir."
"Olabilir mi?"
"Ben zaten rezil olmaya alışığım."
Mert kahkahasını tutamadı.
"Doğru."
Selim cebinden küçük, sarı bir yapışkan not çıkardı.
Üzerine iri harflerle yazdı.
'Bugün gülmezsen yarın tekrar denerim.'
Altına da kocaman gülen bir surat çizdi.
Emir başını iki yana salladı.
"Onu okuyunca sana çanta fırlatır."
"Göreceğiz."
....
Edebiyat dersinde öğretmen sınıftan kısa süreliğine çıkınca Selim notu sessizce Nehir'in kitabının arasına bıraktı.
Nehir birkaç dakika sonra sayfayı çevirirken notu gördü.
Okudu.
Yüzünde en ufak bir değişiklik olmadı.
Kâğıdı katladı.
Selim umutla bekliyordu.
Nehir ayağa kalktı.
Çöp kutusuna yürüdü.
Notu içine attı.
Sonra hiçbir şey olmamış gibi yerine döndü.
Sınıftan birkaç kişi kıkırdadı.
Selim başını kaşıdı.
"Bu da olmadı."
Tam o sırada Nehir durdu.
Çantasını açtı.
İçinden küçük bir kalem çıkardı.
Çöpe attığı notu geri aldı.
Arkasına tek bir cümle yazdı.
Sonra Selim'in sırasına bıraktı.
Selim heyecanla açtı.
Kağıtta sadece şunlar yazıyordu:
'Boşuna uğraşma.'
Selim birkaç saniye nota baktı.
Sonra yüzünde yaramaz bir gülümseme belirdi.
Kalemin arkasına hemen cevap yazdı.
'Hayatım boyunca en sevdiğim şey boşuna uğraşmak oldu zaten.'
Nehir notu okudu.
Başını hafifçe iki yana salladı.
Fark edilmesi neredeyse imkânsızdı. Ama dudaklarının kenarı bir anlığına titredi.
Sanki gülmemek için kendini zor tutmuştu. Bunu sınıfta kimse fark etmedi. Selim fark etti.
İlk kez içinden umut geçti.
"Demek ki tamamen imkânsız değil."
...
Okul çıkışında hava birden yağmura döndü.
Öğrenciler koşarak bahçeden çıkarken Nehir, okulun girişindeki merdivenlerde durup yağmurun hafiflemesini bekliyordu.
Şemsiyesi yoktu.
Tam yürümeye karar verdiği sırada başının üzerinde bir şemsiye açıldı.
Yanına bakınca Selim'i gördü.
"Gel."
"Hayır."
"Islanacaksın."
"Önemli değil."
Selim gülümsedi.
"Benim için önemli."
Nehir cevap vermeden yürümeye başladı.
Selim de şemsiyeyle peşinden gitti.
"Bak, ben zaten aynı yöne gidiyorum."
"Gitmiyorsun."
"Nereden biliyorsun?"
"Çünkü ben kimseyle aynı yöne gitmiyorum."
Bu söz, Selim'in yüzündeki gülümsemeyi ilk kez biraz olsun azalttı.
Nehir hızla uzaklaşırken Selim olduğu yerde kaldı.
Yağmur ikisinin de üzerine yağıyordu.
Selim onun arkasından sadece tek bir cümle söyledi.
"Bir gün. Aynı yolda yürümeyi kabul edeceksin."
Bölüm Yorumları