Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
KONUM: ÇOBANBEY (RAİ) SEKTÖRÜ / SURİYE KUZEY KIRSALI
ZAMAN: 23AĞUSTOS 2016 (FIRAT KALKANI HAREKATINA SON 1 GÜN)
“Teğmenim, araca bineli neredeyse üç saat oldu hala sessizsin. Ne o, meslek ağır mı geldi ilk günden yoksa JÖH’ü görünce dilin mi tutuldu çaylak?”
Karşısındaki teğmen cevap vermek için yeltendiği anda büyük bir patlama ile bindikleri Kirpi-II sarsılarak durdu. Sürücü bölmesinden yükselen o tiz metal sürtünmesi ve lastiklerin altından gelen alev saniyeler içinde gövdeyi sardı.
“EYP var! Araç tahliye! Hızlı, hızlı, hızlı! Çevre emniyeti al!”
Jandarma Özel Harekat Yüzbaşı Yaman Özbek’in araç içinde kükreyen tok emriyle birlikte, tim mutlak bir refleksle kapakları patlatıp kendini dışarı attı. Her personel en yakın mevziiye kusursuz bir uyumla daldı ve namluları dışa çevirdi.
Yaman, kulaklığındaki telsiz mandalına bastı: “Skadi, hakim bir gözetleme noktasına sıçra. Bizi koru. Fırla!”
Timin keskin nişancısı aldığı emirle birlikte bir gölge gibi yıkık bir duvarın arkasına kayıp gözden kayboldu. Gövdesi hala yanan zırhlı araçtan patlama riskine karşı hızla uzaklaştılar.
Yaman, siper aldığı kerpiç duvarın arkasından yanındaki çömeze baktı: “Teğmen, ne şans varmış sende de... İlk günden cehenneme bilet kestin.”
Sarp, gözünü dikey nişangahından ayırmadan, sesindeki o buz gibi mekanik tonu koruyarak cevap verdi: “Yüzbaşım, geri çekilmeliyiz. Yanlış istikamette ilerliyoruz.”
“Bize verilen emir ilerlememiz yönünde çaylak yol üstünde de seni birliğine teslim etmemiz isteniyor. Hem Kirpi’mi alan soysuzlara bunun hesabını sormadan dönmem teğmen. Korktuysan açık arazi arkanda, tek başına dönebilirsin ama ben bana söylenen yere seninle ya da sensiz bir şekilde giderim,” diyen Yaman telsiz mandalına dokundu: “Barut Timi, köy içinde yaya intikale geçiyoruz. Sektör emniyetlerini kaybetmeyin, tekrar ediyorum yola yaya devam edeceğiz.”
Yaya nizamda, binaların kör noktalarını keserek köyün derinliklerine doğru ilerledikleri sırada, çatılar ve pencereler de dahil olmak üzere her yönden üzerlerine yoğun bir çapraz ateş başladı. Mermiler kerpiç duvarları döverken Yaman’ın sesi telsiz hatlarında bir kez daha yankılandı.
“Beyler, harekat iptal. İlerlemeyi durduruyoruz. Teğmeni asıl birliğine başka sefere teslim ederiz. Sistematik bir şekilde geri çekiliyoruz. Düşman unsurlar kalabalıklaşıyor. Herkes badisine sahip çıksın. İkili nizamda geri çekiliyoruz.”
Barut timi, Suriye’nin tozlu ve savaştan yıkılmış çarpık binalarının arasından nizamî bir esnemeyle kademeli olarak geriye kaymaya başladı.
“Tim, kendini riske atmıyorsun. Her şey doktrine uygun gerçekleşecek. Kahramanlık istemiyorum, disiplin istiyorum.”
Yaman’ın emrindeki tüm tim, sırayla telsiz mandallarına basıp milisaniyelik aralıklarla aynı asil cevabı verdi:
“Anlaşıldı Barut Bir. Geri çekiliyoruz.”
Geri çekilme esnasında önlerine çıkan birer ikişer terörist unsur, mutlak bir profesyonellikle, mermi israf edilmeden indiriliyor; tim geriye doğru kaymaya devam ediyordu. Çatılarda ise Skadi’nin mermileri sayesinde kimse kalmamıştı. Tam o sırada Yaman, hücum yeleğinin iç cebindeki o kesik titreşimi fark etti. Görev esnasında tek bir numara dahil, dünyadaki bütün şebekelere kapalı olan, yalnızca karargahla irtibat kuran kriptolu özel bir telefondu bu.
Yaman güvenli bir kör noktaya geçer geçmez telefonu çıkardı. Arayan kişi Karargah Komutanının ta kendisiydi. Sağı solu kontrol edip içinden okkalı bir küfür savurarak yeşil tuşu kaydırdı:
“Emredin komutanım.”
