Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
O uğursuz günün üzerinden tam bir hafta geçmişti. Gece için zaman sanki durmuş, o merdivenlerde donup kalmıştı. Masasının üzerinde duran ve arkasında "Pamir Soykan" yazan o eski anahtarlık, her sabah ona uğradığı haksızlığı ve avuçlarının arasından kayıp giden hayallerini hatırlatıyordu. Ancak Gece, kolayca pes edecek biri değildi. Ne olursa olsun o adliye binasına tekrar girecek ve kendi yolunu çizecekti.
Yarım kalan evrak işlerini tamamlamak ve yeni bir başvuru dönemi için bilgi almak amacıyla, bir hafta sonra yeniden adliyenin o devasa taş binasının önündeydi. Hava yine kapalıydı, gökyüzü her an ağlayacakmış gibi duran gri bulutlarla kaplıydı. Gece, derin bir nefes alarak o gün çarpışmanın yaşandığı merdivenleri bu kez temkinli adımlarla tırmandı ve ağır cam kapıyı iterek içeri girdi.
İçerisi, dışarıdaki soğukhavaya inat insan kaynıyordu. Takım elbiseli avukatlar, ellerinde dosyalarla koşturan mübaşirler ve koridorlarda endişeyle bekleyen insanlar... Gece, kalabalığın arasından sıyrılıp ikinci kattaki kalem odasına doğru yürümeye başladı. Tam koridorun köşesini dönecekken, birkaç metre ilerideki büyük duruşma salonunun kapısında bir hareketlilik dikkatini çekti.
Polisler ve avukatlar bir çember oluşturmuş, hararetli bir şekilde konuşuyorlardı. Gece, adımları yavaşlatarak o tarafa doğru baktı. İşte tam o an, kalbi göğüs kafesini yırtacakmış gibi hızla çarpmaya başladı. Damarlarındaki kanın buz kestiğini hissetti.
Kalabalığın tam ortasında, arkası dönük olsa bile o omuz yapısını, karmakarışık siyah saçları ve sırtındaki o siyah deri ceketi hemen tanımıştı.
Pamir.
Bir hafta boyunca rüyalarında bile hesap sorduğu, hayatını altüst eden o çocuk tam karşısında duruyordu. Gece, öfkesine hakim olamayarak adımlarını hızlandırdı. Amacı onun karşısına dikilmek ve "Bak, mahvettiğin hayat burada!" diye bağırmaktı. Ancak birkaç adım daha yaklaştığında, durumun düşündüğünden çok daha farklı ve ciddi olduğunu fark etti.
Pamir’in etrafı sarılmıştı. Yanındaki yaşlıca bir avukat, elindeki dosyaları polislere göstererek yüksek sesle konuşuyordu: "Müvekkilim Pamir Soykan’ın bu olayla hiçbir ilgisi yoktur! O gün saat tam 08.42'de adliyenin önünde olduğunu kanıtlayacak şahitlerimiz var!"
Gece duyduğu saatle birlikte olduğu yerde çakıldı. 08.42. Pamir'in ona çarptığı, hayatını mahvettiği o tam dakikaydı.
O sırada Pamir başını yana doğru çevirdi. Yüzü solgundu, gözlerinin altı çökmüş gibiydi ve o ilk günkü aceleci, gizemli ifadesinin yerini derin bir çaresizlik almıştı. Bakışları koridordaki kalabalığı tararken, aniden Gece’nin gözleriyle kesişti.
Pamir duraksadı. Gözleri şaşkınlıkla irileşti. Bir hafta önce merdivenlerde evraklarını çamurlu suya düşürdüğü o hırslı kızı hemen tanımıştı. Pamir’in dudakları hafifçe kıpırdadı, sanki bir şey söylemek istiyor ama söyleyemiyordu. O an, Gece onun gözlerinde bencil bir suçlunun değil, çok büyük bir tuzağa düşürülmüş bir insanın çırpınışını gördü.
Tam o sırada polislerden biri Pamir’in koluna girdi. "Pamir Bey, ifade vermeniz için içeri geçmemiz gerekiyor. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti sizi bekliyor," dedi.
Pamir, kolu çekilirken bile gözlerini Gece’den ayırmadı. Bakışlarıyla adeta yalvarıyordu. Gece ise elini refleks olarak cebine attı ve bir haftadır yanında taşıdığı o metal anahtarlığı sıktı. O an anladı ki; Pamir o gün merdivenlerden öylesine kaçmıyordu. Hayatı için, belki de özgürlüğü için kaçıyordu. And içtiği o nefret, bir saniyede yerini büyük bir meraka ve çözülmesi gereken karanlık bir davaya bırakmıştı.
Gece, arkalarından kapanan duruşma salonunun kapısına bakarken kendi kendine fısıldadı: "Demek şahit arıyorsun Pamir Soykan... Ve senin tek şahidin, hayatını mahvettiğin o kız."
Bu bölümü beğendin mi?
Bölüm Yorumları