Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
Bölüme başlamadan önce şunu belirtme ihtiyacı hissediyorum: Yazım dili çok sade ve basit. Çünkü basit ve sade bir dille yazıyorum.
Yazdığım diğer kitaplar kafamı çok kurcaladığı için böyle basit bir kugu yazmaya karar verdim. Hem siz bir çırpıda okuyacaksınız hem de ben ufak bir ara vermiş olacağım.
Okulda başladığı için böylesi daha iyi. Çok uzattım gibi hissettim.
Zevkli okumalar...
⛸❄️⛸
1 hafta sonra. Rövanş,
Alarmın kulak tırmalayn iğrenç sesiyle uyandım. Bir gözüm açık diğer kapalı gibiydi. Hayko Çepkin gibi, severim. Bi'de koynumda bir adet Ayten'le. Ne ara yatağıma gelmiş ve uyumuştu bilmiyorum ama sorun değil. Tüm çocukluğumuz böyle geçmişti. Gece, aynı evde uyuduğumuz zaman, sebepsiz yere hep yanıma gelirdi.
Hayko Çepkin cosplay denemeleri yapmaya devam ederken yatakta oturur pozisyona geçtim ve Ayten'i itekledim. Zaten çok hafif bir uykusu vardı. Hemen uyandı. Saçlarını topladığı için dağınık değildi. O daha olayları kavrayamadan "Senin ne işin var yatağımda?" diye şakayla karışık sinirle konuşmaya başladım.
"Gitti," dedim bu sefer. Oda yatakta oturur pozisyona geçti ve gözlerini kocaman açarak bana baktı. Balığa benziyordu şu an.
"Ne gitti?" meraklı sesi uykuluydu.
"Namusum," dedim ve başımı ondan öte tarafa, sağa, çevirdim. Sağ elimi ağzıma kapattım. Sonra ona döndüm. "Namusum elden gitti. Benimle evlenmek zorundasın Ayten." ciddiyetim karşısında bana biraz daha balık gibi baktı.
"Boş yapma." sesi bu defa boğuk çıkmıştı. Üzerindeki pijamala ayağa kalktı. Ona biraz uzun geliyordu. Tam kapıdan çıkacakken durdu ve bana döndü. "Bugün buz patenine gidiyoruz değil mi?!" coşkuyla sorduğu soru karşısında farkındalık yaşadım. Evet, bugün rövanş günüydü. Aşırı derecede hiperaktif biriydi. Bir de utanmazın teki. Küçükken de böyleydi.
"Evet," dedim. Sonra hızlıca hazırlanmak için odadan çıktı.
Bende ayağa kalktım ve saçımdaki siyah tokayı çıkartıp bileğime taktım. Dolabı açarken aklıma Andrei düştü. Gözleri... O gözleri çok güzeldi... Andrei'i, hatta sadece gözlerini düşündüğüm an kalbim anlamsız bir şekilde hızlanmaya başladı.
O an kendime geldim. "Buğu! Kızım kendine gel, arkadaşın olabilir ama asla..." bu sefer kabim sinirden hızla atıyordu. Sakinleşmeye çalışarak dolabımdan limon küfü, uzun kollu dampeli, bir bluz aldım. Altına da siyah bir kot.
Hızlıca hazırlandım. Saçlarımı taramakla yetinmiştim. Yüzüme hafif, doğallığı bozmayan bir mkayaj yapmıştım.
Odadan çıkıp mutfağa yöneldim. Kahvaltı yapmayı sevmezdim. Bir iki lokma bir şey atıştıracaktım, dolabı açtım ve içine baktım. Bu sırada Ayten'in şarkı söyleyen sesini duyuyordum. "Nasıl hiçbir şey yok ya..." annemi dinlemeliydim. Beni iki gün önce aradığında ve 'Mutfak alışverişi yapmayı unutma' dediğinde onu o an dinlemeliydim.
"Ayten!" dedim ve ona seslendim. Banyo kapısı açıktı, içeri baktım. Eyeliner çekiyordu. "Yolda giderken poğaça falan alalım. Dolap bomdoş." dedim. Başıyla onayladı.
Tekrar mutfağa yöneldim ve su içtim. "Buğu," diye yanıma geldi Ayten. "Kendi patenlerimizi mi alsak?" bir de paten taşımakla hiç uğraşamazdım.
"Tesis paten veriyor zaten, ne gerek var." başıyoa onayladı ve oda kendine bir bardak su doldurdu. Yanakları makyajdan mı yoksa heyecandan mı emin olamadığım bir şekilde pespembeydi. Dudaklarına hiç dokunmamıştı.
Gri, düğmeli bir bluz, altına da benim gibi siyah bir kot giymişti. "Hadi çıkalım." dedim.
⛸❄️⛸
BELPA'ya ulaşmamız normal şartlar altında en fazla 40 dakika sürüyordu. Ama şu an lanet bir adamın bize trafikte sataşması yüzünden bir buçuk saat sürmüştü! Bu sinirle buz pateni yapmam tehlikeliydi, çünkü her an yere sert bir şekilde düşebilirdim.
İçerisi soğuk olduğu için ceketlerimizi giydik. Buz patenlerimizi de aldık ve büyük piste çıktık. Tepemizdeki spot, galiba, ışıklar burayı aydınlatıyordu. İnsan sayısı çok fazla olduğu için Çınar ve Andrei'i görememiştik. "Neredeler? Görebildin mi?" bu soruyu sorarken kolumu kavramıştı Ayten.