“Barut. Kirpi’den sinyal alamıyoruz ne oldu?”
“EYP’ye denk geldik. Yaya ilerlemeye çalıştık ama yollar terörist dolu. Geri çekiliyoruz.”
“Geri çekilme iptal Barut. İlerlemeye devam edin.”
“Anlaşılmadı komutanım.”
“Nesi anlaşılmadı oğlum? Geri çekilme iptal. Sektörde ilerlemeye devam edin.”
“Tekrar ediyorum. Anlaşılmadı komutanım.”
“Yaman, bilerek yaptığını biliyorum, bana emir tekrarı yaptırma lan! İlerlemek zorundasınız. Meskun mahal sektörünün diğer tarafında yardım için gelen bir çocuk doktoru ve bir pedagog var. Yerel rehberleriyle irtibat koptu. Güvenli bölge zannederek eski mülteci kampının olduğu açık alana doğru ilerliyorlar. Bölgeye başka bir unsuru daha sevk ettik ama oraya en yakın sizsiniz. Benim orada Barut’a ihtiyacım var.”
Yaman etrafına bakıp öfkeyle yerdeki bir şarapnel parçasını tekmeledi. Dişlerini sıkarak konuştu:
“Komutanım, ilerlersek bölgeden çıkamayabiliriz. Araç EYP ile vuruldu, yaya kaldık. Köy leş gibi terörist dolu, çok kalabalıklar. Geri çekiliyoruz! Sektörün ilerleyen kısımlarında ne kadar tuzaklama var bilmiyoruz. Hem çatışıp hem de yolda EYP kontrolü yaparak nasıl ilerleyeceğiz? Askerimi bu siktiğimin yerinde feda etmek istemiyorum. Emrinizi geri çekin.”
“O gönüllülerden ikisi de ülkenin çok saygın iş adamlarının kızları, Yaman.”
Yaman’ın gözü döndü, telsiz disiplini o an paramparça oldu: “Sikeyim iş adamını! Biz de bu vatanın halis evlatlarıyız komutanım! Benim adamlarımdan onları daha kıymetli yapan şey nedir?”
Albay’ın sesi pürüzsüz bir netlikle, adeta bir balta gibi indi hattın ucundan: “Kimse sizden daha kıymetli değil ama emir açık, Yaman. İlerlemezseniz sen dahil bütün Barut timi soruşturmaya dahil olacak. İntikal bölgesi: Eski mülteci kampı. Çıkış yap.”
Yaman, “Kampına da iş adamına da pedagoguna da…” diye başlayan bir küfre niyetlendiği sırada telefon yüzüne kapandı. Ekrana bakıp derin bir nefes aldı. “Ah be baba, böyle emir mi verilir?” diye söylenerek telsiz mandalına bastı: “Barut Bir konuşuyor tim. Geri çekilme iptal, ilerliyoruz.”
Az önce Yaman’ın Albay’a yaptığının tam aksine, telsizlerde sadece keskin ve net bir asaletle yankılanan o tek cümle duyuldu:
“Anlaşıldı Barut Bir.”
“İntikal bölgesi, dün gece boşaltılan mülteci kampı beyler.”
Yaman, vücudunu binalara yapıştırıp sadece nişan alan gözü ve tetikte bekleyen kolu dışında her yerini saklayarak timin ilerisine doğru seri adımlarla geçti. En önde o gidiyor, time yolu o açıyordu. İkili nizamda ilerlediği asker, ekibe geçici süreliğine katılmış Sarp teğmendi.
“Sarp, kendini koru aslanım. Burnunu çok çıkartıyorsun.”
“Anlaşıldı Barut Bir.”
“Başlatma Barut Bir’ine Sarp! Telsiz konuşması mı yapıyoruz şurada?”
“Emredersiniz komutanım.”
Yaman sabır dilercesine başını salladı: “Çok işimiz var Sarp seninle, çok…”
Tam o sırada karşı sokağın köşesinden fırlayan dört unsur, kafalarına yedikleri birer kurşunla yere devrildiler. İkisini Sarp, ikisini Yaman indirmişti.
Yaman şaşırdığını belli etmeden konuştu. “Aferin çaylak, hızlısın.”
“Sağ olun komutanım.”
“Götün kalkmasın hemen çaylak, daha yolun başındasın.”
“Emredersiniz komutanım.”
“Hay senin komutanına…” Yaman, Sarp’la muhabbet kurup üzerindeki o operasyonel stresi biraz olsun dağıtmak istese de teğmenin araya koyduğu o aşılmaz askeri mesafeden dolayı canı sıkıldı ve muhabbeti kesti. Birliğine götürmek için aldıkları bu teğmenin sıradan bir asker olmadığını fark etmişti. İçinden heralde o da bizim gibi bir özel harekatçı diye geçirdi. Ardından telsize döndü:
“Barut Bir'den Skadi’ye.”
