Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
Koridordaki ses giderek yaklaşıyordu.
Vagonun içindeki herkes aynı anda başını kapıya çevirdi. Yaşlı kadın gözlerini açtı. Takım elbiseli adam yavaşça ayağa kalktı.
Ama kimse konuşmadı.
Mert’in yanında oturan kız kulaklığını çıkardı.
“Başladı…” diye fısıldadı.
Mert kaşlarını çattı.
“Ney başladı?”
Kız cevap vermedi.
Vagon kapısı ağır ağır açıldı.
Koridorda uzun boylu bir görevli duruyordu. Siyah üniforması eski görünüyordu. Şapkası yüzünü gölgede bırakıyordu.
Ama en garip şey…
Ayakları görünmüyordu.
Sanki yere basmadan hareket ediyordu.
Görevli boğuk bir sesle konuştu:
“Bilet kontrolü.”
Takım elbiseli adam titreyen ellerle biletini uzattı.
Görevli bilete baktı.
Sonra başını yavaşça kaldırdı.
“Yanlış vagon.”
Adamın yüzü bembeyaz oldu.
“Hayır… hayır, ben doğru bindim…”
Görevli bir anda adamın kolunu tuttu.
Adam çığlık attı.
Mert yerinden fırladı.
“Bırak onu!”
Ama görevli insan gibi güçlü değildi.
Adamı koridora sürüklemeye başladı.
Diğer yolcular hiçbir şey olmamış gibi önlerine bakıyordu.
Kız aniden Mert’in kolunu tuttu.
“Sakın karışma!”
“Adamı götürüyorlar!”
“Eğer dışarı çıkarsan geri dönemezsin.”
Koridordan gelen çığlık bir anda kesildi.
Sessizlik.
Sonra…
Trenin hoparlörlerinden eski bir anons duyuldu:
“Sayın yolcular… Gece Treni’ne hoş geldiniz. Bir sonraki durağımız: Kayıp İstasyon.”
Vagonun ışıkları tekrar titredi.
Ve pencerenin dışındaki manzara değişti.
Artık rayların yanında şehir yoktu.
Dışarıda yalnızca sonsuz karanlık vardı.
Mert yavaşça cama yaklaştı.
Karanlığın içinde insanlar duruyordu.
Yüzlerce kişi.
Hareketsiz.
Ve hepsi trene bakıyordu.
Bir anda içlerinden biri başını kaldırdı.
Bu…Mert’in babasıydı.
Bu bölümü beğendin mi?
Bölüm Yorumları