Helin kapı girişinde durdu ve Polaris'e baktı.
"Bence seni çantama koymalıyım, tatlım. Babamın ne yapacağı belli olmaz."
Çantasını açtı. Polaris çantaya sığmayabilirdi. Ne de olsa beş altı aylıktı ve oldukça da ağırdı. Yine de Helin, Polaris'i zorlukla da olsa çantaya soktu.
Kapıyı çaldı. Babası zaten kapıda bekliyordu.
"Nerede kaldın?" diye sordu Ata.
"Hiiç," diye kısa bir cevap verdi Helin ve kendini içeri attı. Odasına apar topar çıkmaya başladı. Babası arkasından geldi.
"Ne bu acele, Helin? Ayrıca çantanda ne var? İnleme sesi geliyor sanki," dedi şüpheyle yaklaşarak.
Helin bir an ne diyeceğini bilemedi, sonra toparlandı.
"Çantamdan inilti gelmiyor. Sadece midem bozuk, o kadar. Odama geçeceğim, izin verirsen," dedi.
Adam başını salladı.
"Yemek yaptım. İstersen gel, ye."
"Olur," dedi Helin.
Odasına girip ne olur ne olmaz diye kapıyı kilitledi. Polaris'i çantadan çıkardı.
"Aferin kızıma," dedi. "Sana yemek getiririm ama ne olur ses yapma. Babam acımasızdır, seni tekrar ormana bırakır."
Kapıyı açtı. Son kez Polaris'e baktı ve gülümsedi. Sonra hızla mutfağa indi.
Babası masadaydı. Ona da bir kase çorba koymuştu. Helin masaya oturdu. Babası konuşmaya başladı.
"Galiba artık ormanda geç saatlere kadar duramayacaksın."
"Nedenmiş? Ne oldu, baba?" diye sordu Helin.
"Haberleri duymadın mı? Ormanda kurtlar varmış. Vahşilermiş ve altmıştan fazla kurt olduğu söyleniyor. Sana zarar gelmesini istemem," dedi babası.
Helin şaşırmıştı. Aklına Polaris geldi.
"Baba," diye sordu, "bu kurtlar ne renkmiş?"
"Galiba genellikle beyazlarmış. Hatta bilim insanları bile bu civarda beyaz kurtlar olmasına şaşırmış. Anladığım kadarıyla ya Alaska'dan ya da Klondike'den gelmişler. Ama sen niye bu kadar merak ettin? Yoksa bir kurt mu sahipleneceksin?" dedi alaycı bir şekilde.
"Yoo, sadece artık ormana gitmem yasak mı?" dedi Helin.
"Evet," diyerek kestirip attı Ata.
Bu sırada Helin'in odasından bir uluma yükseldi.
Bölüm Yorumları