“Skadi dinlemede, Barut Bir.”
“Sesine ne oldu senin çok boğuk geliyor. Neyse durum raporu ver Skadi?”
“Kulaklığa toz kaçmış olmalı, sesim ondan bozuk geliyordur. Konumumu aldım komutanım, köyden çıkana kadar gözünüz benim. Çok kalabalıklar. Siz çıkarsınız köyden ama ben tekrar time fiziki olarak dahil olamayabilirim. Dönüşte beni buradan almayı unutmayın. Ölümü ya da dirimi... Ne varsa artık, beni burada bırakmayın. GPS’im aktif. Anlaşıldı mı Barut?”
“Sen benim astımsın ne anlaşıldı mı? Çık gel time katıl. Ya hep ya hiç. Başlatma avcılığına.”
“Komutanım çok kalabalıklar ben burada olmazsam kayıpsız çıkamazsınız. Tekrar soruyorum Anlaşıldı mı Barut?”
“Of! Anlaşıldı Skadi. Anlaşıldı. Seni almaya geleceğiz. Sakın öleyim deme.”
Yaman telsiz mandalını bıraktığında, yol boyunca önlerinde yerde yatan cesetler dışında bir düşman unsuruyla karşılaşmayacaklarını biliyordu. Çünkü hakim bir bölgeye konuşlanan Skadi, onların yolunu çoktan temizlemeye başlamıştı bile. Köyden çıkana kadar yol boyunca büyük bir zarafetle sadece kafadan vurulmuş leşler uzanıyordu.
Köyden çıkıp intikal bölgesine ulaşmaları yaklaşık bir saatlerini almıştı. Yol boyu ufak tefek pürüzler çıksa da durmamışlardı. Köyün korunaklı yapısından çıkıp çölün o çıplak düzlüğüne adım attıklarında ise, her an her yerden gelebilecek tehlikelere karşı tamamen açık bir şekilde eski mülteci kampına doğru ilerlemeye devam ettiler. Şanslarına, köyün içindeki o kalabalık terörist grup, karşılarındaki bu çelikten ekibi takip etmek yerine köyde kalmayı tercih etmişti. Yoksa bu açıklıkta şehit vermeden çıkmaları askeri olarak mümkün değildi. Yaman geride kalan Skadi’yi düşünüp sinirlendi.
“Beyler hızlanıyoruz. Skadi için tekrar dönmemiz lazım. Eğlence yok. Teslim almak yok. Acımak o zaten yok.”
Mülteci kampının yakınına geldiklerinde hepsi konumlarını aldı. Bölgedeki durum analizi tam bir faciaydı. Barut timinden önce bölgeye intikal eden diğer birlik, terörist unsurlar tarafından pusuya düşürülüp şehit edilmişti. Ortalığı bir anlığına ölümün o ağır, sarsıcı sessizliği kapladı.
Yaman durumu fark ettiği o kan dondurucu saniyede, kampın ilerisinde duran sivil jeepe doğru yürüyen üç adam gördü.
“Ulan Skadi... Bu mesafeden tam sen lazımdın bana. Sen de köyde kalacağım diye tutturdun,” diye söylenerek yanındaki teğmene döndü. “Sarp, elindekiyle bu mesafeden indirebilir misin?”
Sarp, gözünü nişangahtan ayırmadan fısıldadı: “İndiririm komutanım.”
“İyi o zaman. Biri sende, ikisi bende.” Yaman telsiz mandalına dokunup timine son emrini verdi: “Tim, atışımla birlikte düşman unsurlarını yok ediyoruz. Yeterli mühimmat yok. Sadece güvenli bir alan oluşturalım Sarp ve ben araca doğru ilerleyeceğiz. Kadınları aldıktan sonra aynı şekilde geri çekiliyoruz. Mermileri boşa harcamayın ve konumlarınızı yitirmeyin. Bir gözünüz de biz de olsun.”
Tam o anda, jeepin içinden dışarıya doğru sertçe fırlatılan ikinci kadını gördüler.
GÜM!
İlk olarak Sarp’ın tüfeği ateş aldı. Hemen ardından Yaman’ın ve timin namlularından çıkan ölüm kusan mermilerle birlikte ortalık tam bir cehenneme döndü.
Her mermi bir leşti. Çünkü Barut asla ıskalamazdı.
Yayın takviminde yaptığım son değişiklikle birlikte pazar salı ve perşembe günleri 19.00 da okubunu ve Wattpad'de yayında. Keyifli okumalar dilerim. Yorumlarınızı bekliyorum.
Bu bölümü beğendin mi?
Bölüm Yorumları