Yavaş yavaş patrn süremeye ve etrafımıza bakmaya devam ederken konuştum. "Zahmet edip sevgilini arayabilir misin canım benim?" dedim ters bir şekilde. O an aydınlanmış olmalı ki kolumu serbest bıraktı ve telefonunu eline aldı.
Lakin gerek kalmamıştı çünkü onları görmüştüm. Onlarda bizi görmüştü ve yanımıza geliyorlardı. "Geliyorlar," dedim. Başını kaldırdı ve Çınar'a baktı. Hızlıca onun yanına gitti ve boynuna sarıldı, gerçi Çınar eğilmeseydi zordu. Bir ara dengelerini kaybedecek gibi oldular ama toparladılar.
"Selam," Andrei'in sesini sol tarafımda duydum. Yanıma gelmişti, çikokata ve portakal karışımı mayhoş parfüm kokusunu da beraberinde getirmişti. Şu an karşımda bir Yunan tanrısı duruyor gibiydi. Hatta direkt Zeus'un kendisi.
"Selam," dedim. Gözlerini gözlerime kenetledi. Sonra yüzümü incelemeye başladı. Tam ağzımı açıp bir şey söyleyecekken güldü ve o konuştu.
"Hazır mısın toksa ısınacak mısın?" arsızca güldüm. "Hazırsın ha?" alaycı bir tavrı vardı. En iyi sürüş için dizlerimi hafif kırdım ve öne eğildim.
"Üç..." dedi. Bir süre durdu. "İkiii..." son harfi uzatmıştı ve ben buna çok sinir olmuştum. Acun Ilıcalı mısın sen? "Bir!" dedi ve bir ok gibi fırladı.
Tabii şaşkınlığım, kısa sürmüştü ve bende peşinden hızlıca kaymaya başlamıştım. İnsanların arasından rüzgar gibi süzülürken aramızdaki farkta pek de bir değişiklik olmuyordu.
Sola dığru dönecekken bir anda dengemi kaybettim ve dünyam altüst oldu. Sonra acı bir şekilde yere düştüm ve sonra da kayarak pistin kenarına çarptım. O an çığlık attım. "AHH!" yaşadığım acının haddi hesabı yoktu.
Gözlerimi acının etkisiyle sıkıca kapattım. Gözyaşlarım süzülürken doğrulmaya çalıştım. "BUĞU!" Ayten'in sesini duydum ama gözlerimi açıp nerede diye bakamadım. Hareket edemiyordum. Her hareketim acı veriyordu, sanki nefes alışım bile acı veriyordu.
Birinin "Ambulansı arayın!" diye gür bir sesle konuştuğunu duydum. Andrei miydi? Oydu, çünkü o ses sonra küfürler ede ede yanıma geliyordu. Yani ses yaklaşıyordu.
Bir süre sonra kokusunu soludum. Bir an için acı yok oldu. "Sakin ol..." diye fısıldadı. Şu an ağlamaktan gözlerimi açamıyordum ama şuna emindim: Ayten hüngür hüngür ağlıyordu ve Çınar ona sakin olmasını söylüyordu. Bi'de etrafımda çok fazla insan vardı.
Yurdumun insanı...
Kaostan besleniyor. Nerede birine bir şey olsa yardım etmek yerine izlemeyi ve olayı anlamaya çalışmayı tercih ediyordu. Yani çoğu böyleydi. Çok azda olsa yardım eden oluyordu. Kameralarla çekiliyor olabilir miydim? Muhtemelen. Sıkıntı değil. Çektiğim acının sorumluları bu sayede ceza alacaktı. Maalesef günümüzde adaleti 'medya' yönetiyordu.
"Hey," onun sesimi duyunca sıklaşan nefesimi kontrol etmeye çalıştım. "Sakin ol..." elinin ayağıma değdiğini hissettim. "Kırık buz pateni mi? Ciddi misin?"
⛸❄️⛸
"Buğu!" önümde sallanan el ile kendime geldim. Dur... Hepsi hayal miydi? Tabii ki de hayldi! Kendine gel Buğu! Andrei'e karşı neden ekstra böyle düşüncelerin var?
...ve hayalinde neden bir Wattpad kızısın? Yahu, adamın kokusunu bile hayal ettin... "Ayten," dedim. "Bana bir süre Wattpad kitabı okumayı yasakla." dedim ciddiyletle. Ayten bana kaşlarını çatarak baktı. Tavrımı anlamlandırmaya çalışıyordu.
Wattpad cidden kafamı çok bozmuş. Tamam, okumayı seviyorum ama bazen dozunu abartıyor olabilirm. Sonra da bu oluyor işte. Saçma sapan hayaller falan...
"Hey!" Ayten bana cevap veremeden biri bize seslenmişti. Sesin geldiği yöne baktığımda Andrei ve Çınar'ı gördüm. Girişte bekliyorlardı. Onların yanına gittik.
Andrei siyah, düz bir tişört, üstüne yine siyah bir gömlek ve altına da siyah kot giymişti. Bugün simsiyah giyinmişti ve bu saçlarını ve gözlerini öne çıkartmıştı.
Ayten, Çınar'ın boynuna sarılırken Andrei bana doğru bir adım etti ve yüzüme eğildi. "Rövanşa hazır mısın Buzul?" dedi. Buzul mu? "Bu sefer kim kimi alt edecek göreceğiz." Yine dişlerimi gözüme sokmak istercesine güldü.
"Buzul ha?" dedim tek kaşımı kaldırarak. Cevabı gülmeye devam ederken tesise girmekti.
Buzul... Hani hoşuma da gitmedi değil...
Bu bölümü beğendin mi?
Bölüm Yorumları